Türkiye'ye girişi engellenen bir yabancı için asıl sorun çoğu zaman yasağın varlığı değil, o kaydın hangi tarihte ve hangi işleme dayanılarak oluşturulduğunun bilinmemesidir. Giriş yasağı çoğunlukla sınır kapısında ya da yeni bir ikamet izni başvurusu reddedildiğinde fark edilir; bu ana kadar geçen süre ise başvuru haklarını sessizce tüketir. Aşağıdaki kontrol listesi, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile 5901 sayılı Kanun çerçevesinde süre kaybını ve usule aykırı işlem riskini azaltmayı amaçlar.
Önce kaydın kaynağını tespit edin
Giriş yasağı tek bir sebepten doğmaz. Sınır dışı etme kararının uygulanması, ikamet izni koşullarının ihlali, kamu düzeni gerekçesi veya vize süresinin aşılması gibi farklı dayanaklar aynı sonuca yol açabilir. Dayanağı bilmeden yazılan bir dilekçe, idarenin gerçekte tuttuğu gerekçeye hiç değinmediği için baştan sonuçsuz kalır. Bu nedenle ilk adım, yasağın türünü, konuluş tarihini ve işlemi tesis eden makamı resmî yoldan öğrenmektir.
Süreyi başlatan an nedir: tebligat mı, öğrenme mi?
Yabancılar hukukunda en sık yaşanan kayıp, sürenin işlemin yapıldığı gün değil, usulüne uygun tebligat ya da yabancının işlemi öğrendiği tarih itibarıyla işlemeye başladığının gözden kaçmasıdır. Yurt dışındaki bir yabancıya yapılan bildirimlerde adres, vekâlet ve bildirim kanalı ayrı ayrı doğrulanmalıdır. Tebligat yurt dışına yapılmışsa, evrakın kime ve nasıl ulaştığı belgelenmeden hesaplanan bir süre yanıltıcıdır.
Dilekçe yazılmadan önce tamamlanacak liste
- Pasaport giriş-çıkış kayıtlarının ve son yasal kalış tarihinin çıkarılması
- Yasağın dayanağı olan idari işlemin yazılı örneğinin talep edilmesi
- Varsa sınır dışı etme kararı ile giriş yasağının ayrı işlemler olarak ayrıştırılması
- Aile birliği, çalışma izni veya öğrenim gibi Türkiye ile bağı gösteren belgelerin toplanması
- Adli sicil ve devam eden soruşturma durumunun güncel biçimde doğrulanması
Talebi zayıflatan tipik usul hataları
Uygulamada en çok karşılaşılan hata, tek bir dilekçeyle hem yasağın kaldırılmasını hem yeni bir ikamet izni verilmesini istemektir. Bu iki talebin makamı ve incelemesi farklıdır; birlikte ileri sürüldüğünde her ikisi de eksik değerlendirilir. İkinci hata, yasağın haksızlığını iddia ederken hiçbir somut belge sunmamaktır. Kamu düzeni gerekçesine dayanan bir kayıtta, ailevi ve ekonomik bağların ölçülülük değerlendirmesine etki edebilmesi için bu bağların belgeye bağlanmış olması gerekir.
İdareye başvuru mu, iptal davası mı?
İdareye yapılacak kaldırma başvurusu ile idari yargıda açılacak iptal davası birbirinin alternatifi gibi düşünülmemelidir. Başvurunun sonucu beklenirken dava süresinin dolması ihtimali varsa, iki yol arasındaki zamanlama baştan planlanmalıdır. Vatandaşlık başvurusu gündemde olan dosyalarda ise 5901 sayılı Kanun kapsamındaki değerlendirmenin, devam eden bir giriş yasağı kaydından etkilenebileceği hesaba katılmalıdır.
Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; her yabancının kayıt geçmişi, kalış geçmişi ve aile durumu farklı olduğundan sonuçlar da değişir. Kendi dosyanız için işlem yapmadan önce belgelerinizle birlikte bir hukukçuya danışmanız yerinde olur.