Tam yargı davası, idarenin hukuka aykırı işlem veya eyleminden doğan maddi ve manevi zararın tazminini amaçlar. İptal davasından farkı, yalnızca işlemin hukuka aykırılığını değil, bu aykırılığın kişide yarattığı somut zararı da konu edinmesidir. Bu rehber, İYUK ekseninde tam yargı davasının pratiğine odaklanır.
Dava Süresi ve Başvuru Yolu
İdari işlemlere karşı dava açma süresi kural olarak altmış gündür ve süre, işlemin tebliğinden itibaren işler. İdari eylemlerden doğan zararlarda ise önce idareye yazılı başvuru yapılması, ardından bu başvuruya verilen cevaba ya da zımni redde göre süre hesaplanması gerekir. Süre hesabındaki hata, davanın esasına girilmeden reddine yol açabilir.
İptal ve Tam Yargının İlişkisi
Bir işlem hem hukuka aykırıysa hem de zarar doğurmuşsa, iptal davasıyla birlikte ya da iptalin ardından tam yargı davası açılabilir. Tazminat talebinin, iptal sürecinin sonucundan bağımsız biçimde de değerlendirilebileceği durumlar vardır; ancak strateji, zararın niteliğine göre baştan kurgulanmalıdır.
Zararın İspatı ve Nedensellik
Tam yargı davasının kalbi, idari davranış ile zarar arasındaki nedensellik bağıdır. Zararın gerçek, kesin ve idareye yüklenebilir olduğu ortaya konmalıdır. Bu nedenle harcama belgeleri, gelir kaybını gösteren kayıtlar ve varsa bilirkişiye esas olacak teknik veriler dosyaya düzenli biçimde sunulmalıdır.
Talep ve Faiz Kalemleri
- Maddi zarar: fiili kayıp ve yoksun kalınan kazanç
- Manevi zarar: elem ve üzüntünün karşılığı
- Faiz başlangıç tarihinin doğru belirlenmesi
Talep kalemleri ölçülebilir biçimde ve dayanaklarıyla yazılmalıdır; yuvarlak ve gerekçesiz rakamlar, eksik inceleme riskini artırır.
İdari yargı süreçleri usul kurallarına duyarlıdır ve küçük bir süre hatası dahi sonucu değiştirebilir. Buradaki açıklamalar geneldir; işleminizin türü ve zararınızın niteliğine göre değerlendirme için bir hukukçudan destek almanız önerilir.