İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2024/4409 Karar: 2026/2562 Tarih: 2026

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/4409 K.2026/2562

6. Ceza Dairesi 2024/4409 E. , 2026/2562 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2607 E., 2024/974 K. SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar müdafiinin 27.04.2024 tarihli temyiz dilekçesinin kapsamından sanık ... hakkındaki hükm

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2024/4409 E. , 2026/2562 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2607 E., 2024/974 K. SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar müdafiinin 27.04.2024 tarihli temyiz dilekçesinin kapsamından sanık ... hakkındaki hükm

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2024/4409 E. , 2026/2562 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2607 E., 2024/974 K. SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar müdafiinin 27.04.2024 tarihli temyiz dilekçesinin kapsamından sanık ... hakkındaki hükmü de temyiz ettiği anlaşılmakla sanık ... hakkındaki hükmün kesin nitelikte olduğu belirlenmiştir. Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.06.2022 tarihli ve 2022/160 Esas, 2022/254 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 38/1. maddesi delaletiyle 149/1-a-b-c-h, 38/2 , 35, 62, 63. maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsubuna; sanık ... hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 37/1. maddesi delaletiyle 149/1-a-b-c-h, 35, 62... . maddeleri uyarınca 4 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. İstinaf Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 18.04.2024 tarihli ve 2022/2607 Esas, 2024/974 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiinin istinaf başvurusunun "Sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a,b,c,h madde ve bentleri uyarınca temel ceza belirlenirken birden fazla bendin aynı anda gerçekleşmesi sebebiyle 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi gereğince makul oranda alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği gözetilmeksizin yazılı biçimde alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulması aleyhe istinaf başvurusu bulunmaması nedeniyle bozma nedeni yapılmamıştır" eleştirisi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanıklar Müdafiinin Temyiz İstemi Mağdurun da kabulünde olduğu üzere eylem alacağın tahsili amacı ile yapıldığından, yargılamaya konu olayda 5237 sayılı Kanun'un 150. maddesi delaletiyle kasten yaralama veya tehdit suçuna ilişkin hükümler uygulanması gerektiğine, yargılamaya konu olayın alacağın tahsili amacıyla işlenmiş olmakla birlikte, bir an için maddi gerçekliğin bu olmadığı düşünülse dahi gerek sanıkların beyanı gerekse de mağdurun kabulü ile bu noktada bir şüphe doğduğundan şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiğine, taraflar birlikte hareket ettiğinden azmettirme hükümlerinin uygulanma şartlarının oluşmadığına, mahkemece hukuka aykırı olarak tessis edilen hükmün ıslah amacı ile bağdaşmadığına, hükmedilen cezanın gelecekleri üzerinde etkileri gözönüne alındığında kendileri açısından telafisi imkansız zararlara sebebiyet vereceğine, kararın bozulması gerektiği istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İsteminin İncelenmesinde Bilindiği gibi ceza hukumuzun temelini “kast” oluşturur. Bu durum 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 21 inci maddesinde; "...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde ise; "...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” aynı hususu açklamakta ve teyit etmektedir. Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektedir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir. Yağma suçunda kasıt hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır.Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak yani failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir. Ancak bu tek başına yetmez ayrıca faydalanma amacının da bulunması gerekir. Yağma suçunda rızası olmama yerine rızanın zorla alınması sözkonusudur. Rıza sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Almadaki amaç faydalanma olmalıdır. Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kasıtla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.10.2019 tarihli, 2158-4577 esas ve sayılı; 26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 esas ve 2016/33 sayılı; 18.11.2014 tarihli, 810-501 esas ve sayılı; 20.05.2014 tarihli, 617-271 esas ve sayılı; 25.02.2014 tarihli, 678-98 esas ve sayılı; yine 05.07.2013 tarihli, 1548-346 esas ve sayılı kararlarında da belirtildiği üzere ve özetle; “... Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek.." şeklinde tanımlanmıştır. Hırsızlık (ve yağma) suçlarında failin faydalanma amacıyla hareket etmesi yeterlidir, ayrıca çaldığı (veya yağmaladığı) maldan faydalanmış olması aranmaz, bu nedenle bu hususun araştırılmasına gerek yoktur... Fayda kavramı izafidir; kişiden kişiye, olaydan olaya değişebilir. Faydalanma amacı maddi nitelikte olabileceği gibi, manevi nitelikte de olabilir. Faydalanma kastından maksat, çalınan (veya yağmalanan) malda malikinin sahip bulunduğu bütün olanakları kullanma istek ve iradesidir. Bu nedenle avantaj sağlama, kendini tatmin etme, kullanma, kaprisini yerine getirme vs. maksatları faydalanma kastını oluşturacaktır. Bu açıklamalardan sonra somut olay ve fiil, yağma suçunun manevi unsuru yönünden değerlendirildiğinde; 1. İlk derece mahkemesince sanıkların, mağdurun telefonunda sanık ...'e ait kişisel bilgilerinin bulunması nedeniyle telefonu almak amacıyla plan dahilinde hareket ettiklerinin kabul edildiği olayda; sanık ...'in savunmasında mağdurun başkalarına ait kişisel bilgileri kullanarak çok sayıda dolandırıcılık suçunu işlediği, kendisinin bilgilerini de kullanarak mağdurun dolandırıcılık suçunu işlediğini, kendi kişisel bilgilerinin de mağdurun telefonunda bulunduğunu ve bu bilgileri kullanarak başkalarını dolandırmasının önüne geçmek amacıyla telefonu almak istediğini, bu sebeple inceleme dışı sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ... ile birlikte plan yaptıklarını beyan ettiği, inceleme dışı sanık ve suça sürüklenen çocuğun da sanığın savunmasını doğruladığı, yapılan UYAP kayıtlarının ve adli sicil kaydının sanık ...'in savunmasını doğrulara nitelikte olduğu mağdurun 5237 sayılı Kanun'un 158/1-f maddesinde düzenlenen bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan çok sayıda mahkumiyetinin bulunduğu anlaşılmakla sanık ...'in kişisel bilgilerinin bulunduğu mağdura ait cep telefonunu almak için plan yaptıkları anlaşılan sanığın, mal edinmek veya faydalanmak kastıyla hareket etmediği ve bunun aksini gösterir delil de bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanığın eylemin, mağdura yönelik tehdit ve kasten yaralama suçunu oluşturduğu gözetilmeden delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Sanık hakkında kasten işlediği suçtan hükmedilen hapis cezasının kanuni sonucu olarak 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1. Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçundan Verilen Karar Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesinde yer verilen "İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları'"nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile inceleme konusu suçun, aynı Kanun'un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca oy birliğiyle REDDİNE, 2. Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 /2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bozma kararının temyiz dışı sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ...'a 5271 sayılı Kanun'un 306. maddesi gereğince sirayetine, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 31.03.2026 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla