İdarenin işlem veya eyleminden doğan zararın giderilmesi için açılan tam yargı davasında en sık yapılan hata, sürenin tek bir rakama indirgenmesidir. İYUK, VUK ve 6183 sayılı Kanun hükümlerinin birlikte gündeme geldiği bu alanda, dava açma süresi davanın görüleceği mahkemeye ve zararın kaynağına göre değişir. Bu rehber, süre hesabını ve buna bağlı usul planını ele alıyor.
Süre Neye Göre Belirlenir?
İdari yargıda dava açma süresi, özel kanunlarda ayrı bir süre gösterilmemişse Danıştay ve idare mahkemelerinde ile vergi mahkemelerinde farklıdır; vergi mahkemelerinde daha kısa bir süre uygulanır. Dolayısıyla otuz günlük süre her tam yargı davası için geçerli değildir; zararın vergilendirme işleminden mi yoksa genel bir idari işlem veya eylemden mi doğduğu belirleyicidir. Bu ayrım netleştirilmeden yazılan takvim, dosyayı süre aşımı riskiyle karşı karşıya bırakır.
İdari Eylemlerde Zorunlu Ön Başvuru
Zarar bir idari işlemden değil de idari eylemden doğuyorsa, doğrudan dava açılmaz; önce ilgili idareye başvurulması gerekir. Bu aşamada dikkat edilecek noktalar:
- Eylemin ve zararın öğrenildiği tarihin ayrı ayrı belirlenmesi
- Başvurunun hangi idareye yöneltileceğinin doğru saptanması
- İdarenin cevap vermemesi halinde zımni ret süresinin hesaplanması
- Kısmen kabul halinde dava konusunun buna göre daraltılması
Zarar Kalemlerinin Kurgusu
Tam yargı davasında talep, soyut bir zarar anlatımıyla değil kalem kalem kurulur. Maddi zarar bakımından fiili kayıp ile yoksun kalınan kazanç ayrı ayrı gösterilmeli, her kalem belgeye bağlanmalıdır. Manevi zarar talebi ise ayrı bir dayanak gerektirir. Zararın miktarı dava sırasında netleşecekse, talebin ıslah yoluyla artırılabileceği hallerin baştan gözetilmesi, harç ve faiz yönünden kayıp yaşanmasını önler. Faizin başlangıç tarihinin dilekçede açıkça belirtilmesi de sıkça atlanan bir ayrıntıdır.
Usule Aykırılıktan Kaynaklanan Ret
Bu dosyalarda esasa girilmeden verilen ret kararlarının başlıca nedenleri; süre aşımı, zorunlu ön başvuru basamağının atlanması, husumetin yanlış idareye yöneltilmesi ve idari merci tecavüzüdür. Zarara birden fazla idarenin katkısı varsa, davanın yalnızca birine yöneltilmesi de eksik sonuç doğurur. Ayrıca iptal davası ile tam yargı davasının birlikte açılabildiği hallerde, iptal isteminin süresinde ileri sürülmemesi tazminat talebinin dayanağını zayıflatabilir.
Genel Değerlendirme
İdari yargıda usul, esasın önüne geçebilen bir alandır; bu nedenle dilekçe yazımından önce süre haritasının çıkarılması gerekir. Buradaki bilgiler yol gösterici olup somut olayın koşullarına göre değişiklik gösterir. Zararınızın kaynağını ve buna bağlı süreyi belirlemek için, başvurudan önce hukuki değerlendirme almanız yerinde olacaktır.