İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2025/1210 Karar: 2025/4268 Tarih: 2025

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2025/1210 K.2025/4268

1. Ceza Dairesi 2025/1210 E. , 2025/4268 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/363 E., 2023/612 K. SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 1. Ceza Dairesinin

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2025/1210 E. , 2025/4268 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/363 E., 2023/612 K. SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 1. Ceza Dairesinin

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2025/1210 E. , 2025/4268 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/363 E., 2023/612 K. SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 09.12.2024 tarihli ve 2023/6660 Esas, 2024/8239 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.02.2025 tarihli ve 1-2023/51529 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/1. maddesi uyarınca yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu; "Yüksek Daire ile Başsavcılığımız arasındaki uyuşmazlık konusu olan husus, sanık ... hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan 5237 sayılı TCK'nın 87/1-d maddesi gereğince hüküm kurulurken anılan fıkranın son cümlesindeki cezaya hükmolunabilmesi için 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınması gerekip gerekmediğine ilişkindir. 5271 sayılı CMK'nın 226/1. maddesine göre “Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.” Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK) benzer bir uyuşmazlıkta “nitelikli dolandırıcılık” suçu yönünden, “sanık hakkındaki sevk maddesi doğrultusunda sırf cezanın belirlenmesi amacıyla uygulanan 5237 sayılı Kanun'un 158/1. maddesinin 2. cümlesi cezanın artırılmasını gerektiren bir durum olarak ilk kez duruşmada ortaya çıkan bir hâl de değildir. Kanun koyucu 5237 sayılı Kanun'un 158/1. maddesinde yer alan bentlerden uyuşmazlık konusunu ilgilendiren (f) bendi de dâhil bazılarına ilişkin hapis ve adli para cezalarının alt sınırını diğer bentlerden daha ağır olacak şekilde aynı fıkranın devamındaki 2. cümlede belirlemiştir. Suçun unsurlarında herhangi bir değişiklik öngörmeyen söz konusu 2. fıkranın bir artırım maddesi olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Sanık hakkında düzenlenen iddianamede ve esas hakkındaki mütalaada uygulanması istenen sevk maddesinin cezasının 5237 sayılı Kanun'un 158/1. maddesinin 2. cümlesinde düzenlenmiş olması sanığa ek savunma hakkı verilmesini gerektirmeyecektir. Dolayısıyla savunma hakkının sınırlandırılması söz konusu olmayıp sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 158/1. maddesinin 2. cümlesinin uygulanması nedeniyle ayrıca ek savunma hakkı verilmesinin gerekmediği kabul edilmelidir.” şeklindeki kabulüyle sırf cezalandırma cümlesi için ayrıca ek savunma hakkı tanınmasına gerek olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre yapılan değerlendirmede; İtiraza konu mahkumiyet hükmünün yargılama sürecinde sanığın 5237 sayılı TCK'nın 86/1, 86/3-e ve 87/1-d maddeleri uyarınca cezalandırılması talep edilmiş olup sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan 5237 sayılı TCK'nın 87/1-d maddesi uyarınca mahkumiyet hükmü kurulmuştur, mahkumiyet hükmünde aynı fıkranın son cümlesi cezanın belirlenmesi amacıyla uygulanmış olup suçun hukuki niteliğini değiştirmemektedir. Nitekim, 5237 sayılı TCK'nın 87. maddesinin 1. fıkrasının "son cümlesi"nde aynı fıkranın a, b, c, d ve e bentlerine ilişkin hapis ve adli para cezalarının alt sınırı belirlenmekte olup, sırf cezanın belirlenmesi amacıyla uygulanmakta olan bu cümlenin suçun unsurlarında herhangi bir değişiklik öngörmediği için bir artırım maddesi olarak kabul edilmesi de mümkün değildir. Bu durumda sanık ... hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan kurulan hükümde iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı Kanun'un 87. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesinin uygulanması nedeniyle ek savunma hakkı verilmesine gerek olmadığı, ek savunma hakkı tanınmamasının 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesine aykırılık oluşturmadığı, ve savunma hakkının sınırlandırılmasının söz konusu olmadığı kanaatine varıldığından, hükme yönelik temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi yerine bozulmasına karar verilmesinin isabetli olmadığına" ilişkindir. II. