Bir vakıf üniversitesi bünyesinde kurulan psikoloji uygulama ve araştırma merkezinin yönetmeliği, ilk bakışta yalnızca akademik bir iç düzenleme gibi görünür. Oysa merkez, danışan kabul eden, test uygulayan ve kayıt tutan bir birim haline geldiği anda üç ayrı hukuk alanı devreye girer: yükseköğretim mevzuatı, kişisel verilerin korunması rejimi ve mesleki sorumluluk hukuku. Bu rehber, yönetmeliğin uygulamada hangi noktalarda hukuki ihtilaf ürettiğini ele alıyor.
Merkez Yönetmelikleri Nasıl Bir Metindir?
Yükseköğretim kurumları bünyesindeki uygulama ve araştırma merkezleri, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu çerçevesinde kurulur ve faaliyet esasları Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmeliklerle belirlenir. Bu metinler genellikle amaç, kapsam, dayanak ve tanımlar bölümüyle açılır; ardından merkezin organları (müdür, yönetim kurulu, danışma kurulu) ve bunların görev süreleri düzenlenir. Hukuki tartışma çoğunlukla iki yerde çıkar: merkezin faaliyet alanının sınırı ve organ atamalarının usulü.
Danışan İlişkisinde Aydınlatma ve Rıza
Psikolojik değerlendirme, test uygulaması veya danışmanlık hizmeti veren bir merkez, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu anlamında özel nitelikli kişisel veri işler. Sağlık verileri bakımından kanunun aradığı koşullar, sıradan bir üyelik formundan çok daha ağırdır. Pratikte şu noktalar sıklıkla eksik bırakılır:
- Aydınlatma metninin hizmet öncesinde ve ayrı bir belge olarak sunulması
- Açık rızanın, hizmet alma şartına bağlanmaksızın serbest iradeyle alınması
- Reşit olmayan danışanlarda veli/vasi iradesinin usulünce belgelenmesi
- Araştırma amaçlı kullanımın, hizmet amaçlı işlemeden ayrı biçimde rızaya bağlanması
Araştırma Verisi ile Klinik Kaydın Ayrışması
Merkez hem hizmet hem araştırma yürüttüğünde, aynı veri havuzunun iki amaçla kullanılması riski doğar. Danışan dosyasındaki bilginin anonimleştirilmeden bir yayına dönüşmesi, hem KVKK hem de meslek etiği yönünden ihlal oluşturur. Yönetmeliğin araştırma faaliyetlerine ilişkin maddeleri, etik kurul onayı zorunluluğuyla birlikte okunmalı; onay kapsamı dışına taşan veri kullanımından kaçınılmalıdır.
Sorumluluk Kime Ait Olur?
Merkezde verilen hizmetten kaynaklanan bir zarar iddiasında, muhatabın kim olduğu ilk çözülmesi gereken sorudur. Vakıf üniversitesi bünyesindeki bir merkezde uyuşmazlık kural olarak özel hukuk alanında yürürken, devlet üniversitelerinde idari yargı yolu gündeme gelebilir. Merkez müdürünün, hizmeti fiilen veren uzmanın ve üniversite tüzel kişiliğinin sorumluluğu farklı hukuki temellere dayanabilir. Dava açmadan önce husumetin doğru yöneltilmesi, sonradan telafisi güç zaman kayıplarını önler.
Yönetmeliğe Karşı Başvuru Yolu
Yönetmelik düzenleyici bir işlem olduğundan, ilgili kişiler bakımından iptal davasına konu edilebilir. Burada kritik olan, dava ehliyeti için gerekli menfaat ilişkisinin ortaya konmasıdır. Ayrıca yönetmeliğe dayanılarak tesis edilen bireysel bir işlem (örneğin bir görevden alma veya hizmet reddi) söz konusu ise, hem düzenleyici işleme hem uygulama işlemine birlikte itiraz edilebilmesi mümkündür. Süreler işlemin niteliğine göre değiştiğinden, tebliğ veya öğrenme tarihinin belgelenmesi önem taşır.
Yukarıdaki değerlendirmeler genel çerçeveyi anlatmak içindir. Merkezin bağlı olduğu üniversitenin statüsü, hizmetin türü ve dosyadaki belgeler sonucu doğrudan etkilediğinden, adım atmadan önce dosyanızı bir hukukçuyla birlikte gözden geçirmeniz yerinde olur.