Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2023/13440 E. , 2024/24259 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜ : .. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nı
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2023/13440 E. , 2024/24259 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜ : .. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1.maddesi ve 62/1.maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 05.07.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2020/10249 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2023 tarihli ve KYB-2023/61650 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2023 tarihli ve KYB-2023/61650 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Dosya kapsamına göre, sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Küçükçekmece (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.06.2014 tarihli kararını müteakip, Yozgat Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün çağrı yazısının tebliğ edilmesi üzerine sanığın müdürlüğe başvurduğu, 12.01.2016 tarihinde İnfazda Uyulması Gereken Kurallar Formu imzalatılarak aynı tarihte hastaneye sevkedildiği, hastanenin 29.02.2016 tarihli raporunda hastaneye başvurmadığının bildirilmesi üzerine uyarılmasına karar verildiği, 02.03.2016 tarihli ve 2015/1274 DS sayılı uyarı yazısının 02.03.2016 tarihinde müdürlükte elden tebliğ edildiği, hastanenin 02.03.2016 tarihli raporunda; testlerinde uyuşturucu madde kullanımının olmadığı, tedavisine gerek olmadığının belirtildiği, uyarılmasından sonra 02.03.2016 tarihli 1. bireysel görüşmesine ve 23.03.2016 tarihli 2. bireysel görüşmesine katıldığı, 13.04.2016 tarihli 3. bireysel görüşmesine katılmaması nedeniyle dosyanın kapatılmasına karar verilerek 20.05.2016 tarihinde Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, çağrı yazısının tebliği üzerine denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlayan sanığın uyarılmasından sonra müdürlüğe başvurduğu ve 02.03.2016 ve 23.03.2016 tarihli iki ayrı bireysel görüşmesine katıldıktan sonra yeniden yükümlülük ihlalinde bulunduğu, bu nedenle tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı aşamasında, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa "yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen başvuruda bulunmadığı veya yeniden yükümlülük ihlalinde bulunduğu takdirde denetimli serbestlik tedbirlerine uymamakta ısrar ettiğinin kabul edilebileceği anlaşıldığından, kovuşturma şartı olan ısrar şartının gerçekleşmediği cihetle mahkemece durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. A. Şüpheli hakkında, 01.03.2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 08.04.2014 tarihli ve 2014/14156 Soruşturma, 2014/5042 Esas, 2014/2832 sayılı iddianamesi ile Küçükçekmece 2. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, B. Küçükçekmece (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.06.2014 tarihli ve 2014/468 Esas, 2014/889 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi gereğince "tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına" karar verildiği, kararın 18.07.2014 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği, C. Yozgat Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce, uyarılmasına rağmen yükümlülük ihlalinde bulunması nedeniyle infaz dosyasının kapatıldığının bildirilmesi üzerine; Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.11.2016 tarihli ve 2016/433 Esas, 2016/646 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62. maddesi gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 15.12.2016 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, D. Sanığın denetim süresi içerisinde 21.12.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan kamu davasının düşmesine dair Küçükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.03.2019 tarihli ve 2018/716 Esas, 2019/193 Karar sayılı kararı ile ihbarda bulunulması üzerine; Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 18.06.2019 tarihli ve 2019/328 Esas, 2019/415 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. Dosya arasında bulunan Küçükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/716 Esas ve 2019/193 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; 1. Sanığın 21.12.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 21.02.2017 tarihli ve 2017/6700 soruşturma, 2017/158 sayılı kararı ile beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek infazı için Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, 2. Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce, uyarılmasına rağmen yükümlülüklerine uymamakta ısrar etmesi nedeniyle dosyanın kapatılmasına karar verilerek 02.10.2017 tarihinde Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 02.12.2018 tarihli ve 2017/6700 Soruşturma, 2018/14116 Esas, 2018/13194 sayılı iddianamesi ile Küçükçekmece 11.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 3. Küçükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.03.2019 tarihli ve 2018/716 Esas, 2019/193 Karar sayılı kararı ile suçun, Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesince verilen zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği, TCK’nın 191/5.maddesi gereğince ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı gerekçesiyle "kamu davasının düşmesine", Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/433 Esas sayılı dosyasına ihbarda bulunulmasına karar verildiği, düşme kararının 15.04.2019 tarihinde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. F. Dosya kapsamına göre; 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna eklenen geçici 7. maddede yer alan düzenleme; "(1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191'inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanununun 191'inci maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam olunur. (2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191'inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191'inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir. (3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191'inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur." şeklinde olup, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna eklenen geçici 7/2. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları, gerek uygulanma şartları, gerekse yaptırımlar ve doğuracağı hukuki sonuçlar bakımından birbirinden farklı niteliktedir. 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi düzenlemesine göre; sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde, geri bırakılan kararın ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesi uyarınca düşmesi sonucunu doğurmaktadır. Kanun koyucu, kişi hakkında kurulan kararın hukuki sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde kişilerin işledikleri birtakım suçlardan dolayı adli yönden lekelenmemeleri için bir fırsat tanımak istemiştir. 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 11. fıkrası; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir" hükmünü taşımaktadır. Buna göre, sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya mahkemece kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmemesi/getirememesi hâlinde hüküm açıklanacaktır. Denetim süresi içinde kasıtlı bir suçtan mahkûm olunması durumunda hüküm açıklanabilmesi için bu ikinci suçun denetim süresi içerisinde işlenmesi ve kasıtlı bir suç olması yeterlidir. 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde ise; kanuni zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile benzer hukuki sonuçları doğuracağından, denetim süresi içerisinde işlenen suçun kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ile aynı nev'iden olması gerekmekte olup, sanığın denetim süresi içerisinde aynı nev'iden olmayan kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına karar verilemeyecektir. Tüm bu açıklamalar ışığında; somut olayda, Küçükçekmece (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.06.2014 tarihli kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmiş ve kesinleşmiş olması nedeniyle, 5320 sayılı Kanun’un geçici 7/2. maddesindeki koşullar gerçekleşmediğinden 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesine göre değil 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde CMK hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecektir. Nitekim, Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.11.2016 tarihli ve 2016/433 Esas, 2016/646 Karar sayılı kararı ile de 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, karar 15.12.2016 tarihinde itiraz edilmeden kesinleşmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı CMK’nın 231. maddesi gereğince verildiğinden, sanığın denetim süresi içerisinde 18.04.2018 tarihinde işlediği "hırsızlık" suçundan ve 18.04.2018 tarihinde işlediği "başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma" suçundan Küçükçekmece 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.09.2018 tarihli ve Küçükçekmece 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.11.2018 tarihli kararı ile cezalandırılıp ihbarda bulunması üzerine, mahkemece hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerekirken Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.11.2018 tarihli ve 2016/433 Esas, 2016/646 