İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2024/7891 Karar: 2026/1512 Tarih: 2026

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2024/7891 K.2026/1512

1. Ceza Dairesi 2024/7891 E. , 2026/1512 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1780 E., 2024/1892 K. SUÇ : Nitelikli kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün düzeltilerek onanması İlk Derece Mahkemesince

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2024/7891 E. , 2026/1512 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1780 E., 2024/1892 K. SUÇ : Nitelikli kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün düzeltilerek onanması İlk Derece Mahkemesince

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2024/7891 E. , 2026/1512 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1780 E., 2024/1892 K. SUÇ : Nitelikli kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün düzeltilerek onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1 ve 286/2-a maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Nevşehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.04.2024 tarihli ve 2023/383 Esas, 2024/213 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında maktule yönelik nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82/1-d,f, 53... . maddeleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hükmolunan hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. 2. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02.10.2024 tarihli ve 2024/1780 Esas, 2024/1892 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında maktule yönelik nitelikli kasten öldürme suçundan ilk derece mahkemesince kurulan ve resen de istinaf yoluna tabi olan hükme yönelik katılan Kurum vekili, katılan ... vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a-son maddesi uyarınca ''vekalet ücreti ve adli emanetler yönünden'' düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri özetle; tüm katılanlar yönünden ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesi gerektiğine ilişkindir. 2.Sanık müdafinin temyiz sebepleri özetle; eksik incelemeye, takdiri indirim ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 1.Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/1. maddesinde yer verilen; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme ve bu düzenlemenin zorunlu vekil bulunması durumda da uygulanması gerektiği anlaşıldığından tebliğnamedeki vekalet ücretine hükmedilmemesi yönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir. 2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemin sanık tarafından kasten gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan adli raporların yeterli olduğu, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, maktulden sanığa yönelen ve haksız tahrik teşkil eden söz veya davranışın bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, hükmedilen vekalet ücretinin yerinde olduğu anlaşıldığından katılan ... vekili ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02.10.2024 tarihli ve 2024/1780 Esas, 2024/1892 Karar sayılı kararında katılan ... vekili ve sanık müdafiinin tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1.maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Nevşehir 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.03.2026 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Yerleşmiş yargısal kararlar ve doktrinde yer alan baskın görüşlere göre, 5237 sayılı TCK’nun 29. maddesinde yer alan haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gereklidir: a) Tahriki oluşturan bir fiil bulunmalı, b) Bu fiil haksız olmalı, c) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı, d) Failin işlediği suç, bu ruhi durumun tepkisi olmalı, f) Haksız tahrik teşkil eden eylem, mağdurdan sadır olmalıdır. Uyuşmazlığa konu olayda, diğer şartların gerçekleştiği konusunda bir tereddüt bulunmaması nedeniyle, haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi açısından, (f) bendinde yer alan haksız tahrik teşkil eden eylemin mağdurdan sadır olma şartının gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalıdır. Mağdurun haksız bir fiili sonucunda hiddet veya şiddetli elem etkisinde kalan failin, tahrik edene karşı bir suç işlediğinde kusurunun azaldığı, iradesinde bir zayıflama meydana geldiği, suç işlemekten kendini alıkoyma yeteneğinin ve ceza sorumluluğunun azaldığı kabul edilmiştir. Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir. Mağdur ya da ölenden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir. İlk derece mahkemesince sanık maktulün başka erkeklerle görüşmesi sebebiyle tartıştıklarını ve bunun üzerine maktulü boğduğunu savunmuşsa da; savunmasını destekler nitelikte bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı, yine her ne kadar sanık, maktulün cep telefonundan kendisine fotoğraflar gösterdiğini belirtmişse de maktulün cep telefonunun incelemesinin yapılamadığı, bu hususta tarafsız tanık beyanının, fotoğraf, mesajlaşma kaydı gibi bir delilin bulunmadığı, her ne kadar maktulün iç çamaşırında maktul ve sanığın DNA'larından farklı genotipte bir DNA profiline rastlanıldığı tespit edilmişse de tespit edilen DNA profillerinin herhangi bir şahsın varlığı yönünde mukayeseye uygun olmadığının 20.10.2023 tarihli uzmanlık raporuyla açıklanmış olması, kaldı ki maktulün iç çamaşırında farklı genotipte bir DNA profillerine rastlanılsa bile bu hususun olay anında sanık tarafından bilinemeyeceği ve dolayısıyla sanık lehine bir delil teşkil etmeyeceği, maktulün sanığın iddia ettiği şekilde bir yaşam sürdüğüne ( eskort olduğu iddia edilen kişilerle görüntülerinin bulunduğuna, başka erkeklerle görüştüğüne) ve maktulün sanığa olay öncesinde başka erkeklerle birlikte olduğuna, sanığı rezil edeceğini söylediğine dair sanığın savunmalarını destekler hiçbir delilin bulunmadığı bu haliyle sanığın bu iddialarının somut bir delille desteklenmediği kabul edilerek, Maktulün yaşam tarzının sanıkla uyum göstermediği için sanığın maktulden boşanmak istediğini, maktulün boşanmak istememesi üzerine boşanamadıklarını, maktulün eskort olarak tabir ettikleri kişilerler arkadaşlık kurduğunu ve fotoğraflarının bulunduğunu, sanığın, maktulün başka erkeklerle görüştüğünden şüphelendiğini, maktulün olay öncesinde sanığa iki kişiyle cinsel birliktelik yaşadığını, sanıktan boşanmayarak onu rezil edeceğini söylediğini bu şekilde maktul tarafından yönelen haksız tahrik teşkil eden eylemler neticesinde sanığın duyduğu öfke üzerine atılı suçu işlediği ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğini talep ettikleri görülmüşse de; yukarıda detaylı bir şekilde iddia edildiği üzere savunma makamı tarafından bu iddiaları destekler nitelikte hiçbir delilin (iddia edilen fotoğraf paylaşımları, telefon görüşmesi kayıtları, tanık beyanı gibi) dosya arasına sunulmadığı, maktulün telefon incelemesinin çözümünün yaptırılamadığı görülmüş, yine her ne kadar maktulün iç çamaşırında erkek genotipte DNA profili tespit edildiği ve tespit edilen DNA profilinin sanık ve maktule ait DNA profilleri ile uyumlu olmadığı belirtilmiş ise de; sanığın eyleminden önce bu hususu bilemeyeceği, alınan DNA raporunda tespit edilen verilerin maktulün sanığa, sanığın iddia ettiği şeklideki sözleri sarf ettiği anlamına gelmeyeceği, sanığın daha önce de maktulün kendisini yaraladığını ve maktulün uygunsuz hayat şeklinden ötürü sanığın maktulden boşanmak istediğini savunduğu, taraflar arasındaki boşanma davasının reddine karar verildiği, sanığın iddia ettiği olaylardan sonra dahi maktul ile aynı otel odasında kaldığı ve araba ile maktulle gezdiklerini belirttiği, olay günü sanıkla maktul arasındaki evlilik birliğinin devam ettiği ve maktulün de sanığa karşı sadakat yükümlülüğünün bulunduğunun kabul edildiği ancak maktulün sadakat yükümlülüğünün ihlali niteliğinde ve sanıkta tahrik boyutuna varacak nitelikte bir eyleminin bulunduğuna dair sanığın daha az ceza almaya yönelik bu husustaki soyut savunmalarını destekler bir delil bulunmadığı anlaşılmakla sanık hakkında haksız tahrik hükümleri uygulanmamış ise de, 1-Maktul ...'a ait olduğu bildirilen külot üzerindeki lekeden tespit edilen DNA profilinin sanık ... ile maktul ... DNA profili ile uyumlu olmadığı, maktul ...'a ait olduğu bildirilen etek üzerinde lekeden erkek genotipte DNA profili tespit edildiği ve tespit edilen DNA profilinin sanık ..., maktul ...'a ait DNA profilleri ile uyumlu olmadığının ve farklı bir şahsa ait olduğunun, tespit edilen karışım DNA profilinin maktul ... ve 3. şahsa ait DNA