İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2023/13428 Karar: 2024/23846 Tarih: 2024

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2023/13428 K.2024/23846

10. Ceza Dairesi 2023/13428 E. , 2024/23846 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Erzurum 5. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, açıklanması geri bırakılan "hükmün açıkl

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2023/13428 E. , 2024/23846 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Erzurum 5. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, açıklanması geri bırakılan "hükmün açıkl

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2023/13428 E. , 2024/23846 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Erzurum 5. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, açıklanması geri bırakılan "hükmün açıklanmasına yer olmadığına" dair kararın, itiraz edilmeksizin 20.05.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/18873 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2023 tarihli ve KYB-2023/59160 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2023 tarihli ve KYB-2023/59160 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la yeniden düzenlenen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca uyuşturucu madde kullanma suçu nedeniyle yapılan soruşturma sonucunda kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmesi zorunlu olup, ancak aynı maddenin 6. fıkrasında yer alan düzenleme uyarınca daha önceki bir kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ve bu kararın ihlal edilmesi nedeniyle dava açılmışsa artık sonraki suçlar nedeniyle yapılan soruşturmalarda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği; diğer taraftan 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 65. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrasında yer alan "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklindeki düzenleme uyarınca da, hakkında daha önceden denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerin devam eden yargılamalarında mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasının zorunlu olduğu gibi anılan düzenlemenin yürürlüğe girdiği 28.06.2014 tarihinden önce işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği nazara alındığında, somut olayda sanığın inceleme konusu 21.07.2017 tarihli eylemi nedeniyle zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği, ancak karara konu eyleminden önce adli sicil kaydında mahkumiyet hükmü bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesine göre takdiren hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebileceği cihetle, sanık hakkında uygulanan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve sanığın denetim süresi içerisinde farklı nev'iden dahi olsa işlediği herhangi bir kasıtlı suçtan mahkum edilmesi halinde 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin 11. fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasına karar verilebileceği, Bununla birlikte, sanık hakkında evvelce işlediği 19.12.2015 tarihli eylemi nedeniyle yapılan soruşturma evresi sonunda Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 18.01.2016 tarihli ve 2016/298 soruşturma, 2016/27 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararı müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 15.02.2016 tarihinde yeniden uyuşturucu ve uyarıcı maddeyi kullanmak amacıyla bulundurmak suçunu işlemesi sebebiyle Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianame ile kamu davası açılması üzerine, yapılan yargılama sonucunda, Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.01.2018 tarihli ve 2017/458 Esas, 2018/32 sayılı kararı ile 18.01.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karar kesinleşmeden işlenen 15.02.2016 tarihli eylemin ihlal niteliği taşımaması nedeniyle kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden bahisle sanık hakkında açılan kamu davasının durmasına karar verildiği ve kararın itiraz edilmeden 08.02.2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, Önceden açılan kamu davası sonunda sanık hakkında durma kararına hükmedilmiş olması sebebiyle, sanığın incelemeye konu 21.07.2017 tarihindeki eyleminden ötürü 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi kapsamında doğrudan kamu davası açılamayacağı gibi söz konusu eylemin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulü ile kesinleşmemesi nedeniyle ihlali mahiyetinde de olmadığı, bu halde sanığın gerçekleştirmiş olduğu önceki ve 21.07.2017 tarihli eylemlerine ilişkin ortak bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi ile usulüne uygun tebliğ ve devamı işlemlerin icrası için kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. A. Şüpheli hakkında, 21.07.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 12.12.2017 tarihli ve 2017/23585 Soruşturma, 2017/5356 Esas, 2017/2904 sayılı iddianamesi ile Erzurum 5. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda, Erzurum 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.04.2018 tarihli ve 2017/852 Esas, 2018/400 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK’nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, 27.04.2018 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde 31.10.2018 tarihinde işlediği "hükümlü veya tutuklunun kaçması" suçundan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, Erzurum 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 08.05.2019 tarihli ve 2019/197 Esas, 2019/428 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kanuni zorunluluk nedeniyle verildiği, "hükümlü veya tutuklunun kaçması" suçundan hükmün açıklanamayacağı gerekçesiyle "hükmün açıklanmasına yer olmadığına" karar verildiği, kararın, 20.05.2019 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmıştır. B. Dosya arasında bulunan Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/458 Esas ve 2018/32 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; 1. Şüpheli hakkında, 19.12.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 18.01.2016 tarihli ve 2016/298 Soruşturma, 2016/27 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolu, itiraz süresi ve merciinin gösterildiği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 02.02.2016 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği, 2. Şüphelinin 15.02.2016 tarihinde yeniden uyuşturucu madde ile yakalanması ve uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle tespit edilmesi üzerine erteleme kararının kaldırılarak Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 11.05.2017 tarihli ve 2016/298 Soruşturma, 2017/1897 Esas, 2017/1236 sayılı iddianamesi ile Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 3. Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.01.2018 tarihli ve 2017/458 Esas, 2018/32 Karar sayılı kararı ile, erteleme kararı henüz kesinleşmeden 15.02.2016 tarihinde aynı nevi suçu işlediği, eylemin ihlal sayılamayacağı gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "kamu davasının durmasına" ve denetimli serbestlik tedbirinin devamına karar verildiği, durma kararının, itiraz edilmeksizin 08.02.2018 tarihinde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. C. Dosyalar kapsamına göre; 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddede yer alan düzenleme; (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam olunur. (2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir. (3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur, şeklinde olup, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile 6545 sayılı Kanunun 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna eklenen geçici 7/2. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları, gerek uygulanma şartları, gerekse yaptırımlar ve doğuracağı hukuki sonuçlar bakımından birbirinden farklı niteliktedir. 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi düzenlemesine göre; sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmü, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesi uyarınca düşmesi sonucunu doğurmaktadır. Kanun koyucu, kişi hakkında kurulan hükmün hukuki sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde kişilerin işledikleri birtakım suçlardan dolayı adli yönden lekelenmemeleri için bir fırsat tanımak istemiştir. 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 11. fıkrası; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir" hükmünü taşımaktadır. Buna göre, sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya mahkemece kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmemesi/getirememesi hâlinde hüküm açıklanacaktır. Denetim süresi içinde kasıtlı bir suçtan mahkûm olunması durumunda hüküm açıklanabilmesi için bu ikinci suçun denetim süresi içerisinde işlenmesi ve kasıtlı bir suç olması yeterlidir. 5320 sayılı Kanunun geçici 7/2. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde ise; kanuni zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile benzer hukuki sonuçları doğuracağından, denetim süresi içerisinde işlenen suçun kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ile aynı nev'iden olması gerekmekte olup, sanığın denetim süresi içerisinde aynı nev'iden olmayan kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına karar verilemeyecektir. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik”tir. Bu ilkeye göre, kanun düzenlemelerinin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir tereddüde ve şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuki güvenlikle bağlantılı olup birey hangi somut eylem ve olguya hangi hukuki müeyyidenin veya neticenin bağlandığını bilmelidir. Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. "Hukuki güvenlik" ve "belirlilik" ilkeleri hukuk devletinin unsurlarındandır. Bireyin devlete güven duyması, ancak hukuki güvenliğin sağlandığı bir hukuk devleti düzeninde mümkün olabilecektir. Anayasada öngörülen temel hak ve hürriyetlerin kullanılması ve insan haklarını insan hayatına egemen kılması için Devlet, bireylerin hukuka olan inançlarını ve güvenlerini korumakla yükümlüdür. Tüm bu açıklamalar ışığında; Somut olayda, 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2.maddesinin 28.06.2014 tarihinden önce işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği, 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesindeki koşullar gerçekleşmediğinden 5320 sayılı Kanunun geçici 7/2. maddesine göre değil 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde CMK hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği gözetilmeden geçici 7/2. maddeye göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi kanuna aykırı ise de; sanığın, hukuki yaptırımlar ve sonuçlar konusunda yanıltılmış olduğu, ceza hukuku prensiplerinden olan "yaptırım ve sonuçlarını aleyhe kötüleştirememe ya da ağırlaştıramama kuralı" gereğince, mahkemesince sanığın lehine olarak kanuna aykırı şekilde verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yok sayılamayacağı, bu hukuka aykırılığın sanık lehine olması karşısında, sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanabilmesi için denetim süresinde işlenen suçun da kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ile aynı nev'iden olması gerekeceği, sanığın denetim süresi içerisinde 31.10.2018 tarihinde işlediği "hükümlü veya tutuklunun kaçması" suçunu işlemesi nedeniyle hükmün açıklanmasına karar verilemeyeceği anlaşıldığından; mahkemenin "hükmün açıklanmasına yer olmadığına" dair kararı Kanun'a uygun olup tebliğnamedeki aksi görüşe iştirak olunmamıştır. Ancak; 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2 -3. maddesi uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, kanuna uygun şekilde verilmesi ve usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesinden sonra itiraz süresinin geçmesi ile kesinleşeceği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeden tedbirin infazına başlanamayacağı gibi 5 yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta, bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Somut olayda, sanığın incelemeye konu 21.07.2017 tarihli eylemi nedeniyle, hakkında daha önce aynı nev'i suçtan kamu davası açıldığı gerekçesiyle 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılmış ise de, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 18.01.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararının 02.02.2016 tarihinde şüpheliye tebliğ edildiği, şüphelinin 15.02.2016 tarihinde aynı nev'i suçu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda, Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.01.2018 tarihli ve 2017/458 Esas, 2018/32 Karar sayılı kararı ile, erteleme kararı henüz kesinleşmeden 15.02.2016 tarihinde aynı nevi suçu işlediği, eylemin ihlal sayılamayacağı gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "kamu davasının durmasına" ve denetimli serbestlik tedbirinin devamına karar verildiği, durma kararının, itiraz edilmeksizin 08.02.2018 tarihinde kesinleştiği, dolayısıyla inceleme konusu davada, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava açılamayacağı, kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından; Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin durma kararından sonraki hukuki sürecin araştırılarak, araştırma sonucuna göre sanığın 21.07.2017 tarihli eyleminin ihlâl, zincirleme suç veya bağımsız suç olup olmadığının belirlenmesi ve buna göre işlem yapılması için, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek gereği için Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına ve Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesine bildirimde bulunulmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi kısmen değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Erzurum 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.05.2019 tarihli ve 2019/197 Esas, 2019/428 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.10.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla