Varlıklarda Değer Düşüklüğüne İlişkin Türkiye Muhasebe Standardı (TMS 36) Hakkında Tebliğ, bir varlığın defter değerinin gerçekten geri kazanılabilir olup olmadığının nasıl sınanacağını düzenler. Şirket değerlemesi, teminat tartışmaları ve ortaklar arasındaki hesaplaşmalarda tablo üzerindeki varlık tutarının gerçekliği sorgulandığında bu standart devreye girer.
Değer düşüklüğü göstergeleri
Standart, her dönem varlığın değerinin düşmüş olabileceğine işaret eden belirtilerin gözden geçirilmesini bekler. Piyasa değerinde belirgin azalma, teknolojik veya hukuki çevrede olumsuz değişiklik, varlığın kullanım biçiminin değişmesi ya da beklenen performansın gerisinde kalması bu belirtiler arasındadır. Gösterge varsa ölçüm yapılır; gösterge yokken ölçüm yapılmaması ise gerekçeleriyle kayda geçirilmelidir.
Geri kazanılabilir tutarın belirlenmesi
Ölçümde, varlığın satılması hâlinde elde edilecek net tutar ile kullanılmaya devam edilmesi hâlinde sağlayacağı fayda karşılaştırılır. Yüksek olan esas alınır. Kullanım değeri hesabı tahmine dayandığı için, kullanılan varsayımların dayanağı en çok tartışılan noktadır. Savunulabilir bir hesap için şunlar belgelenmelidir:
- Nakit akış tahminlerinin dayandığı bütçe ve onay tarihleri
- İskonto oranı seçiminin gerekçesi
- Büyüme varsayımlarının piyasa verisiyle ilişkisi
- Duyarlılık analizi sonuçları
Hukuki uyuşmazlıklardaki yansıması
Değer düşüklüğü kaydı, şirket değeri üzerinden yürüyen pay devri ve ortaklıktan çıkma tartışmalarında doğrudan sonuç doğurur. Karşı taraf çoğu zaman kaydın zamanlamasını sorgular: düşüklük gerçekten o dönemde mi ortaya çıktı, yoksa müzakere öncesinde mi tabloya alındı? Bu sorunun cevabı, kaydın dayandığı belgelerin tarihleriyle verilir. Sonradan üretilmiş görünen bir değerleme, dosyada güven kaybına yol açar.
Vergi incelemesinde eleştiri riski
Raporlama amacıyla ayrılan değer düşüklüğü, vergi mevzuatı bakımından her zaman indirilebilir gider sayılmaz. Bu ayrım kayıtlarda izlenebilir tutulmazsa, inceleme sırasında matrah farkı iddiasıyla karşılaşılabilir. Tarhiyat aşamasında yapılacak savunmanın gücü, ölçümün o dönemdeki verilerle yapıldığını gösteren belgelere bağlıdır.
İzleme ve iptal
Değer düşüklüğüne yol açan koşullar ortadan kalktığında, standardın izin verdiği ölçüde kaydın geri çevrilmesi gündeme gelebilir. Bu da her dönem yeniden değerlendirme yapılmasını gerektirir. Tek seferlik bir işlem gibi görülüp bırakılan değer düşüklüğü kayıtları, sonraki dönem tablolarını gerçeğe aykırı biçimde etkileyebilir.
Ölçüme dayalı bu konularda sonuç, kullanılan varsayımların savunulabilirliğine bağlıdır. Değer tartışması içeren bir dosyada mali ve hukuki değerlendirmenin birlikte yürütülmesi yerinde olur.