Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2024/3168 E. , 2024/6057 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/905 E., 2022/3671 K. SUÇ : 1136 sayılı Kanun'a muhalefet HÜKÜM : İstinaf isteminin esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 05.12.2023 tarihli ve 2023/17464 Esas,2023/10668 K
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2024/3168 E. , 2024/6057 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/905 E., 2022/3671 K. SUÇ : 1136 sayılı Kanun'a muhalefet HÜKÜM : İstinaf isteminin esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 05.12.2023 tarihli ve 2023/17464 Esas,2023/10668 Karar Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 05.12.2023 tarihli ve 2023/17464 Esas, 2023/10668 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.05.2024 tarihli ve 7-2023/103782 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu; "İki dereceli yargılama sisteminde; ilk derece mahkemesinin yanında ikinci derece olarak maddi vaka inceleyen ve hukukilik denetimi yapan bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin verebileceği kararlar, 5271 sayılı CMK`nun 280. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilmiştir. Bu kararlardan hangilerinin temyiz kanun yoluna tabi oldukları hangilerinin temyiz edilemeyecekleri, aynı Kanunun 286. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ayrı ayrı sayılmıştır. “Direnme yasağı” başlıklı 5271 sayılı Kanun'un 284 ncü maddesine göre; “(1) Bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı direnilemez; bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez. (2) İtiraz ve temyize ilişkin hükümler saklıdır...” Bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin bozma kararı verme yetkisine dair düzenleme, 5271 sayılı Kanun’un 280 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer almaktadır. Kanun koyucu bozma sebeplerini sadece (g) ve (h) bentleri hariç CMK m.289 ncu maddesinin birinci fıkrasındaki sebeplerle sınırlı saymıştır. Bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin bu şekilde bir bozma sebebi ile dosyayı ilk derece mahkemesine göndermesi, 5271 sayılı Kanun'un 280 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile 5271 sayılı Kanun'un 289 ncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemelere açıkca aykırıdır. Hakimler kararlarını herhangi bir müdahaleye maruz kalmaksızın sadece kendi vicdani kanaatlerine göre vereceği Anayasanın 138 nci maddesi ile güvence altına alınmıştır. Bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin somut olayda olduğu üzere CMK 289. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan bozma için öngörülen sınırlı sebepleri genişleterek ilk derece mahkemesinin kararını bozup göndermesi şeklinde oluşan hukuka aykırılığın yanında ayrıca CMK’nın 284/1. maddesi kapsamında bir takım hukuki sorunları ortaya çıkarmaktadır. Şöyle ki; hukuk devletinde olması gereken yargı mercilerinin Anayasa ve kanunlarla kendine verilen görev dahilinde karar vermesi ve yetkisini aşmamasıdır. 5271 sayılı Kanun'un 284 ncü maddesinde yer alan bozma kararlarının kesinliği nedeniyle bu kararın Yargıtay tarafından incelenip incelenemeyeceği ise diğer bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası; “(1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.” şeklindedir. Buna göre, Yargıtay Dairesince yapılan temyiz incelemesinin konusunu, öncelikle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerinin bozma dışında kalan ve temyiz edilen hükümleri oluşturmaktadır. Kanun koyucu; temyiz aşamasındaki bozma kararı ile istinaf kanun yolundaki bozma kararını farklı değerlendirmiştir. En önemli fark olarak istinaf kanun yolunda verilen bozma kararlarının kesinliği ve bunlara karşı direnme yasağının öngörülmesidir. O halde BAM ceza dairesinin bozma kararları kesindir. Kanun koyucu, işin esası ile ilgili bir hüküm olmayan ve son karar niteliği bulunmayan bozma kararlarına karşı herhangi bir olağan yasa yolu öngörmemiştir.Bu düzenlemeler karşısında; bozma kararının temyiz yasa yoluna taşınması (CMK m.286/1) mümkün değildir. İnceleme konusu dosya içeriğinde, ilk derece mahkemesi kararını inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesinin 16.02.2021 tarihli ve 2020/2207 Esas, 2021/652 Karar sayılı kararı ile “... 5271 sayılı Kanun'un 180 nci maddesine aykırı olarak alınan beyanları esas alınarak mahkumiyet hükmü kurulması, suça konu belgenin mahkemece incelenip denetime elverişli olacak şekilde tutanağa geçirilmek suretiyle iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığı değerlendirilmeksizin karar verilmesi, dosya evrakının ... Ç.'e teslim edildiğine dair belge başta olmak üzere atılı suç yönünden delil olabilecek başka belgelerin mevcut olması muhtemel olan Saray Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/591 Soruşturma numaralı dosyasının ve Saray Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/267 esas sayılı dosyasının aslının celbi ile incelenmesi ve tüm dosya evrakının onaylı suretinin dosya arasına alınması gerektiği gözetilmeksizin eksik inceleme ile karar verilmesi, suçun subutu ve sanığın suç kastı yönünden hüküm ile gerekçe arasında çelişkiye sebebiyet verilmesi" nedenleriyle bozulmasına karar verildiği, bu hususun yukarıda açıklanan CMK 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmemesi nedeniyle; Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin duruşma açarak karar vermek yerine bozma kararı vermesinin ve bu bozmaya dayanarak İlk Derece Mahkemesinin yeniden hüküm kurmasının yasal dayanağı bulunmadığından gerek anılan bozma kararının gerekse İlk Derece Mahkemesince ikinci kez verilen karar USUL VE YASALARA AYKIRIDIR. Devamında süreci oluşturan son kararın bozulması gerekirken aşamalarda yer alan görevli ve yetkili mahkeme tarafından görev ve yetkisi dahilinde ancak usul ve yasalara aykırı şekilde verilen kararların yok hükmünde sayılması suretiyle bozulmalarına karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır." şeklindeki gerekçe ile Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 05.12.2023 tarihli ve 2023/17464 Esas 2023/10668 Karar sayılı bozma kararı kaldırılarak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesinin 16.02.2021 tarihli ve 2020/2207 Esas 2021/652 Karar sayılı kararının yukarıdaki gerekçelerle bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince verilmesi gereken kararın İlk Derece Mahkemesince verilmesi sonucunu doğuran, kanuna aykırı olarak verilen bozma kararı ve bu karara bağlı olarak ilk derece mahkemesince yeniden verilen mahkûmiyet kararına hukuken geçerlilik tanınması mümkün görülmediği, bu nedenle temyiz incelenmesinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesinin 16.02.2021 tarihli 2020/2207 Esas ve 2021/652 Karar sayılı kararına yönelik olması gerektiği değerlendirildiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE, 2.5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 05.12.2023 tarihli ve 2023/17464 Esas 2023/10668 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.06.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE Dairemizin 05.12.2023 tarihli ve 2023/17464 Esas, 2023/10668 Karar sayılı ilâmında yer alan karşı oyda belirtilen gerekçelerle dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.