İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2024/2599 Karar: 2025/3996 Tarih: 2025

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2024/2599 K.2025/3996

1. Ceza Dairesi 2024/2599 E. , 2025/3996 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/524 değişik iş İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın kabulüne KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına b

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2024/2599 E. , 2025/3996 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/524 değişik iş İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın kabulüne KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına b

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2024/2599 E. , 2025/3996 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/524 değişik iş İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın kabulüne KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yasa dışı silahlı Hizbullah terör örgütüne üye olma suçundan sanık ...'in mahkumiyetine dair Diyarbakır (Kapatılan) 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (Ceza Muhakemesi Kanununun 250. maddesi ile yetkili) 09.07.2007 tarihli ve 2004/369 Esas, 2007/302 Karar sayılı kararının Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 15.06.2009 tarihli ve 2008/424 Esas, 2009/7036 Karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, hükümlü müdafinin ceza zamanaşımı süresi dolduğundan bahisle yapmış olduğu infazın durdurulması talebinin reddine ilişkin Diyarbakır (Kapatılan) 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (Ceza Muhakemesi Kanununun 250. maddesi ile yetkili) 03.06.2020 tarihli ve 2004/369 Esas, 2007/302 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile infazına yer olmadığına dair Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.06.2020 tarihli ve 2020/524 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak; Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 09.02.2024 tarihli ve 94660652-105-21-15519-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.03.2024 tarihli ve 2024/20752 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü; I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.03.2024 tarihli ve 2024/20752 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, hükümlü müdafinin ceza zamanaşımı süresi dolduğundan bahisle yapmış olduğu infazın durdurulması talebinin, Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.06.2020 tarihli ve 2020/524 değişik iş sayılı kararı ile hükümlü hakkındaki cezayı koşullu salıverilme oranına göre ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken süre olarak hesapladığı ve ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin 1265 gün (3 yıl 5 ay 20 gün) olarak değerlendirmesi sonucu kalan ceza miktarının 5 yılın altında olması nedeniyle ceza zaman aşımı süresinin 10 yıl olarak belirlediği ve buna göre ilgili ilamın infaz edilmemesine karar verilmiş ise de, Hükümlüye ait infaz dosyasında, hükümlünün toplam cezasının 6 yıl 3 ay hapis cezası olduğu, hükümlünün 445 gün özgürlüğünü kısıtlayan mahsup edilebilecek süresinin bulunduğu, buna göre hükümlünün geri kalan cezasının 1835 gün olduğu, bu sürenin de 5 yıldan fazla olması nedeniyle ceza zamanaşımı süresinin 20 yıl olarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, 10 yıl olarak belirlenerek itirazın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları; (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar. 2. Konu ile ilgili 765 sayılı Kanun'un 112. maddesinin birinci fıkrasının (3) ncü bendi; "Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki müddetlerin mürurile ortadan kalkar: (3) Beş seneden ziyade ağır hapis veyahut hapis veya müebbet sürgün cezası yirmi sene, 3. Konu ile ilgili 5237 sayılı Kanun'un 68. Maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (e) bendi ile beşinci fıkrası; “(1) Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki sürelerin geçmesiyle infaz edilmez; (d) Beş yıldan fazla hapis cezalarında yirmi yıl, (e) Beş yıla kadar hapis ve adlî para cezalarında on yıl, (5) Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır.”, şeklinde düzenlenmiştir. 4. 765 sayılı Kanunda ceza zamanaşımı sürelerinin geçmesiyle cezaların “ortadan kalkacağı” belirtilmişken; 5237 sayılı Kanun da ceza zamanaşımı sürelerinin geçmesinin, cezayı ortadan kaldırmadığı, sadece bir infaz engeli oluşturduğu görülmektedir. 5. Ceza zamanaşımı süresinin hangi andan itibaren işlemeye başlayacağı, 765 sayılı Kanun'un 113. Maddesinde, “Hükümlerde müruru zaman hükmün katileştiği veya infazın herhangi bir suretle inkıtaa uğradığı günden itibaren işlemeye başlar.” şeklinde hükme bağlanmış iken, 5237 sayılı Kanun'un 68. maddesinin beşinci fıkrasında, “Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır.” şeklinde belirtilmiş olup, iki kanun hükümleri arasındaki temel fark, 5237 sayılı Kanun da ceza zamaaşımının kesintiye uğraması halinde göz önünde bulundurulması gereken zamanaşımı süresinin, mahkumiyete konu ceza süresinin tamamına göre değil kesintiden sonra infazı gereken cezanın süresine göre hesaplanacak olmasıdır. 6. Somut olayda; hükümlü hakkında silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası verildiği ve mahkumiyet hükmünün 15.06.2009 tarihinde kesinleştiği, hükümlünün bu suç nedeniyle 12.03.2000-31.05.2001 tarihleri arasında gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği mahsubu gereken 445 günlük süre, infaza konu cezasından mahsup edildiğinde, hükümlünün infazı gereken kalan ceza miktarının 1835 gün olup, bu sürenin 5 yıldan fazla olması nedeniyle ceza zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun'un 68. maddesinin 5. fıkrası da dikkate alınarak aynı maddenin 1. fıkrasının (d) bendine göre 20 yıl olarak belirlenmesi gerekirken, talep tarihi itibariyle ceza infaz kurumunda bulunmayan ve şartla tahliye hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı dahi bu aşamada belli olmayan hükümlünün, infaza konu cezasından 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesine göre 1/4 oranında indirim yapılarak, infaz rejimine göre, şartla tahliye edilmesi için iyi halli olarak ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken süre esas alınarak yapılan hesaplama sonucu infazı gereken kalan ceza miktarının 1265 gün olup, bu sürenin 5 yıldan az olduğu gerekçesiyle ceza zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu kabul edilerek, ceza zamanaşımı süresinin dolduğu ve cezanın infazına yer olmadığına dair verilen karar Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 29.06.2020 tarihli ve 2020/524 değişik iş sayılı kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.05.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla