İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2026/2 Karar: 2026/1967 Tarih: 2026

Yargıtay 1. Ceza Dairesi — Kasten Öldürme Kararı (E.2026/2 K.2026/1967)

1. Ceza Dairesi 2026/2 E. , 2026/1967 K. "İçtihat Metni" UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ TALEBİNDE BULUNAN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TALEPTE BULUNULAN İLGİLİ KURUL KARARI : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 13.10.2025 tarih ve 2025/16 sayılı kararı UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ TALEBİNE KONU

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2026/2 E. , 2026/1967 K. "İçtihat Metni" UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ TALEBİNDE BULUNAN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TALEPTE BULUNULAN İLGİLİ KURUL KARARI : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 13.10.2025 tarih ve 2025/16 sayılı kararı UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ TALEBİNE KONU

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2026/2 E. , 2026/1967 K. "İçtihat Metni" UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ TALEBİNDE BULUNAN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TALEPTE BULUNULAN İLGİLİ KURUL KARARI : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 13.10.2025 tarih ve 2025/16 sayılı kararı UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ TALEBİNE KONU KARARLAR : 1- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 05.05.2025 tarih ve 2024/2604 E. 2025/805 K. ve 19.06.2025 tarih ve 2024/2760 E. 2025/940 K. sayılı kararları. 2- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 12.04.2022 tarih ve 2021/2816 E. 2025/1338 K.; 28.02.2024 tarih ve 2024/506 E. 2024/1008 K. ve 11.02.2025 tarih ve 2025/412 E. 2025/448 K. sayılı kararları. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI GÖRÜŞÜ : Uyuşmazlığın Giderilmesi Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 13.10.2025 tarih ve 2025/16 Karar sayılı kararına istinaden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.12.2025 tarihli görüş yazısı ile birlikte evrakın Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan inceleme neticesinde, gereği düşünüldü: I. UYUŞMAZLIĞIN KONUSU Uyuşmazlık, 7188 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 250. maddesi uyarınca seri muhakeme usulü uygulanmak suretiyle verilen mahkûmiyet hükümlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 58. maddesi gereğince tekerrüre esas alınıp alınamayacağına ilişkindir. II. HUKUKİ SÜREÇ 1. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 17.07.2025 tarihli yazılarında özetle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi seri muhakeme usulü uygulanarak verilen mahkûmiyet kararlarının tekerrüre esas olmayacağına, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi ve Ankara Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu ise seri muhakeme usulü uygulanmak suretiyle verilen hükmün 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesi gereğince tekerrüre esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığına karar verdiği dikkate alınarak, aynı konuya ilişkin iki ayrı karar verildiği ve her karar tipinin kesin nitelikte kararlar olup yerleşik uygulama haline geldiği görüldüğünden, 5235 sayılı Kanun’un 35/3. maddesi gereğince İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi ve Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu Kararı arasında oluşan uyuşmazlığın giderilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu 13.10.2025 tarih ve 2025/16 sayılı kararı ile “İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 2025/412-448 e.k., 2024/506-1008 e.k., 2021/28 16... /1338 karar sayılı kararları ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 2024/26 04... /805 karar, 2024/27 60... /940 karar sayılı kararları arasında seri muhakeme usulü sonucunda verilen CMK’nın 272. maddesinde belirtilen kesinlik sınırı dışındaki mahkumiyet hükümlerinin tekerrüre esas alınıp alınmayacağı hususunda uyuşmazlık bulunduğuna, Gerek mülga 1412 sayılı CMUK’un 305. maddesinde sayılan kesin olduğu belirtilen hükümlerin, gerek 5271 sayılı CMK'nın 272.maddesinde kesin olduğu belirtilen hükümlerin sınırlı sayıda kanun koyucu tarafından belirlenmiş istisnai hükümler olduğu, ceza muhakemesi hukukunda istisnaları çoğaltmamak ve özgürlükleri kısıtlamamak koşuluyla kıyas yoluyla yorumun mümkün olduğu, seri muhakeme usulüne göre verilen mahkumiyet hükümlerinin tekerrüre esas alınamayacağına ilişkin kanunlarda açık bir hüküm bulunmadığı, yargı mercilerinin yasama organı yerine geçerek kıyas yoluyla bu şekilde verilen hükümlerin