399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, kamu iktisadi teşebbüslerinde çalışanların personel rejimini düzenlemekte ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin bazı maddelerini yürürlükten kaldırmaktadır. Kamu iktisadi teşebbüslerinde çalışanların hak arama yolları, bu düzenlemenin getirdiği statü ayrımı anlaşılmadan doğru kurulamaz.
Statü Ayrımı Neden Belirleyici
Bu rejimde personel, ekli cetvellerle birbirinden ayrılmıştır. Bir grup memur statüsünde görev yaparken, teşebbüslerin asıl işlerini yürüten geniş bir kesim sözleşmeli personel statüsünde istihdam edilir. Statü; ücretin belirlenme biçimini, disiplin hükümlerinin uygulanışını, sözleşmenin sona ermesini ve nihayetinde uyuşmazlığın hangi yargı kolunda görüleceğini etkiler. Bu nedenle ilk yapılması gereken, atama onayı ve sözleşme metni üzerinden statünün kesin biçimde tespit edilmesidir.
Sözleşmenin Yenilenmemesi
Sözleşmeli personel açısından en sık karşılaşılan uyuşmazlık, sözleşmenin yenilenmemesidir. Yenilememe işlemi idarenin takdir yetkisi içinde görülse de bu yetki sınırsız değildir; işlemin dayandığı sebebin gerçek ve hukuka uygun olması, sicil ile performans değerlendirmelerinin usulüne uygun yapılmış olması aranır. Sebebi hiç açıklanmayan ya da dosyadaki bilgilerle çelişen bir işlem, iptal davasında tartışılabilir hâle gelir. Bu nedenle personelin sicil raporlarına, görevlendirme yazışmalarına ve varsa savunma taleplerine ilişkin evrakı toplaması gerekir.
Disiplin Sürecinde Usulün Ağırlığı
Disiplin işlemlerinde sonucu çoğu zaman esas değil usul belirler. Aşağıdaki noktalar dosyada mutlaka kontrol edilmelidir:
- Savunma hakkının usulüne uygun ve süresinde tanınıp tanınmadığı
- Soruşturmacı görevlendirmesinin yetkili makamca yapılıp yapılmadığı
- Cezayı veren makamın o ceza türü bakımından yetkili olup olmadığı
- Aynı fiile birden çok yaptırım uygulanıp uygulanmadığı
- İşlemin tebliğ tarihinin belgeyle sabit olup olmadığı
Başvuru Sırası ve Süre Riski
İdari işleme karşı doğrudan dava açılabileceği gibi, önce idari başvuru yoluna gidilmesi de mümkündür. Ancak idari başvurunun süreye etkisi konusundaki yanlış hesaplama, uygulamada en çok hak kaybına yol açan durumlardan biridir. Kuruma dilekçe verildikten sonra beklenirken dava açma süresinin dolması riski gerçektir; bu nedenle başvuru ve dava takvimi baştan birlikte kurulmalıdır.
Aktarılan çerçeve geneldir; teşebbüsün kendi düzenlemeleri ve sözleşme hükümleri sonucu değiştirebilir. Statü tespiti ve süre hesabı için işlem elinize ulaşır ulaşmaz bir hukukçuya danışmanız yerinde olur.