Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2023/7497 E. , 2023/8374 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Kasten yaralama, bilinçli taksirle yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığın
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2023/7497 E. , 2023/8374 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Kasten yaralama, bilinçli taksirle yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.11.2022 tarihli ve 2022/569 Esas, 2022/706 Karar sayılı kararı ile hükümlünün, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 ... maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile hükümlü hakkında; 1. Sait'e karşı kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 2. ...'e karşı bilinçli taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin netice cezaların türü ve miktarı itibarıyla, 5271 sayılı Kanun'un 272 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle 16.11.2022 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 18.07.2023 tarihli ve 2023/11908 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.09.2023 tarihli ve KYB-2023/86849 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.09.2023 tarihli ve KYB-2023/86849 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Milas Cumhuriyet Başsavcılığının 12.12.2014 tarihli ve 2014/4380 soruşturma, 2014/2267 esas ve 2014/1587 sayılı iddianamesinde mağdur ...'un kimlik bilgilerine yer verilmediği anlaşılmış ise de, iddianame içeriğinde adı geçen sanığın mağdura yönelik silahla kasten yaralama eyleminin gerçekleştirdiğine ilişkin anlatıma yer verildiği gözetildiğinde anılan hususun mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde olduğu düşünülerek yapılan incelemede, Dosya kapsamına göre, Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesince sanığın yokluğunda verilen 13.11.2015 tarihli kararın 08.12.2015 tarihinde sanığa tebliğ edildiği, sanık müdafii tarafından 15.12.2015 tarihli dilekçesi ile temyiz edildiği, Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2015 tarihli ek kararı ile mala zarar verme suçu yönünden verilen kararın kesin nitelikte olması nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verildiği ancak kasten yaralama ve taksirle yaralama suçları yönünden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik olarak itiraz merciince herhangi bir inceleme yapılmaksızın 11/02/2016 tarihi itibariyle kesinleştirildiği anlaşılmış ise de, Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.11.2015 tarihli kararına yönelik sanık müdafii tarafından süresinde temyiz talebinde bulunulduğu, 5271 sayılı Kanun'nun 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda ya da merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağından, sanık müdafii tarafından verilen 15.12.2015 tarihli temyiz dilekçesinin kasten yaralama ve taksirle yaralama suçları yönünden itiraz dilekçesi olarak kabulü ile merciince itirazla ilgili bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, dosya merciiye gönderilmeksizin kesinleştirilen söz konusu kararın usulüne uygun olarak kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, bu nedenle sanığın denetim süresi içinde suç işlediğinin kabul edilemeyeceği ve hükmün açıklanması koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün açıklanmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir. " Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un, “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231 ... maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan sekizinci fıkrasının birinci cümlesi ve onbirinci fıkrasının birinci cümlesi; “... (8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. ... ... (11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. ...” şeklinde düzenlenmiştir. Denetim süresi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usûlüne uygun olarak kesinleşmesi üzerine başlar. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık, bu karar usûlüne uygun bir şekilde kesinleştikten sonra, beş yıl süreyle denetime tabi tutulacak ve tabi tutulduğu denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirlerine riayet etmemesi hâlinde hüküm açıklanacaktır. 2. İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; hükmün açıklanmasına esas olan Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.11.2015 tarihli ve 2014/462 Esas, 2015/404 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, usûlüne uygun şekilde kesinleşmediği anlaşılmıştır. Şöyle ki, anılan karara yönelik hükümlü müdafii tarafından verilen 13.11.2015 tarihli temyiz istemi içerir dilekçesinin 5271 sayılı Kanun'un 264 üncü maddesi gereğince itiraz mahiyetindeki kabul edilerek dosyanın incelenmek üzere itiraz mercine gönderilmesi gerektiği dikkate alınmadan kararın itiraz edilmeden kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir. 3. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usûlüne uygun olarak kesinleşmemesi ve denetim süresinin işlemeye başlamaması nedeniyle hükmün açıklanamayacağı dikkate alınmadan hükümlünün tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine dosyanın ele alınarak hükmün açıklanmasına karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.11.2022 tarihli ve 2022/569 Esas, 2022/706 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.12.2023 tarihinde karar verildi.