İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2026/994 Karar: 2026/2742 Tarih: 2026

Yargıtay 11. Ceza Dairesi — Nitelikli Yağma Kararı (E.2026/994 K.2026/2742)

11. Ceza Dairesi 2026/994 E. , 2026/2742 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/605 E., 2020/520 K. SUÇ : Dolandırıcılık İBAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Yatağan Asliye Ceza Mahkemesinin, 2

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2026/994 E. , 2026/2742 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/605 E., 2020/520 K. SUÇ : Dolandırıcılık İBAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Yatağan Asliye Ceza Mahkemesinin, 2

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2026/994 E. , 2026/2742 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/605 E., 2020/520 K. SUÇ : Dolandırıcılık İBAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Yatağan Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.09.2020 tarihli ve 2018/605 Esas, 2020/520 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 6000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 05.12.2020 tarihi itibarıyla kesinleştirildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 16.01.2026 tarihli ve 2025/2697 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.01.2026 tarihli ve KYB-2026/12172 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.01.2026 tarihli ve KYB-2026/12172 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, 1-Katılan ...'ın babası olan diğer katılan ...'a ait 09 (..) (...) plaka sayılı aracın satışı için internet üzerinden ilan verdiğinin, sanık ... ile talep dışı sanık ...'ın katılanla irtibata geçerek aracın satışı hususunda anlaştıklarının, devir amacıyla bir araya geldiklerinde, sanıkların katılana paranın EFT yoluyla hesabına gönderildiğine ilişkin sahte olarak oluşturulmuş banka dekontunun ekran görüntüsünü göstermek suretiyle hileli hareketlerde bulunarak aracın devrini sağladıklarının iddia ve kabul olunması karşısında; sanığın sübutu kabul edilen eyleminin, 5237 sayılı Kanun’un 158/1-f maddesinde düzenlenen bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde, 2-Kabule göre, Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken temel cezanın 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesi gereğince 3 yıl hapis ve 200 gün adlî para cezası olarak belirlenmesini müteakip, adlî para cezasının aynı Kanun'un 52/2. maddesi uyarınca bir gün karşılığı olarak takdir edilen 20,00 Türk lirası ile çarpılması sonrasında, sonuç olarak 3 yıl hapis ve 4.000,00 Türk lirası adlî para cezası yerine, hesap hatası yapılarak 3 yıl hapis ve 6.000,00 Türk lirası adlî para cezasına karar verilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5237 sayılı Kanun "Nitelikli dolandırıcılık" başlıklı 158. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi; "(1) Dolandırıcılık suçunun; f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz." Şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun'un suç tarihinde yürürlükte bulunan "Adli para cezası" başlıklı 52. maddesinde; "(1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir. (2) En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir. (3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir. (4) Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir." Denilmektedir. 3. Bu açıklamalar ışığında inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde, 25.12.2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun'un 12. maddesi ile 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “nitelikli dolandırıcılık (m. 158),” ibaresinin madde metninden çıkartılması karşısında, bu tarihten sonra görev yönünden bozma kararı verilemeyeceği gözetilerek yapılan incelemede; katılanlardan ...'ın, babası olan diğer katılan ...'a ait 09 (..) (...) plaka sayılı aracın satışı için internet üzerinden ilan verdiğinin, sanık ... ile talep dışı sanık ...'ın katılanla irtibata geçerek aracın satışı hususunda anlaştıklarının, aracın devri amacıyla bir araya geldiklerinde sanıkların katılana paranın EFT yoluyla hesaba gönderildiğine ilişkin sahte olarak oluşturulmuş banka dekontunun ekran görüntüsünü göstermek suretiyle hileli hareketlerde bulanarak aracın devrini sağladıklarının iddia ve kabul olunması karşısında; sanığın eyleminin, 5237 sayılı Kanun’un 158/1-f maddesinde düzenlenen bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı kanun'un 157. maddesi uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulması ile sanığın sübutu kabul edilen dolandırıcılık suçu yönünden, 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesi uyarınca temel ceza olarak 3 yıl hapis ve 200 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildikten sonra, belirlenen 200 gün adli para cezasının, 5237 sayılı Kanun'un 52/2. maddesi uyarınca 20,00 TL ile çarpılması neticesinde sonuç olarak 4.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılması yerine, 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılması suretiyle fazla ceza tayini Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi belirtilen gerekçelerle yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Yatağan Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.09.2020 tarihli ve 2018/605 Esas, 2020/520 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, ceza miktarı bakımından aleyhe sonuç doğurmamak üzere, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b. maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.03.2026 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla