Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2023/6444 E. , 2023/6999 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/597 E., 2022/420 K. SUÇ : Kasten yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.07.2022 tarihli ve 2022/597 Esas, 2022/420 Ka
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2023/6444 E. , 2023/6999 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/597 E., 2022/420 K. SUÇ : Kasten yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.07.2022 tarihli ve 2022/597 Esas, 2022/420 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında kasten yaralama suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231 ... maddesinin onuncu fıkrası uyarınca denetim süresi içerisinde yeni bir kasıtlı suç işlememesi nedeniyle düşürülmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/34756 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.07.2023 tarihli ve KYB-2023/65331 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.07.2023 tarihli ve KYB-2023/65331 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, her ne kadar sanık ... hakkında ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.07.2022 tarihli kararı ile, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süre ile denetim süresine tâbi tutulmasına dair karar verildiği ve denetim süresince kasıtlı bir suçtan mahkûmiyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın düşürülmesine dair karar verilmiş ise de; dosya kapsamı itibariyle sanık hakkında verilmiş bir hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin bir kararın bulunmadığı gibi yerel mahkemeyi düşme kararının verilmesine sevk eden saikin olsa olsa ceza zaman aşımının dolduğu gerekçesiyle düşme kararı verilmiş olabileceğine binaen yapılan incelemede, 5237 sayılı Kanun'un 'Ceza zaman aşımını' düzenleyen 68. maddesinin 'Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki sürelerin geçmesiyle infaz edilmez' şeklinde, 'e' fıkrasının ise 'Beş yıla kadar hapis ve adlî para cezalarında on yıl.' şeklinde hükümleri ihtiva ettiği, Sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 29/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmedilen hapis cezasının miktarı esas alındığında, anılan Kanun'un 68. maddesinin 'e' fıkrasına göre 10 yıllık ceza zamana aşımına tâbî olduğu, Erteli hapis cezalarında ceza zaman aşımının erteleme kararının kesinleşmesinden itibaren başlayacağı dikkate alındığında, sanığın cezasının anılan Kanun'un 51/1. maddesi gereğince ertelenmesine ve 1 yıl 6 ay süreyle denetim süresine tâbî tutulmasına ilişkin ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2014 tarihli kararının ise temyiz edilmeksizin 11.04.2014 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme tarihinden itibaren hesaplandığında söz konusu hükme ilişkin ceza zaman aşımının 11.04.2024 tarihinde dolacağı, 5237 sayılı Kanun'un 68. maddesinin 5. fıkrasının 'Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır.' şeklinde, 'Ceza zamanaşımının kesilmesi' başlıklı 71. maddesinin 2. fıkrasının ise, 'Bir suçtan dolayı mahkûm olan kimse üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlediği takdirde, ceza zamanaşımı kesilir.' şeklinde, 1219 sayılı 'Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 41. maddesinin 'Kişisel çıkar amacı olmasa bile diplomasız olarak diş hekimliği mesleğine ilişkin herhangi bir muayene veya müdahale yapan, diş hekimliği klinik hizmetleri ile ilgili işyeri açanların meslek icraları durdurulur. Bu kimseler hakkında üç yıldan beş yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.' şeklinde düzenlemeleri içerdiği, Bu arada, sanığın, suç tarihi 10.03.2015 ve 03.04.2015 olan ... 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.03.2022 tarihli ve 2021/600 Esas, 2022/203 Karar sayılı kararına konu üst sınırı 5 yıl olarak belirlenen 1219 sayılı 'Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 41. maddesine aykırı eyleminden cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın temyiz edilmeksizin 12.10.2022 tarihinde kesinleştiği, suç tarihleri itibariyle kesilen ceza zaman aşımı süresinin kararın kesinleştiği 12.10.2022 tarihi itibariyle yeniden işlemeye başlayacağı, bu tarih ile işlemeye yeniden başlayan sürenin düşme kararının verildiği 07.07.2022 itibariyle ceza zaman aşımının dolmadığı ve bu doğrultuda düşme kararı verilemeyeceği gibi, Diğer taraftan da, 5237 sayılı Kanun'un 51/8. maddesinde yer alan 'Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.' şeklindeki hükme aykırı olarak, cezası ertelenen sanığın denetim süresini yükümlülüklere uygun ve iyi hâlli olarak geçirmesi hâlinde mahkûm olduğu cezanın infaz edilmiş sayılacağı ve Cumhuriyet savcılığınca sadece yerine getirme fişi tanzim edilmesi gerektiği gözetilmeden, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemediğinden bahisle de düşme kararı verilemeyeceği, denetim süresinin yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli olarak geçirildiği takdirde, cezanın infaz edilmiş sayılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. Öğretide olağanüstü temyiz olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü kanun yolunun koşulları ve sonuçları, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi ile aynı Kanun'un 310 uncu maddesinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un, Kanun yararına bozma başlıklı 309 uncu maddesinin inceleme konusu ile ilgili birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan; "(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenlemeler uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için, bu karar veya hükmün hukuken geçerli olması ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir. 2. Hâkim veya mahkemenin, kovuşturma aşaması sonucunda verdiği karar ya da hüküm, kanun yolu incelemesi ile ortadan kaldırılmadıkça veya yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü söz konusu olmadıkça aynı davaya bakma imkânı olmadığı hâlde, mahkemenin, yeniden dosyayı ele alarak verdiği karar ya da hüküm hukuken geçersizdir. Bu hüküm veya karar, kural olarak olağan kanun yolu olan itiraz, istinaf ve temyiz yoluna konu olamayacağı gibi olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma yoluna da konu olamaz. 3. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 27.10.2009 tarihli ve 2009/206 Esas, 2009/250 Karar sayılı kararında; "...Hukuken geçerli olmayan karar ve hükümlere karşı yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulması olanaklı olmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının bu nedenlerle kabulü ile Özel Daire kararının kaldırılmasına ve Adalet Bakanlığının yasa yararına bozma isteminin bu nedenlerle reddine karar verilmesi” gerektiği kabul edilmiştir. 4. Bu açıklamalar ışığında inceleme konusu dava dosyasının değerlendirilmesinde; hükümlü hakkında kasten yaralama suçundan bozma üzerine verilen ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.04.2014 tarihli ve 2013/545 Esas, 2014/445 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükmolunan 1 yıl 15 gün hapis cezasının, aynı Kanun'un 51 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine, 1 yıl 6 ay denetim süresi belirlenmesine ilişkin hükmün temyiz edilmeksizin 11.04.2014 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.04.2014 tarihli ve 2013/545 Esas, 2014/445 Karar sayılı kararının kesinleşmesinden sonra hükümlü tarafından 31.03.2022 tarihli dilekçe ile adlî sicil kaydının silinmesinin talep edilmesi üzerine Mahkemece duruşma açılarak hükümlü hakkında inceleme konusu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde yeni bir kasıtlı suç işlenmediğinden bahisle kamu davasının düşürülmesine karar verilmiş ise de, anılan düşme kararının, hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde bulunduğu belirlenmiştir. Şöyle ki, hükümlü hakkında Mahkemece önceden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunmamaktadır. Hükümlü hakkında hükmolunan hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği dikkate alındığında infaz aşamasında ancak 5237 sayılı Kanun'un 51 ... maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan "Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır." şeklindeki düzenleme gereği cezanın infaz edilmiş sayılabileceği, düşme kararı verilemeyeceği anlaşıldığı gibi hükümlünün adlî sicil belgesinin incelenmesinde 10.03.2015 tarihinde işlediği 1219 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan ... 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2022 tarihli ve 2021/600 Esas, 2022/203 Karar sayılı kararı ile mahkûmiyetine karar verilmiş olduğu da görülmüştür. 5. Hukuken varlık kazanmayan bir kararın kanun yararına bozma istemine konu edilmesi olanaklı değil ise de mevzuatta hukuken geçersiz nitelikteki kararların kendiliğinden yok sayılmasını düzenleyen bir hüküm de bulunmadığından hukuken geçersiz olan kararlar, olağan veya olağanüstü kanun yolları vasıtasıyla, hukuken geçersiz olduklarına ilişkin bir tespit yapılmadıkça şeklen varlığını koruyacaktır. 6. Yukarıda (3) numaralı paragrafta zikredilen YCGK, 2009/206 Esas, 2009/250 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere hukuken geçerli olmayan, yok hükmünde olan inceleme konusu kararın kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2023 tarihinde karar verildi.