Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2026/2511 E. , 2026/3538 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/148 E., 2025/286 K. SUÇ : Kasten yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavc
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2026/2511 E. , 2026/3538 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/148 E., 2025/286 K. SUÇ : Kasten yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması ... (Konya) 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.09.2025 tarihli ve 2025/148 Esas, 2025/286 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/2, 86/3-a, 29, 62, 52/2. maddeleri gereğince 11.200,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, netice cezanın türü ve miktarı itibariyle 5271 sayılı Kanun'un 272/3-a maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğundan 19.09.2025 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 13.03.2026 tarihli ve 2025/38661 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.04.2026 tarihli ve KYB - 2026/46332 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.04.2026 tarihli ve KYB - 2026/46332 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5237 sayılı Kanun’un 25/1. maddesinde yer alan 'Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.' ve 27/2. maddesinde yer alan 'Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez.' şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda katılan sanık ...'ün, ağabeyi katılan sanık ...'e karşı yaralama eyleminde bulunduğundan bahisle kasten yaralama suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, katılan sanık ...'in, her iki kolda yaygın kızarıklık, sol göz altında 1 cm ekimoz, sağ göz altında 0,5 cm demabrazyon, katılan sanık ...'nin ise sol kolunda sıyrık görüldüğüne ilişkin doktor raporları ile, tanık ...'ün gerek soruşturma gerekse yargılama aşamasındaki beyanlarında, ...'nin, öncelikle hakaret ve tehdit ettikten sonra sanık ...'i darp ederek ilk haksız eylemi gerçekleştirdiğini beyan etmesi karşısında, katılan sanık ...'ün eyleminin meşru müdafaa kapsamında kalıp kalmadığı değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. Olay günü kardeş olan sanık ile katılanın aralarındaki tartışmada birbirlerini basit tıbbi müdahale ile giderilebilir ölçüde hafif nitelikte yaraladıkları kabul edilip sanık hakkında kasten yaralama suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, Kanun yararına bozma başlıklı 309. maddesinin inceleme konusu ile ilgili birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan; "(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenlemeler uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için, bu karar veya hükmün hukuken geçerli olması, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi ve başka bir yolla çözümünün mümkün olmaması gerekmektedir. 3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun, 14.11.1977 tarihli ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hakimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarihli ve 2/29-56 sayılı Kararı da bu doğrultudadır.) Sanık hakkında, Mahkemece yargılama yapılıp deliller değerlendirilerek katılanı kasten yaralama eyleminden cezalandırılmasına karar verildiği, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği belirlenemediğinden haksız tahrik hükmünün uygulandığı, kanun yararına bozmaya konu edilen kararda ileri sürülen hukuka aykırılığın 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesindeki hâllere dâhil olmayıp hakimin takdir hakkına ilişkin olduğu, Mahkemenin delilleri değerlendirerek sanığı cezalandırdığı ve takdir hakkını bu yönde kullandığı anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.05.2026 tarihinde karar verildi.