tekerrüre esas olmayacağına karar vermesinin hukuki bir yorum olmayacağı, seri muhakeme yoluyla verilen hükümlerin de koşulları varsa tekerrüre esas alınması gerektiği kanaatine varıldığından belirlenen uyuşmazlığın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi ve Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu'nun çoğunluk görüşü doğrultusunda giderilmesi yönünde” karar vermiş ve görüşünü Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 26.12.2025 tarihli mütalaasında özetle; “5271 sayılı CMK'nın 250. maddesi gereğince seri muhakeme usulü uygulanmak suretiyle verilen mahkumiyet kararlarının 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesi gereğince tekerrüre esas alınıp alınmayacağının tekerrürle ilgili kanuni düzenlemelere göre belirlenmesi gerektiği, gerek mülga 1412 sayılı CMUK 305. maddesinde sayılan kesin olduğu belirtilen hükümlerin, gerek 5271 sayılı CMK'nın 272. maddesinde kesin olduğu belirtilen hükümlerin kanun koyucu tarafından sınırlı sayıda belirlenmiş istisnai hükümler olduğu, ceza muhakemesi hukukunda istisnaları çoğaltmamak ve özgürlükleri kısıtlamamak koşuluyla kıyas yoluyla yorumun mümkün olduğu, seri muhakeme usulüne göre verilen mahkumiyet hükümlerinin tekerrüre esas alınamayacağına ilişkin kanunlarda açık bir hüküm bulunmadığı, bunun aksine seri muhakeme usulü ile verilen mahkumiyet hükümlerinin tekerrür uygulamasında esas alınamayacağının kabulünün mümkün olmadığı, seri muhakeme usulü uygulanmak suretiyle verilen hükümlerin de koşulları varsa tekerrüre esas alınması gerektiği, bu konuda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu'nun çoğunluk görüşünün usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmış, bu nedenle 696 sayılı KHK'nın 92/2. maddesi ile değişik 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesi uyarınca; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 13.10.2025 tarih ve 2025/16 sayılı kararına istinaden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin "05.05.2025 tarih ve 2024/2604 E.-2025/805 K. 19.06.2025 tarih ve 2024/2760 E.-2025/940 K. sayılı" kararları ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin "12.04.2022 tarih ve 2021/2816 E.-2022/1338 K. 28.02.2024 tarih ve 2024/506 E.-2024/1008 K. 11.02.2025 tarih ve 2025/412 E.-2025/448 K. sayılı" kararları arasındaki uyuşmazlığın, "Seri muhakeme usulü uygulanmak suretiyle verilen hükümlerin de koşulları varsa 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesi uyarınca tekerrüre esas alınması gerektiğine" dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararı yönünde giderilmesi” talep olunmuştur. III. GEREKÇE 1. Uyuşmazlığın giderilmesi değerlendirilirken öncelikle 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesinde düzenlenen “tekerrür” hükümleri ile 5271 sayılı Kanun’un 250. maddesinde düzenlenen “seri muhakeme usulü” hükümlerinin ayrı ayrı ele alınması gerekmektedir. 2. Seri muhakeme usulü 5271 sayılı Kanun’un 250. maddesinde sınırlı olarak sayılan suçlar yönünden Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan bir soruşturma usulüdür. Seri muhakeme usulüne tabi bir soruşturma sonucunda Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine mahkemece verilen karar ise 5271 sayılı Kanun’un 223. maddesinin 1 ve 5. fıkraları uyarınca kurulan bir mahkûmiyet hükmüdür. 5271 sayılı Kanun’un 250. maddesinin 2. fıkrasında, Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlilerinin şüpheliyi seri muhakeme usulü hakkında bilgilendireceği; 3. fıkrasında Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulü uygulanmasının şüpheliye teklif edileceği ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi halinde bu usulün uygulanacağı; 4. fıkrasında Cumhuriyet savcısının 5237 sayılı Kanun’un cezanın belirlenmesine ilişkin 61/1. maddesinde belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan ve koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan indirim uygulamak suretiyle yaptırım belirleyeceği; 5. fıkrasında 4. fıkra uyarınca sonuç olarak belirlenen hapis cezasının Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması halinde seçenek yaptırımlara çevrilebileceği veya ertelenebileceği; 6. fıkrasında belirlenen yaptırımlar hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılabileceği; 7. fıkrasında da bu madde kapsamında yaptırım uygulanmasının, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği hükme bağlanmıştır. Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında seri muhakeme usulünün uygulanmasını yazılı olarak görevli mahkemeden talep edecektir. Talep yazısında kanunda yazılı şekil uygulanarak, sevk maddeleri ve diğer hususların yanı sıra güvenlik tedbirlerinin de gösterileceği belirtilmektedir. Talebin, bu fıkraya aykırı olarak düzenlendiği, belirlenen yaptırımda maddi hata yapıldığı, 5271 sayılı Kanun’un 231, 5237 sayılı Kanun’un ise 50... . maddelerinin uygulanmasında objektif koşulların gerçekleşmediği ya da teklif edilen cezanın mahiyetine uygun bir güvenlik tedbiri belirtilmediğinin anlaşılması halinde talep yazısı, mahkemece eksikliklerin tamamlanması amacıyla mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına iade edilecektir. Mahkemece yapılacak inceleme ise 5271 sayılı Kanun’un 250. maddesinin 9. fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü fıkradaki şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda hüküm kuracak, aksi takdirde talebi reddederek soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına gönderecektir. Dolayısıyla, sürecin tamamında müdafisi huzuru ile hazır olan teklifi kabul eden sanık hakkında yetkili ve görevli mahkeme; müdafisi huzurunda sanığı dinledikten sonra, talep yazısı ile bağlı olmaksızın, ancak ondan daha ağır olmamak üzere bir hüküm kurmaktadır. 5271 sayılı Kanun’da yer verilen seri muhakeme usulüne ilişkin düzenlemeler nazara alındığında, mahkeme, şüphelinin dinlenmesi sonunda üçüncü fıkradaki şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa Cumhuriyet savcısı tarafından belirlenen yaptırım doğrultusunda hüküm kuracaktır. Mahkemenin belirlenen yaptırımı değiştirme ya da ağırlaştırabilme yetkisi bulunmamaktadır. Ancak “…düzenlenen talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda hüküm kuracaktır” hükmüne göre mahkeme belirlenenden daha hafif bir yaptırım belirleyebilir. Ayrıca, kanunda “Bu madde kapsamında yaptırım uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmez.” düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre, seri muhakeme usulü uyarınca verilen yaptırım uygulaması, bir güvenlik tedbiri olan 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesinde yazılı tekerrür hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmeyecektir. Dolayısıyla, seri muhakeme usulü uyarınca verilen karar tekerrüre esas alınabileceği gibi, koşullarının varlığı halinde ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi de mümkündür. 3. Tekerrür hükümlerine 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’ndan farklı olarak 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesinde cezayı artıran bir sebep olarak değil güvenlik tedbiri olarak yer verilmiştir. Başka bir ifadeyle 5237 sayılı Kanun’da öngörülen yaptırım sisteminde tekerrür nedeniyle cezada artırım uygulamasından vazgeçilmiş, “tekerrür” koşullu salıverilme süresini de etkileyecek şekilde bir infaz rejimi olarak düzenlemiştir. Tekerrüre esas alınamayan haller, 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesinde, 5275 sayılı Kanun’un 108. maddesinde ve 5271 sayılı Kanun’un 272. maddesinde gösterilmiştir. 5237 sayılı Kanun’un 58... sayılı Kanun’un 108. maddelerine göre, doğrudan verilen adli para cezaları ile kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik suçları hariç olmak üzere, yabancı ülke mahkemelerinden verilen hükümler ve fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmayan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla verilen hükümlerde, tekerrürün tatbiki mümkün değildir. 5271 sayılı Kanun’un 272. maddesinde ise istinaf yolu kapalı tutulan kararların tekerrüre esas alınamayacağı belirtilmiş olup, istinaf yoluna gidilemeyecek kararlar sınırlı şekilde sayılmıştır. Buna göre; hapis cezasından çevrilen adli para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen onbeşbin Türk Lirası dahil adli para cezasına mahkûmiyet hükümlerine, üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adli para cezasını gerektiren suçlardan verilen beraat hükümlerine ve kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulamayacaktır. Bu kapsamda verilen mahkûmiyet hükümleri kanunun yürürlüğe girdiği tarihte tekerrüre esas alınabilirken, 14.04.2020 tarihli 7242 sayılı Kanun’un 17. maddesi ile yapılan değişikten sonra tekerrüre esas alınamayacaktır. 7242 sayılı Kanun’un 17. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 272. maddesi, mülga 1412 sayılı Kanun’un 305. maddesinde yer verilen düzenleme ile uyumludur. Her iki kanunda da kanun koyucu hiçbir kanun yoluna başvurma imkânı olmayan ve denetimden geçmeksizin kesin nitelikte verilen hükümler yönünden tekerrür uygulaması yapılmaması gerektiğini kabul etmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 250. maddesinin 14. fıkrası uyarınca mahkeme tarafından seri yargılama usulü uygulanarak kurulan hükümlere karşı itiraz yolu açıktır. İtiraz, 5271 sayılı Kanun’un 267 ve devamı maddelerinde olağan kanun yolu olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle, seri yargılama usulü uygulanarak kurulan mahkûmiyet hükümlerinin kesin olmadığı açıktır. 