profillerini birlikte içerdiğinin, ..., 1. ve 2. şahsa ait DNA profillerini içermediğinin, tespit edilen DNA profilinin, 3. şahıs ile uyumlu olduğunun, sanık ... Durmuş, maktul ..., 1. ve 2. şahsa ait DNA profilleri ile uyumlu olmadığının belirtilmiş olmasının sanığın istikrarlı tüm savunmalarında belirttiği gibi maktulun kendisine " başka erkeklerle başka illere gittiğini ve başka erkeklerle cinsel ilişkiye girdiğini, sürekli başka erkeklerle cinsel ilişkiye girdiğini, hatta pazartesiden itibaren 2 tane erkekle cinsel ilişkiyi yaşadığını söylediği, eskortluk yaptığı" şeklindeki beyanlarını kanıtlayan bir delil olarak kabul edilmesi gerektiği, 2- Yine sanığın maktul tarafından ayrı zamanlarda önce göğsünden ve daha sonra bacağından bıçaklanmasına ve 20 gün hastanede tedavi görmesine rağmen hakkında şikayetçi olmadığına ilişkin beyanlarının da sanığın kardeşi olan tanık ...'un "Eylem tarihinden 5 ay kadar önce maktul tarafından ağabeyim bıçaklandı, bundan dolayı ağabeyim hastanede yattı " şeklindeki beyanından anlaşılabileceği gibi, mahkemece bu savunmanın gerek hastane kayıtları ve gerekse sanığın vücudunda yara yerlerini göstermesi istenerek varsa bu yara izleri de incelettirilerek bu hususun değerlendirilebileceği, yine sanığın maktule " sen beni bıçakladın" dediğinde, maktulun "seni keşke öldürseydim" dediğini savunmasınında aksi sabit olmayan lehe değerlendirilmesi gereken bir durum olduğu, 3- Ayrıca sanığın maktulun kendisine cep telefonundan çekilmiş müstehcen fotoğraflar gösterdiği, ...'te eskortluk yapan ... isimli kişinin yanında müstehcen fotoğraflar attığını gördüğünü, telefonundan kendisine fotoğraflar gösterdiği iddiasına karşılık maktule ait cep telefonunun pin kodunun çözülemediğinden telefonun incelemesinin yaptırılamadığının 28.09.2023 tarihli rapordan anlaşıldığı, 29.09.2023 tarihli araştırma tutanağıyla da pin kodunun maktulün yakınları tarafından bilinmediğinin tutanak altına alındığı, maktulün annesi katılan ...'ın maktule ait cep telefonunun herhangi bir şifresini bilmediğini beyan ettiği, bu haliyle maktulün cep telefonunun imaj alma işlemlerinin yapılamadığının görülmüş olmasının da aksi sabit olmayan lehe değerlendirilmesi gereken bir durum olduğu, 4- Ürgüp Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/47 Esas sayılı dosyasında; sanığın Ürgüp Asliye Hukuk Mahkemesine 15.02.2022 tarihinde "cezaevinde kaldığı bir aylık süre içerisinde davalı eşi ...'un ...'de ki annesinin evinde kalacağını bildirmesine rağmen başkalarının evinde kaldığını, nezarette olduğu gün Kayseri'de olduğunu, cezaevinde kaldığı süre boyunca hiç evlerinde kalmadığını konum uygulamasından öğrendiğini, davalının telefonundan bilmediği ve telefonunda da kayıtlı olmayan numaraları ekleyip silmesini ona sorduğunda önceden "bilmiyorum" dediğinde öğrenirim dediği zaman telefonla arayarak yanına geleceğini söylemesi sonrasında müşterek konutlarını geceleyin saat 03-04 sıralarında terk ettiğini, taksi geldiğinde kendisine "herkesle yatıp kalkacağım bu durumu senin gözüne sokacağım herkese seni rezil edeceğim senden boşanmayacağım" diyerek evden çıktığını, başka isimlerle internette hesaplar açtığını, onu sosyal medya üzerinden canlı yayın yaparken yakaladığını, başka bir hesap içerisinde bir adet el ele tutulmuş parmaklarında yüzük ve paylaşımın altında tarih atılmış gönderi gördüğünü, kendisine anlaşmalı boşanma önerdiğinde "boşanmıyorum seni uyuşturucu içirdi beni sattı gibi iftira atarım" dediğini ileri sürerek boşanma davası açtığı, bu davanın 09.05.2023 tarihinde reddine karar verildiği, sanığın bu dosyadaki iddialarının da aksi sabit olmadığından yine lehe değerlendirilmesi gerektiği, 5-Sanığın maktulle aralarında geçen konuşmalara ilişkin savunmasının tanık beyanlarıyla da aksinin kanıtlanamadığı, Gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve gerekse Yargıtay 1. Ceza Dairesi ile Yargıtay diğer ceza dairelerinin müstakar içtihatlarına göre sanığın aksi sabit olmayan savunmalarına da itibar edilmesi gerektiğinden haksız tahrik nedeniyle 5237 sayılı TCK.nun 29. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde ve dosyaya uygun olmayan gerekçeyle karar verilmesinin bozmayı gerektiği görüşündeyim.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla