Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2026/37 E. , 2026/552 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2018/786 E., 2019/645 K. SUÇ : Kasten yaralama KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2026/37 E. , 2026/552 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2018/786 E., 2019/645 K. SUÇ : Kasten yaralama KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.09.2019 tarihli ve 2018/786 Esas ve 2019/645 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/1, 86/3-a, 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın itiraz edilmeksizin 27.09.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 09.12.2025 tarihli ve 2025/10404 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/147461 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/147461 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2014 tarihli ve 2013/14-102 esas, 2014/128 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartları oluşmadığı halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda, kanun yararına bozma yoluna başvurulabileceği ve bozma kararının aleyhe sonuç doğuracağı nazara alınarak yapılan incelemede, Dosya kapsamına göre, İzmir 23. Asliye Ceza Mahkemesince 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de, sanığın adlî sicil kaydında daha önce işlemiş olduğu suç nedeniyle İzmir 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.12.2009 tarihli ve 2008/597 esas, 2009/1088 sayılı kararı ile 1 yıl 2 ay ve 6 ay hapis cezalarına ilişkin 07.06.2010 tarihinde kesinleşen mahkûmiyet kayıtlarının bulunduğu, incelemeye konu suçun ise 01.05.2018 tarihinde işlendiğinin anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Kanun'un 231/6-a maddesinde yer alan 'Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması' objektif şartının gerçekleşmediği ve bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılması için gerekli şartların mevcut olmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. Öğretide olağanüstü temyiz olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü kanun yolunun koşulları ve sonuçları, 5271 sayılı Kanun'un 3 09... . maddelerinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un, Kanun yararına bozma başlıklı 309. maddesinin inceleme konusu ile ilgili birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan; "(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." Şeklindeki düzenlemeler uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için, bu karar veya hükmün hukuken geçerli olması ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231. maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan altıncı fıkrası; “(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir.” şeklinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi gereği "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir." 5271 sayılı Kanun'un karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 231/12. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz yoluna başvurulabileceği hüküm altına alınmıştır. 3. Bir hukuki işlemin, kurucu unsurlarında eksiklik olması halinde, hukuki işlemler için bir yokluk halinden bahsedilebilecektir. Ayrıca kurucu unsurlar dışında hukuki işlemlerdeki “geçerlilik” ve “etkinlik” unsurları da, işlemin “yok hükmünde” sayılması ile ilgili olarak dikkate alınmalıdır. Hukuken geçerli olan kararların yok hükmünde sayılmasından söz edilemez. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyasının değerlendirilmesinde; adlî sicil belgesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel nitelikte kaydı bulunan sanığın, kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar verilmiş, anılan karar itiraz edilmeksizin 27.09.2019 tarihinde kesinleşmesinden sonra sanığın denetim süresi içinde 09.07.2021 tarihinde kasıtlı bir suç işlemesi sebebiyle İzmir 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.05.2024 tarihli ve 2024/92 Esas, 2024/626 Karar sayılı kararı ile sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına ve sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir. Açıklanan hükmün istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 21.01.2025 tarihli ve 2024/1984 Esas, 2025/198 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına ilişkin kararın yok hükmünde olduğuna kesin olarak karar verilmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ilk karara yönelik kanun yararına bozma yoluna başvurulması gerektiği kabul edilmiş ise de; hükmün açıklanması suretiyle verilen mahkumiyet kararının bu şekilde yok hükmünde sayılması mümkün bulunmamaktadır. 4. Uygulamada, bazı hâllerde, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması suretiyle verilen mahkumiyet hükümlerinin yok hükmünde olduğunun tespit edildiği kararlar mevcuttur. Örneğin, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın tebligat işlemlerindeki hukuka aykırılıklar ve kararın kesinleşmemesi veya daha önce açıklanan hükmün ikinci kez açıklanmasına karar verilmesi gibi hallerde açıklanan hükümlerin yok hükmünde sayılması kabul edilebilir. Bu gibi hallerde, işlemin kurucu unsurlarında eksiklik olması nedeniyle yok hükmünde olduklarından kuşku bulunmamaktadır. Bununla birlikte, aynı denetim süresi içerisinde suç işleyen sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanmasının isabetsiz olduğunda tereddüt bulunmamakta ise de; incelenen dosyada açıklanması geri bırakılan ve itiraz edilmeden kesinleşen hüküm açıklanmakla hukuki varlık kazanmış ve yok hükmünde sayılması için de bir neden oluşmamıştır. Koşulları oluşmadığı halde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar açıklandığında yok hükmünde olmaz. Açıklanmakla geçerli bir hukuki varlık kazanan bu hükmün istinafen incelenmesi gerekmektedir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında dair karardaki hukuka aykırılığın hükmün açıklanmasına karar verilmiş olması nedeniyle bu aşamada kanun yararına bozma yoluyla giderilmesinin mümkün bulunmadığı belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.02.2026 tarihinde karar verildi.