İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2022/14627 Karar: 2024/2219 Tarih: 2024

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2022/14627 K.2024/2219

1. Ceza Dairesi 2022/14627 E. , 2024/2219 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1785 E. 2022/2295 K. SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması, bozma Sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince hükmoluna

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2022/14627 E. , 2024/2219 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1785 E. 2022/2295 K. SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması, bozma Sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince hükmoluna

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2022/14627 E. , 2024/2219 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1785 E. 2022/2295 K. SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması, bozma Sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince hükmolunan hapis cezasının 5 yılın üzerinde olması nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi kanununun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince kararın temyizi kabil olduğu; Sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında kurulan hükümler yönünden; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.03.2018 tarih, 2018/11-38 Esas ve 2018/113 Karar sayılı kararı uyarınca ilk derece mahkemesince verilen "beraat" kararı, istinaf mercii tarafından "mahkumiyet" kararı verilerek hükümlerin türü değiştirildiğinden, kararın temyizi kabil olduğu; belirlenerek yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Foça 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.07.2019 tarihli ve 2018/1376 Esas, 2019/1059 Karar sayılı kararı ile; a) Sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (d) bendleri, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları ve 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca, 6 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına; b) Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında katılan ...'a yönelik neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine; Karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 28.06.2022 tarihli ve 2020/1785 Esas, 2022/2295 Karar sayılı kararı ile; a) Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekili ve sanık ... müdafiinin istinaf başvurusu üzerine, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile; sanık ... hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (d) bentleri, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; b) Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında katılan ...'a yönelik neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (d) bendleri, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca, ayrı ayrı 5'er yıl 15'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına; Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan vekilinin temyiz sebepleri: sanıkların eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs olduğundan bahisle suç vasfına, eksik incelemeye, üst hadden ceza verilmesi gerektiğine, haksız tahrik indirimi ve takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine, B. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın beraat etmesi gerektiğine, delillerin hatalı değerlendirildiğine, iştirak hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, C. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; delillerin hatalı değerlendirildiğine, ilk haksız hareketin karşı taraftan geldiğine, olayda silah kullanılmadığına, haksız tahrikin derecesine, meşru savumaya, meşru savunmada sınırın aşılmasına, hükme esas alınan raporun yetersiz olduğuna, sanığın beraat etmesi gerektiğine, D. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; kararın gerekçesiz olduğuna, delillerin hatalı değerlendirildiğine, eksik incelemeye, sanığın olaya karışmadığına tarafları ayırmaya çalıştığına, adli raporun hükme esas alınamayacağına, raporlar arasında çelişki bulunduğuna, müşterek faillik şartlarının oluşmadığına, sanığın beraat etmesi gerektiğine, meşru savunmaya, haksız tahrik indirimi uygulanması gerektiğine, E. Sanık ...'ın temyiz sebepleri; müşterek fail olarak cezalandırılması için yasal şartların bulunmadığına, haksız tahrik indirimi uygulanması gerektiğine, meşru savunmaya, beraat etmesi gerektiğine, hükme esas raporun hatalı olduğuna, silah kullanmadığına, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Sanıklardan ... ile katılan arasında olay tarihinde Yeni Foça Burunucu sahilindeki ... Cafe isimli işletme karşısındaki kumsalda, katılanın arkadaşı tanık ...'ın düşürdüğü sigara paketini aradığı sırada kullandığı ışığın kendisini rahatsız ettiğini ifade etmesi ile katılan ve arkadaşları ile arasında tartışma yaşandığı, katılan ve arkadaşları tarafında darp edildiği, bunun üzerine sanık ...'in, evinde diğer sanıklarla birlikte bulunan arkadaşı sanık ... Yasini telefonla arayarak tartaklandığını söyleyerek yanına çağırdığı, sanık ...'in bir başka şahıstan ödünç aldığı araçla olay gecesi evinde bulunan arkadaşları sanıklar ..., ... ve ... ile birlikte katılan ... ve arkadaşlarının bulunduğu yere gittikleri, burada sanık ...'in kendisine vuran kişileri göstermesi üzerine sanıkların hep birlikte karşı gruba saldırdıkları, kavga sırasında sanık ...'in, katılanın eline ve bileğine urgana benzeyen bir iple doladığı ucu tokmağa benzeyen bir cisim olarak tarif ettiği aletle vurması neticesinde, hayati tehlike geçirecek, kemik kırığı oluşacak ve yüzde sabit ize neden olacak biçimde yaralandığı şeklinde gelişen olayda; sanık ... hakkında mahkumiyet diğer sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında beraat yönünde uygulama yapıldığı anlaşılmıştır. 2. Sanıkların savunmaları, katılan ve tanık beyanları, Manisa Devlet Hastanesinin 22.08.2017, Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 06.01.2022 ve 12.04.2022 tarihli raporları, Adli Tıp Kurumu Karşıyaka Şube Müdürlüğünün 14.11.2017 tarihli raporu, tutanaklar ile nüfus ve adli sicil kayıtları dava dosyasında mevcuttur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde ilk derece mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak sanık ... hakkında haksız tahrik indirimi uygulanması, beraat eden sanıkların da müşterek fail olarak cezalandırılmaları gerektiğinin tespitiyle, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlerin kaldırılmasına ve yeniden hükümler kurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, alınan tüm raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemlerin sanıklar tarafından iştirak iradesi ile gerçekleştirildiğinin saptandığı, olayın aniden gelişmiş olması, taraflar arasında öldürmeyi gerektirir husumet bulunmaması gözetildiğinde suç vasfının kasten yaralama olarak belirlenmesinde ve ceza miktarının tayininde isabetsizlik bulunmadığı, katılandan sanık ...'e yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu, katılandan sanıklar ..., ... ve ...'a yönelen haksız söz ve davranış bulunmadığı, olayda meşru savunma ve sınırının aşılmasının hükümlerinin uygulama koşullarının oluşmadığı, katılanın silahtan sayılan urgan ve buna bağlanmış sert cisimle yaralanmış olması karşısında suçun silahla işlendiği, takdiri indirimin mahkemenin takdir yetkisi kapsamında yasal yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Sanık ...'in, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 08.07.2021 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkeme tarafından araştırılmasında ve sanık ... hakkında açılan kamu davasının, 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca düşmesine karar verilip verilmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır. V. KARAR A. Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden; Gerekçe bölümü (1.) paragrafında açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 28.06.2022 tarihli ve 2020/1785 Esas, 2022/2295 Karar sayılı kararında katılan vekili, sanıklar ..., ... müdafileri ve sanık ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, B. Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmü yönünden ; Gerekçe bölümü (2.) paragrafında açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 28.06.2022 tarihli ve 2020/1785 Esas, 2022/2295 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takdiren Foça 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.04.2024 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda suça iştirakte, faillik ve şeriklik ayrımı öngörülmüş, azmettirme ve yardım etme şeriklik kavramı içinde değerlendirilmiştir. Kanun’un 37. maddesindeki; "(1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur. (2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası,üçte birden yarısına kadar artırılır" şeklindeki hüküm ile maddenin birinci fıkrasında müşterek faillik, ikinci fıkrasında ise dolaylı faillik düzenlenmiştir. Kanun’da suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak hâlinde gerçekleştirilmesi durumunda TCK’nin 37/1. maddesinde düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır. Öğretideki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir: 1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır. 2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır. Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. "Yardım etme" ise 5237 sayılı TCK'nin 39. maddesinde; "(1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez. (2) Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur: a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek. b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak. c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak" şeklinde, "Bağlılık kuralı" da aynı Kanun'un 40. maddesinde; "(1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır. (2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur. (3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir" biçiminde düzenlenmiştir. Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, 5237 sayılı TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden 5237 sayılı Kanun’un 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır. TCK’nin 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır. 1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım; a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, Olarak sayılmıştır. 2- Manevi yardım ise; a) Suç işlemeye teşvik etmek, b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek, c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek, d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek, Şeklinde belirtilmiştir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira "yardım etme"yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hâkimiyetinin bulunmamasıdır. Uyuşmazlık konusunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için müşterek faillik için gereken şartlardan birisi olan "suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurma" unsurunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır. Sanıklardan ... ile katılan arasında olay tarihinde Yeni Foça Burunucu sahilindeki ... Cafe isimli işletme karşısındaki kumsalda, katılanın arkadaşı tanık ...'ın düşürdüğü sigara paketini aradığı sırada kullandığı ışığın kendisini rahatsız ettiğini ifade etmesi ile katılan ve arkadaşları ile arasında tartışma yaşandığı, katılan ve arkadaşları tarafında darp edildiği, bunun üzerine sanık ...'in, evinde diğer sanıklarla birlikte bulunan arkadaşı sanık ... Yasini telefonla arayarak tartaklandığını söyleyerek yanına çağırdığı, sanık ...'in bir başka şahıstan ödünç aldığı araçla olay gecesi evinde bulunan arkadaşları sanıklar ..., ... ve ... ile birlikte katılan ... ve arkadaşlarının bulunduğu yere gittikleri, burada sanık ...'in kendisine vuran kişileri göstermesi üzerine sanıkların hep birlikte karşı gruba saldırdıkları, kavga sırasında sanık ...'in, katılanın eline ve bileğine urgana benzeyen bir iple doladığı ucu tokmağa benzeyen bir cisim olarak tarif ettiği aletle vurması neticesinde, hayati tehlike geçirecek, kemik kırığı oluşacak ve yüzde sabit ize neden olacak biçimde yaralandığı, ... ve ...'in de kavga sonucu basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandıkları, ..., ..., ..., ..., ve ...'in alınan doktor raporlarında darp cebir izine rastlanmadığının belirtildiği olayda; Sanıklar ..., ..., ..., ve ...'in Sanığın çağırması ile darp edildiğini öğrenmeleri üzerine olay yerine onu yalnız bırakmamak amacıyla gelmiş olmaları ve arbede sırasında katılanın ve tanıkların bu sanıkların ona vurduğundan söz etmemeleri, Sanık ...'in ...'ın arkasında iken onlarla bu hamleyi planlamadan aniden omzundan destek alıp katılana vurması ile gerçekleştirmesi, bu sırada bu sanıkların ... ve ...'le kavga etmeleri, Sanık ...'in bu sanıkların yanında bulunmalarından destek alması ile olay yerine birlikte gelmels, katılanın yaralanması yönünden sanıklar ... . ..., ... ve ... hakkında katılan ...'e yönelik olarak "yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olacak surette basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve vücutta kemik kırığına neden olacak nitelikte kasten yaralama" suçuna, TCK’nin 39/2. maddesindeki; 1-Maddi yardım olarak b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, 2- Manevi yardım olarak b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek mahiyetinde katıldıklarının kabulü gerektiğinden sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında da tahrik indirimi de söz konusu olmadığından TCK'nin 37. maddesi kapsamında eylemi yapan asıl fail sanık ...'in tahrik indirimden yararlanarak 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmışken arkadaş hatırına olay yerine gelen ve katılana hamle yapıp yapmadıkları belli olmayan, tanıklar ... ve ...'le kavga eden ve her şeyden önemlisi katılana dokunmamış olan bu sanıkların asıl failden daha fazla 5 er yıl 15 er hapis cezaları ile cezalandırlmaları adalet, hakkaniyet, önceden belirlilik ilkeleriyle bağdaşmayacağı, başka bir anlatımla böyle bir kararın adil olmayıp, haksızlığa neden olacağı görüşündeyim.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla