İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2023/13398 Karar: 2024/21963 Tarih: 2024

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2023/13398 K.2024/21963

10. Ceza Dairesi 2023/13398 E. , 2024/21963 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Osmaniye 5.Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1 ve 62/1.maddeleri uyarınca 10

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2023/13398 E. , 2024/21963 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Osmaniye 5.Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1 ve 62/1.maddeleri uyarınca 10

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2023/13398 E. , 2024/21963 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Osmaniye 5.Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1 ve 62/1.maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, temyiz edilmeksizin 23.10.2014 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2023/1558 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58077 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58077 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Dosya kapsamına göre, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenleme ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, anılan Kanun'una göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması" şeklindeki şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği; somut olayda ise Osmaniye 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 31.05.2013 tarihli gerekçeli kararının sanığın bilinen son adresine tebliğe çıkartıldığı; ancak tebligatın mernis adresi olduğu belirtilmeden çıkartılması gerekirken, tebliğ edilen adresin sanığın mernis adresi olduğundan bahisle Tebligat Kanunun 21/2. maddesi uyarınca muhtara tebliğ edildiği ve yapılan tebliğin usulsüz olduğu anlaşılmakla, bu halde tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına dair kararın kesinleşmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın mahkumiyetine dair yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 12.01.2013 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 01.02.2013 tarihli ve 2013/658 Soruşturma, 2013/433 Esas, 2013/204 sayılı iddianamesi ile Osmaniye 1. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, B. Osmaniye 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 31.05.2013 tarihli ve 2013/116 Esas, 2013/580 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, sanığın yokluğunda verilen kararın doğrudan MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 25.06.2013 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre usulsüz şekilde tebliğ edildiği, kararın, 05.07.2013 tarihinde kesinleştirilerek infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, C. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Osmaniye 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.03.2014 tarihli ve 2014/174 Esas, 2014/472 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca yeniden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, sanığın yüzüne karşı verilen kararın 14.04.2014 tarihinde kesinleştirilerek infaza gönderildiği, D. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, dosyanın devredildiği Osmaniye 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 02.10.2014 tarihli ve 2014/573 Esas, 2014/141 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1 ve 62/1.maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Anlaşılmıştır. E. Her ne kadar, Osmaniye 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 31.05.2013 tarihli gerekçeli kararının sanığın doğrudan MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca tebliğinin usulsüz olduğu, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına dair kararın kesinleşmediği, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile kararın kanun yararına bozulması talep edilmiş ise de; Osmaniye 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.03.2014 tarihli ve 2014/174 Esas, 2014/472 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca yeniden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği ve kararın 14.04.2014 tarihinde usulüne uygun şekilde kesinleştirilerek infaza gönderildiği anlaşıldığından, Osmaniye 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 31.05.2013 tarihli gerekçeli kararının tebliğinin usulsüz olmasının sonuca etkili olmadığı, sanığın, Osmaniye 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.03.2014 tarihli kararı ile verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymaması nedeniyle dosyanın yeniden ele alınarak yargılama yapıldığı, bu nedenle kanun yararına bozma istemindeki gerekçenin yerinde olmadığı, ancak, Sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde 19.09.2011 tarihli aynı nitelikteki suçu nedeniyle Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 12.10.2011 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasında, önce tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, yükümlülüklerine uymadığının bildirilmesi üzerine Osmaniye 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 02.04.2013 tarihli ve 2013/49 Esas, 2013/278 Karar sayılı kararı ile sanığın cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakla, 1. Suç tarihinde yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi ile hüküm tarihinden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi hükümlerinin ayrı ayrı uygulanıp karşılaştırma yapılması, sonucuna göre lehe Kanun’un tespit edilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, belirtilen nitelikte karşılaştırma yapılmadan hüküm kurulması, 2. Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra; Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz" hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca "davanın düşmesine" karar verilmesinde zorunluluk bulunması, nedenleriyle eksik araştırma ile hüküm kurulması, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Osmaniye 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.10.2014 tarihli ve 2014/573 Esas, 2014/141 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.09.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla