Yeraltı suyu, kirlendikten sonra eski haline döndürülmesi en zor su kaynaklarından biridir. Bu nedenle yeraltı sularının kirlenmeye ve bozulmaya karşı korunmasına ilişkin düzenleme, kirliliği sonradan gidermeye değil, kirletici girişini baştan engellemeye odaklanır. Uygulamadaki tartışma çoğu kez tek bir soruda düğümlenir: bir faaliyet yeraltı suyuna kirletici madde girişi sayılır mı, sayılıyorsa hangi izin ve önlem yükümlülüğü doğar?
Giriş yasağı ile sınırlama arasındaki fark
Düzenlemenin temel yaklaşımı, bazı maddelerin yeraltı suyuna girişini doğrudan yasaklamak, bazılarında ise belirli koşullarla sınırlama getirmektir. Bu ayrım pratikte belirleyicidir: yasak kapsamındaki bir madde için izin alınabilir savunması sonuç doğurmazken, sınırlama kapsamındaki maddede tartışma, alınan önlemlerin yeterliliği ve ölçüm sonuçları üzerinden yürür. Dosyanın ilk aşamasında maddenin hangi kategoriye girdiği netleştirilmelidir.
Faaliyet izinleri ve kayıt zinciri
Depolama tankı, atıksu deşarjı, sızdırmasız havuz, katı atık sahası ve benzeri unsurlar bakımından ilgili idareden alınmış izin, ruhsat ve proje onaylarının tarihleriyle birlikte dosyalanması gerekir. İzinsiz faaliyet iddiasına karşı en güçlü savunma, teknik uygunluk değil, izin belgelerinin kesintisiz bir zincir oluşturmasıdır.
- Yapı, tesis ve depolama alanlarına ilişkin onaylı projeler
- Sızdırmazlık testleri ve periyodik bakım kayıtları
- Kendi yaptırdığınız izleme analizleri ve laboratuvar raporları
- İdareyle yapılan yazışmaların gelen-giden evrak numaraları
Denetim anı: tutanak ve numune kritik eşiktir
Denetimlerde alınan numune ve düzenlenen tespit tutanağı, sonraki idari ve yargısal sürecin omurgasını oluşturur. Numune alma sırasında usulüne uygun şahit numune talep edilmesi, tutanağa imza atarken katılınmayan hususların şerh olarak yazdırılması ve numune kaplarının mühürlenmesine ilişkin ayrıntıların kayda geçirilmesi, sonradan telafisi güç eksiklikleri önler. Tutanağı ihtirazi kayıt koymadan imzalamak, itiraz aşamasında ciddi bir dezavantaj yaratır.
İdari para cezası ve iptal davası
Çevresel yaptırımlarda ceza, çoğunlukla tutanak ve analiz raporuna dayanılarak idare tarafından tesis edilir. Bu işlem bir idari işlemdir ve idari yargı denetimine tabidir. Dava dilekçesinde yalnızca kirletmedim savunması yeterli olmaz; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hangi unsurun sakat olduğu ayrı ayrı gösterilmelidir. Tebliğ tarihinin doğru saptanması ve süre içinde başvurulması, esasa girilebilmesinin ön koşuludur.
Kirleten öder ilkesi ve sorumluluğun dağılımı
Arazi maliki, kiracı işletmeci ve alt yüklenici arasındaki sorumluluk paylaşımı sözleşmeyle idareye karşı değiştirilemez; ancak taraflar arasında rücu ilişkisi doğurur. Bu nedenle kira ve işletme sözleşmelerine çevresel uygunluk taahhüdü, denetim yükümlülüğü ve rücu kaydı konulması, sonraki dönemde ortaya çıkan kirlilik iddialarında ekonomik yükün adil dağılmasını sağlar.
Buradaki açıklamalar genel bir çerçeve sunar. Yeraltı suyu dosyaları teknik ölçüm ve hidrojeolojik değerlendirme içerdiğinden, somut olayda hem hukuki hem teknik danışmanlıkla birlikte ilerlemek yerinde olur.