İdari yargıda süre hesabı, aynı dosyada birden fazla farklı sürenin işlemesi nedeniyle sık sık hatalı yapılır. Vergi uyuşmazlıklarında karşılaşılan otuz günlük dava açma süresi ile idari işlemlere karşı geçerli olan genel süre birbirine karıştırıldığında, tam yargı talebi esasa girilmeden usulden reddedilir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu bu süreleri işlem türüne göre ayrı ayrı belirler.
Hangi Süre Hangi Davaya Ait
Vergi mahkemelerinde açılacak davalarda kanun daha kısa bir süre öngörürken, idare mahkemelerinde açılacak davalarda genel süre uygulanır. Tam yargı davası, yani idarenin işlem ya da eyleminden doğan zararın tazmini talebi ise ayrı bir mantıkla işler. Zarar bir idari işlemden doğuyorsa, işleme karşı dava süresi içinde tam yargı da açılabilir; işlemin iptali istenip sonucuna göre tazminat talep edilmesi de mümkündür. Zarar idari bir eylemden doğuyorsa, önce idareye başvurulması gerekir.
İdari Eylemlerde Ön Başvuru Zorunluluğu
İdari eylemlerden hakları ihlal edilenlerin, dava açmadan önce ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemesi gerekir. Bu başvuru için kanun, eylemin öğrenildiği tarihten itibaren işleyen bir süre ve her hâlde eylem tarihinden itibaren işleyen bir üst süre belirler. Başvuru üzerine idarenin cevap vermemesi ya da talebin reddedilmesi hâlinde dava süresi yeniden işlemeye başlar. Ön başvuru yapılmadan açılan tam yargı davası, dava şartı eksikliği nedeniyle reddedilir; bu ret, üst süre dolmuşsa telafisi mümkün olmayan bir sonuç doğurur.
Üst Makama Başvurunun Süreye Etkisi
İlgililer, dava açma süresi içinde işlemin kaldırılması, geri alınması veya değiştirilmesi için üst makama başvurabilir. Bu başvuru işlemeye başlamış dava süresini durdurur; idarenin cevabı üzerine ya da cevap verilmemesi hâlinde kanunda öngörülen bekleme süresinin sonunda kalan süre yeniden işler. Buradaki incelik şudur: süre sıfırlanmaz, yalnızca durur. Uygulamada başvuru sonrası sürenin baştan başladığı sanılarak dava geç açılmaktadır.
Zarar Kalemlerinin Belgelenmesi
- Zararın doğduğu tarihi gösteren belge: rapor, tutanak, hasar tespiti.
- Maddi zararın hesabına esas fatura, ödeme belgesi ve gelir kaybını gösteren kayıtlar.
- İdarenin eylem ya da işlemi ile zarar arasındaki bağı kuran teknik değerlendirme.
- İdareye yapılan ön başvurunun tarihli örneği ve verilen cevap.
- Manevi tazminat isteniyorsa, olayın kişisel sonuçlarına ilişkin belgeler.
Talebin Miktarı ve Sonradan Artırım
Tam yargı davasında talep edilen tutarın dilekçede açıkça gösterilmesi gerekir. Yargılama sırasında bilirkişi incelemesi sonucu zararın daha yüksek olduğu anlaşılırsa, kanunun izin verdiği çerçevede miktar artırımı yoluna gidilebilir. Bu imkânın hangi aşamada kullanılabileceği sınırlı olduğundan, dilekçede fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunun belirtilmesi önemlidir.
Bu açıklamalar genel çerçeveyi anlatmak içindir; işlemin türü, tebliğ tarihi ve zararın kaynağı süre hesabını doğrudan değiştirir. Elinizdeki işlem ya da tespit belgesiyle birlikte süre hesabını kontrol ettirmeniz önerilir.