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 tarihli ve 2015/1167 Esas, 2017/247 Karar, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 tarihli ve 2015/1167 Esas, 2017/247 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı Kanun'un 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunduğundan, Dairemizce verilen bozma kararının usul ve yasaya uygun olması nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının sayın üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ Sayın Üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 09.12.2024 tarihli ve 2023/6660 Esas, 2024/8239 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.05.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin 2023/6660 Esas ve 2024/8239 Karar sayılı kararında çoğunluk görüşü ile uyuşmadığım husus, sanık ... hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 87/1-d maddesi gereğince hüküm kurulurken anılan fıkranın son cümlesindeki cezaya hükmolunabilmesi için 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınması gerekip gerekmediğine ilişkindir. Sanık ...'nin kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun’un 86/1, 86/3-e ve 87/1-d maddeleri uyarınca cezalandırılması için 29.07.2022 tarihinde kamu davası açılmış, Yerel Mahkemece 17.11.2022 tarihli oturumda sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesinin uygulanması ihtimaline binaen müdafisi huzurunda sanığın ek savunması tespit olunmuştur. Yerel Mahkemece sanığın 5237 sayılı Kanun’un 86/1, 86/3-e, 87/1-d ve aynı Kanun'un son fıkrası uyarınca mahkûmiyetine karar verilmiş, anılan kararın istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine dair karar verilmiştir. Yüksek Dairenin bozma kararı tarafımca yerinde görülmediğinden, çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. Şöyle ki; 5271 sayılı Kanun’un 226/1. maddesine göre “Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.” Uyuşmazlık konusu olan kararın yargılama sürecinde sanık ...'ın 5237 sayılı Kanun’un 86/1, 86/3-e ve 87/1-d maddeleri uyarınca cezalandırılması istenilmiş ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun’un 87/1-d maddesi uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Kanaatimizce aynı fıkranın son cümlesi gereğince cezanın belirlenmesi suçun hukuki niteliğini değiştirmeyecektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK) benzer bir uyuşmazlıkta “nitelikli dolandırıcılık” suçu yönünden, “sanık hakkındaki sevk maddesi doğrultusunda sırf cezanın belirlenmesi amacıyla uygulanan 5237 sayılı Kanun'un 158/1. maddesinin 2. cümlesi cezanın artırılmasını gerektiren bir durum olarak ilk kez duruşmada ortaya çıkan bir hâl de değildir. Kanun koyucu 5237 sayılı Kanun'un 158/1. maddesinde yer alan bentlerden uyuşmazlık konusunu ilgilendiren (f) bendi de dâhil bazılarına ilişkin hapis ve adli para cezalarının alt sınırını diğer bentlerden daha ağır olacak şekilde aynı fıkranın devamındaki 2. cümlede belirlemiştir. Suçun unsurlarında herhangi bir değişiklik öngörmeyen söz konusu 2. fıkranın bir artırım maddesi olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Sanık hakkında düzenlenen iddianamede ve esas hakkındaki mütalaada uygulanması istenen sevk maddesinin cezasının 5237 sayılı Kanun'un 158/1. maddesinin 2. cümlesinde düzenlenmiş olması sanığa ek savunma hakkı verilmesini gerektirmeyecektir. Dolayısıyla savunma hakkının sınırlandırılması söz konusu olmayıp sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 158/1. maddesinin 2. cümlesinin uygulanması nedeniyle ayrıca ek savunma hakkı verilmesinin gerekmediği kabul edilmelidir.” şeklindeki kabulüyle sırf cezalandırma cümlesi için ayrıca ek savunma hakkı tanınmasına gerek olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan mahkûmiyetine karar verilen sanık ...'nin 5271 sayılı Kanun’un 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmasına gerek olmadığı kanaatinde olduğumdan, Tavas Asliye Ceza Mahkemesinin 24.11.2022 tarihli ve 2022/352 Esas, 2022/500 Karar sayılı kararına yönelik istinaf başvuruları üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 22.12.2021 tarihli ve 2023/363 Esas, 2023/612 Karar sayılı kararı ile verilen düzeltilerek esastan reddine dair kararın bozulmasına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla