Türkiye'de bulunacak yabancı kara, deniz ve hava kuvvetleri mensuplarının kıyafetlerine ilişkin talimatname, tarihsel olarak eski tarihli düzenlemeler arasında yer alan bir metindir. Bu tür düzenlemeler hakkında hukuki değerlendirme yapılırken ilk sorulması gereken soru, metnin bugün itibarıyla yürürlükte olup olmadığı ve hangi ölçüde uygulanabilir kaldığıdır.
Eski Tarihli Düzenlemelerde Yürürlük Sorunu
Bir düzenlemenin resmi külliyatta yer alması, tek başına güncel olarak uygulandığı anlamına gelmez. Sonraki tarihli kanunlar, uluslararası anlaşmalar veya idari düzenlemeler, eski metni açıkça yürürlükten kaldırmış ya da zımnen işlevsiz bırakmış olabilir. Bu nedenle metne dayanan bir iddia ileri sürülmeden önce:
- Metnin açıkça mülga edilip edilmediği,
- Aynı konuyu düzenleyen daha yeni ve daha üst normda bir hüküm bulunup bulunmadığı,
- Konunun taraf olunan uluslararası anlaşmalarla düzenlenip düzenlenmediği
ayrı ayrı kontrol edilmelidir. Yürürlükte olmayan bir metne dayanmak, dilekçenin esasa girilmeden reddedilmesine yol açabilir.
Yabancı Askeri Personelin Statüsü
Ülkede bulunan yabancı askeri personelin hukuki statüsü, kural olarak ikili veya çok taraflı anlaşmalarla belirlenir. Bu anlaşmalar; yargı yetkisinin paylaşımı, disiplin işlerinin hangi devlete ait olduğu ve üniforma ile ilgili hususlar gibi konuları düzenleyebilir. Anayasa'ya göre usulüne uygun yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmalar kanun hükmündedir ve bu anlaşmalar hakkında Anayasa'ya aykırılık iddiasıyla başvurulamaz. Dolayısıyla iç hukuktaki eski bir talimatname ile anlaşma hükümleri çeliştiğinde çözüm, anlaşma metninden başlayarak aranır.
Uygulamada Karşılaşılan Sorular
- Üniforma ile bulunmaya ilişkin kısıtlamalar hangi mekân ve durumlar için geçerlidir?
- Bir işlem yapılmışsa bu işlemin dayanağı olarak hangi güncel norm gösterilmiştir?
- İşlem askeri bir makam tarafından mı yoksa mülki idare amiri tarafından mı tesis edilmiştir?
- İşleme karşı hangi mercie, hangi süre içinde başvurulacağı bildirilmiş midir?
Doğru Merciye Yönelme
Kamu gücü kullanılarak tesis edilen ve kesin, yürütülebilir nitelikteki işlemler idari yargı denetimine tabidir. Buna karşılık bir fiilin suç oluşturduğu iddiası ceza yargısının konusudur. Aynı olaydan hem idari hem cezai süreç doğabileceği için, iki sürecin takvimi ayrı ayrı izlenmelidir; birindeki gelişmenin diğerini kendiliğinden durdurduğu varsayımı yanlıştır.
Burada anlatılanlar genel hukuki çerçeveye ilişkindir. Eski tarihli metinlerin güncel geçerliliği ve uluslararası anlaşma hükümlerinin somut olaya etkisi teknik bir inceleme gerektirdiğinden, işlem tesis edilmeden veya başvuru yapılmadan önce dosyanın uzmanca değerlendirilmesi uygun olur.