Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2025/5600 E. , 2026/2744 K. "İçtihat Metni" T U T U K L U D U R U Ş M A T A L E P L İ MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1313 E., 2025/1231 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahke
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2025/5600 E. , 2026/2744 K. "İçtihat Metni" T U T U K L U D U R U Ş M A T A L E P L İ MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1313 E., 2025/1231 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Suça sürüklenen çocuk müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Sivas 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.02.2025 tarihli ve 2024/93 Esas, 2025/93 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 29/1, 31/3. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 04.06.2025 tarihli ve 2025/1313 Esas, 2025/1231 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekili ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf başvurularının, haksız tahrik uygulamasında sonuca etkili olmayan ifade hatası eleştirilmek suretiyle, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri özetle; eylemin iştirak halinde birden fazla kişi tarafından işlendiğine, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna, eksik incelemeye ilişkindir. 2. Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri özetle; adli tıp raporunun çelişkili olduğuna, sanığın öldürme kastı bulunmadığından bahisle suç vasfına, haksız tahrikin derecesine, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, hükme esas alınan adli raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dosya tekemmül ettirilerek karar verildiğinden eksik inceleme bulunmadığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından kasten gerçekleştirdiğinin saptandığı, suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, eylemin üçüncü kişilerle fikir ve eylem birliği içinde gerçekleştirildiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, dosya içeriğinden varlığı anlaşılan, maktulden suça sürüklenen çocuğa yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından katılanlar vekili ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin eleştirisi dışında, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 04.06.2025 tarihli ve 2025/1313 Esas, 2025/1231 Karar sayılı kararında katılanlar vekili ve suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Sivas 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2026 tarihinde karar verildi. (Muhalif Üye KARŞI OY: Maktul ...'in arkadaşı tanık ... ile birlikte ...Mahallesi E...Sokak üzerinde oturur halde bulundukları sırada yanlarına gelen daha önceden tanışıklıkları bulunmayan suça sürüklenen çocuk ... ve beraberindeki tanıklar ..., ..., ... ve ... ile tam olarak anlaşılamayan bir sebeple sözlü münakaşaya başladıkları, sözlü tartışmanın fiili kavgaya dönüşmesi üzerine fiili kavga başladığı, kavga olayı esnasında suça sürüklenen çocuk ...'ın maktulü tekme ve yumruk vurarak darp ettiği ayrıca kavga esnasında suça sürüklenen çocuk ...'ın sonradan adli emanete alınan sap kısmı pembe 9 cm, kesici kısmı 9 cm olan Marob Stainles ibaresi bulunan meyve bıçağı ile maktulün kasık bölgesine bir kaç defa vurduğu, alınan ilk rapora göre maktulün sol uyluk proximal medialde yaklaşık 3 cm açık yara kenarları keskin ve sol uyluk medial distalde yaklaşık 7 cm açık yara kenarları keskin ve sol uyluk lateral distalde yaklaşık 3 cm kenarları keskin açık yara ile uyumlu lezyonlar izlendiği, hastaneye kaldırılan maktülün yapılan tüm müdahalelere rağmen 5 gün sonra bu yaralanması nedeniyle vefat ettiği olayda, sanığın öldürme değil yaralama kastıyla hareket ettiği ve TCK'nin 87/4. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır. 5237 sayılı TCK’nın 21/1. maddesine göre, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü, yoksa kasten yaralama mı sayılacağının belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır. Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK’nın 23. maddesinde düzenlenmiş bulunan neticesi sebebiyle ağırlaşmış suça ilişkin genel kuralın, özel hükümler arasında kendisine yer bulduğu maddelerin başında gelen TCK’nın 87. maddenin 4. fıkrasına göre, gerçekleştirilen kasten yaralama eylemi TCK’nın 86. maddesinin 1. veya 3. fıkraları kapsamında bulunur ve bunun sonucunda da ölüm meydana gelirse, en azından taksirle hareket etmiş olmak şartıyla faile belirtilen cezaların verileceği öngörülmektedir. Kasten yaralama sonucu mağdurun ölmesine ilişkin TCK’nın 87. maddesinin 4. fıkrasının uygulanması için; a- Failin yaralama kastı ile hareket etmesi, b- Mağdurun TCK’nın 86. maddesinin birinci veya üçüncü fıkrasında düzenlenen şekilde yaralanmış olması, c- Failin eylemi ile arasında illiyet bağı bulunacak şekilde mağdurun ölmesi, d- Failin meydana gelen ölüm sonucuna ilişkin en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması, şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Buna göre, fail mağduru yaralamak amacıyla hareket etmeli, mağdurun yaralanacağını bilmeli ve bu sonucu istemelidir. Bununla birlikte fail mağdurun yaralanmasını değil de, ölmesini istemiş veya bu sunucu kabullenmiş ise ölüm meydana gelmiş bu durumda kasten öldürmeden veya olası kastla öldürmeden sorumlu tutulacaktır. Buna göre 5237 sayılı TCK’nın 87. maddesinin 4. fıkrasına düzenlenen suçun manevi unsuru yaralama kastıdır. O hâlde, kasten öldürme suçu ile kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçu arasındaki ayırıcı kriterlerden en önemlisi manevi unsur farklılığı olacaktır. Dolayısıyla suçun vasıflandırılmasından önce çözülmesi gereken konu, failin kastının öldürmeye mi, yoksa yaralamaya mı yönelik olduğuna ilişkindir. Sanığın iç dünyasını ilgilendiren fiili işlerken hangi kastla hareket ettiği, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, 1. Daha önce birbirlerini tanımayan sanık ile maktul arasında öldürmeyi gerektirecek bir husumet bulunmaması, 2. Yaralama öncesinde sanık ile maktulün sözlü olarak tartışması ve sözlü tartışmanın kavgaya dönüşmesi nedeniyle, hayati tehlikeye neden olan bıçak darbelerinin kavga sırasında hedef gözetme imkanı olmayan bir durumda meydana gelmesi, 3. Sanığın maktulün hayati bölgelerine vurma imkanı olmasına rağmen sadece ayak bölgesine üç defa bıçağı saplaması, 4. Olayın gelişimine göre sanığın mani hal olmamasına rağmen fiile kendiliğinden son vermesi, Hususları dikkate alındığında, her ne kadar sanık maktulü hayatı tehlike oluşturacak nitelikte yaralamış olsa da, sanığın öldürme kastıyla hareket etmiş olması halinde maktulün hayati bölgelerine bıçağı saplayabilecek durumda olmasına rağmen maktulü sadece ayağından üç bıçak darbesiyle yaralanmış olması karşısında, sanığın dış dünyaya yansıyan davranışlarına göre suçu işlerken sahip olduğu kasta bakılmaksızın sadece kullanılan aracın öldürmeye elverişli olması ve failin fiili işlerken bilme ve belirleme imkanı olmayan hayati tehlike sayısı esas alınarak oluşturulan fiili bir karineyle, yaralama kastıyla hareket ettiği kabul edilmesi gereken sanığın fiilinin TCK’nın 87. maddesinin 4. fıkrası kapsamında tutulması gerekirken, kasten adam öldürme olarak nitelendirilmesinin maddi gerçeğe ve hukuka aykırı olduğu kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.