5271 sayılı Kanun’un 272 ve mülga 1412 sayılı Kanun’un 305. maddelerinde tekerrüre esas alınma ölçütü olarak hükmün kesinleşmesi şartı öngörüldüğünden, verildiği anda kesin olan hükümlerin kesinleşmesi söz konusu olmayıp bu nitelikteki hükümlerin tekerrüre esas olmayacağı kabul edilmektedir. Hüküm tarihi itibariyle kesin olmayan (Anayasa Mahkemesinin mülga 1412 sayılı Kanun’un 305. maddesinin birinci fıkrasını iptal etmesi nedeniyle 07.10.20 10... .04.2011 tarihleri arasında verilen hükümlerde kesinlik sınırı uygulanmayacak, bu hükümler kanun yoluna açık olacaktır) hükümler ile güvenlik tedbiri uygulanması nedeniyle kesin nitelikte olmayan hükümler ise kanun yoluna açık olduğundan tekerrüre esas alınacaktır.İzah edilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde seri yargılama usulü uygulandıktan sonra mahkeme tarafından kurulan hüküm kesin nitelikte olmadığından, tekerrür uygulamasına engel teşkil etmeyecektir. Bunun yanı sıra, 5271 sayılı Kanun’un 250. maddesinin 7. fıkrasında “bu madde kapsamında yaptırım uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmez” şeklindeki düzenlemeye yer verilmiş, kanun koyucu seri yargılama usulü uygulandığında tekerrür uygulaması yapılması gerektiğini açıkça kabul etmiştir. Anılan düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmedikçe veya kanun koyucu tarafından değiştirilmedikçe seri muhakeme usulü uygulanarak kurulan hükümlerde tekerrür uygulanmasında zorunluluk bulunmaktadır. Bu doğrultuda seri yargılama usulü sonucunda verilen ve tekerrür hükümleri de uygulanabilen mahkûmiyet hükümlerinin 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesi uyarınca tekerrüre esas alınabilmeleri gerekmektedir. 4. Uyuşmazlık konusunun sağlıklı yorumlanabilmesi için 5271 sayılı Kanun içeriğinde yer verilmemiş olan ceza kararnamesi müessesesinin özelliklerine de bakılmalıdır. 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 3 86... . maddeleri arasında düzenlenen ceza kararnamesi müessesesinin en dikkat çeken özelliği hakkında kamu davası açılan sanık davet edilip hakkındaki iddia kendisine anlatılmadan, sorgusu yapılmadan ve deliller kendisine okunmadan evrak üzerinden karar verilmesidir. 5271 sayılı Kanun’un 250. maddesinde yer verilen seri muhakeme usulüne ilişkin düzenlemeler ceza kararnamesinden son derece farklı ve buna göre ayrı bir sonuca ulaşmayı gerektirir niteliktedir. Seri muhakeme usulünde aydınlatılma hakkı çerçevesinde kurumun hukuki sonuçları yönünden bilgi verilen şüpheliye, müdafisi huzurunda teklif yapılmakta, teklifi kabul eden şüpheli yetkili ve görevli mahkemeye sevk edilmekte, suç faili şahıs, sanık sıfatıyla müdafisi huzurunda mahkemede dinledikten sonra, talep yazısı ile kısmen bağlı olmaksızın, ancak ondan daha ağır olmamak üzere bir hüküm kurulmaktadır. 5. Yukarıda açıklandığı üzere, seri yargılama usulü uygulanarak mahkemece kurulan mahkûmiyet hükümleri kesin nitelikte olmadığından ve 5237 sayılı Kanun’un 250/7. maddesindeki düzenleme dikkate alındığında seri yargılama usulünde tekerrür hükümleri uygulanabildiğinden, kurulan hükmün de tekerrüre esas alınabilmesi gerekmektedir. IV. KARAR 1. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 13.10.2025 tarih ve 2025/16 sayılı kararı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.12.2025 tarih ve 2025/127987 sayılı görüşüne uygun olacak şekilde; UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ TALEBİNİN KABULÜNE, 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi kararları ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi kararları arasındaki uyuşmazlığın, "5271 sayılı Kanun’un 250. maddesi uyarınca seri muhakeme usulü uygulanmak suretiyle verilen mahkûmiyet hükümlerinin tekerrüre esas alınabileceğine" dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararları doğrultusunda 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca ceza daireleri arasındaki UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİNE, 3. Karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemeleri Ceza Dairelerine bildirilmek üzere Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine, Dava dosyasının Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2026 tarihinde evrak üzerinden oybirliği ile 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kesin olarak karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla