Karar Özeti
Çevre tahribatından ve kirliliğinden doğan tazminat davalarında, kirleten ile zarar arasında laboratuvar kesinliğinde mutlak bir ispat aranmaz; failin eyleminin zarara yol açmaya elverişli olduğunu gösteren "olağan (uygun) sebep-sonuç ilişkisi" tazminat sorumluluğu için yeterlidir.
Karar Detayı
"2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca, çevreyi kirletenler ve çevreye zarar verenler sebep oldukları kirlenme ve bozulmadan ötürü kusur şartı aranmaksızın (kusursuz sorumluluk) sorumludurlar. Çevre davalarının doğası gereği, kimyasal veya atık bazlı zararların ekosistem üzerindeki yayılımını, yeraltı sularına karışma yollarını %100 kesinlikte, matematiksel bir illiyet bağı ile ispatlamak mağdur açısından imkansızlığa yakın bir ispat zorluğu doğurur. Bu nedenle, çevreye verilen zararlarda geleneksel haksız fiil sorumluluğundaki katı illiyet bağı kriteri esnetilmeli; davalının faaliyetinin niteliği, salınan atıkların türü ve bölgedeki zararın ortaya çıkış şekli göz önüne alındığında, bu faaliyetin zarara yol açmasının 'hayatın olağan akışına ve bilimsel verilere göre muhtemel (olağan) sebep' olduğunun anlaşılması, tazminata hükmedilmesi için yeterli kabul edilmelidir."
Özgün Analiz
Olay Özeti: Davacı çiftçi, arazisinin yakınında faaliyet gösteren bir kimya/tekstil fabrikasının arıtılmamış atık sularını yakındaki dereye deşarj ettiğini, bu dere suyuyla sulanan tarlasındaki tüm ürünlerin kuruduğunu ve toprağın çoraklaştığını ileri sürerek maddi tazminat davası açmıştır. Davalı fabrika yönetimi ise savunmasında; "Bölgede başka fabrikaların da bulunduğunu, tarım ilacı kullanımının da bu sonuca yol açmış olabileceğini; davacının, doğrudan doğruya kendi fabrikalarından çıkan hangi spesifik kimyasalın bitkiyi kuruttuğunu laboratuvar analiziyle kesin olarak (yüzde yüz) kanıtlayamadığını" belirterek davanın reddini istemiştir. Yerel mahkeme "kesin ispat" bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuki İlke: Kusursuz (Tehlike) Sorumluluğu: Çevre Kanunu m.28, kirleteni doğrudan sorumlu tutar. Fabrikanın "tüm önlemleri aldım, bende kusur yok" savunması geçersizdir. İlliyet Bağının Gevşetilmesi (Olasılık Teorisi): Çevre kirliliği davalarında kirliliğin kaynağını atomik düzeyde ispat etmek imkansızdır. Hukuk bu tıkanıklığı aşmak için "olağan sebep (uygun illiyet)" teorisini uygular. Eğer bir fabrika zehirli atık bırakıyor ve hemen yakınındaki arazide kuruma başlıyorsa, aradaki sebep-sonuç ilişkisi kurulmuş sayılır; aksini (zararın başka nedenden olduğunu) ispat yükü kirletene geçer.
Uygulama Sonucu: Yargıtay 4. Hat dairesi, yerel mahkemenin "kesin ispat yok" gerekçeli ret kararını bozmuştur. Yargıtay; bölgede bilirkişi heyetiyle keşif yapılmasına, fabrikanın bıraktığı atıkların bu tarz bir bitki kurumasına "yol açmaya elverişli olup olmadığının" araştırılmasına hükmetmiştir. Eğer bilimsel olarak bu elverişlilik (olağan sebep) varsa, davacının omzuna daha ağır bir ispat yükü yüklenemeyeceği vurgulanarak fabrikanın tarımsal zararı tamamen tazmin etmesi gerektiği karara bağlanmıştır.
Dava Strateji Notu: Bu karar metni (4.HD, çevre tahribatından doğan tazminat davalarında olağan sebep ilişkisinin yeterli olduğunu, kesin ispat ara...) dilekce stratejisinde dogrudan alinmak yerine olay bazli ozgun argumana donusturulmelidir.