Karar sayılı ek kararı ve aynı mahkemenin 04.01.2019 tarihli ve 2016/433 Esas, 2016/646 Karar sayılı ek kararı ile denetim süresi içerisinde işlenen suçun kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuyla aynı nev'iden olmadığı gerekçesiyle hükmün açıklanmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Her ne kadar; Küçükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.03.2019 tarihli ve 2018/716 Esas, 2019/193 Karar sayılı kararı ile, suçun, Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesince verilen zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği, TCK’nın 191/5. maddesi gereğince ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı gerekçesiyle kamu davasının düşmesine, Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/433 Esas sayılı dosyasına ihbarda bulunulmasına karar verilmesi kanuna aykırı ise de; düşme kararının 15.04.2019 tarihinde kesinleşmiş olması karşısında, sanık lehine olan kanuna aykırılığın bozma nedeni yapılamayacağı anlaşılmıştır. Ancak; Dairemizin istikrar kazanmış içtihatlarına göre; 6545 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra, fakat 10.11.2021 tarihli ve 31655 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin yürürlüğe girmesinden önce kapatılmış infaz dosyalarında; Kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra denetimli serbestlik tedbirinin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi gerektiği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çıkarılan çağrı yazısının usulüne uygun tebliğinden sonra şüphelinin müdürlüğe başvurmaması halinde, uyarılı ikinci çağrı yazısının tebliğe çıkarılacağı, ikinci tebligatın usulüne uygun yapılması ve şüphelinin müdürlüğe başvurmaması üzerine infaz dosyasının kapatılacağı, bu durumda ısrar şartının gerçekleşmiş olacağı, Şüphelinin çağrı yazısı tebliğinden sonra müdürlüğe başvurması, Rehberlik ve İyileştirme Program Takviminin düzenlenmesi halinde, yükümlülük ihlalinde bulunması üzerine uyarılmasına karar verileceği, uyarı yazısının tebliğinden sonra müdürlüğe başvurmaması halinde yine ısrar şartı gerçekleşmiş olacağından infaz dosyasının kapatılacağı, Şüphelinin çağrı yazısı tebliğinden sonra müdürlüğe başvurarak Rehberlik ve İyileştirme Program Takviminin düzenlenmesinden sonra, yükümlülük ihlalinde bulunması üzerine uyarılmasına karar verileceği, uyarı yazısının tebliğinden sonra şüphelinin müdürlüğe gelerek program takvimi uyarınca belirlenen yükümlülüklerini bir veya birden fazla kez yerine getirmesinden sonra yeniden yükümlülük ihlalinde bulunması halinde; ısrar uyarısını içeren bir tebligat daha yapılması gerekeceği, ikinci uyarıdan sonra müdürlüğe gelmemesi veya gelip de yeniden yükümlülük ihlalinde bulunması halinde artık ısrar şartının gerçekleşeceği ve infaz dosyasının kapatılması gerekeceği, Somut olayda ise; Yozgat Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün çağrı yazısının tebliğ edilmesi üzerine şüphelinin müdürlüğe başvurduğu, 12.01.2016 tarihinde İnfazda Uyulması Gereken Kurallar Formu imzalatılarak aynı tarihte hastaneye sevkedildiği, Hastanenin 29.02.2016 tarihli raporunda hastaneye başvurmadığının bildirilmesi üzerine uyarılmasına karar verildiği, 02.03.2016 tarihli ve 2015/1274 DS sayılı uyarı yazısının 02.03.2016 tarihinde müdürlükte elden tebliğ edildiği, Hastanenin 02.03.2016 tarihli raporunda; testlerinde uyuşturucu madde kullanımının olmadığı, tedavisine gerek olmadığının belirtildiği, uyarılmasından sonra 02.03.2016 tarihli 1. bireysel görüşmesine ve 23.03.2016 tarihli 2. bireysel görüşmesine katıldığı, 13.04.2016 tarihli 3. bireysel görüşmesine katılmaması nedeniyle dosyanın kapatılmasına karar verilerek 20.05.2016 tarihinde Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, çağrı yazısının tebliği üzerine denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlayan şüphelinin uyarılmasından sonra müdürlüğe başvurduğu ve 02.03.2016 ve 23.03.2016 tarihli iki ayrı bireysel görüşmesine katıldıktan sonra yeniden yükümlülük ihlalinde bulunduğu, bu nedenle tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı aşamasında, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa "yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen başvuruda bulunmadığı veya yeniden yükümlülük ihlalinde bulunduğu takdirde denetimli serbestlik tedbirlerine uymamakta ısrar ettiğinin kabul edilebileceği anlaşıldığından, kovuşturma şartı olan "ısrar" şartının gerçekleşmemesi nedeniyle mahkemece, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.06.2019 tarihli ve 2019/328 Esas, 2019/415 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2024 tarihinde karar verildi.