Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2023/13525 E. , 2024/25487 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Bor Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayıl
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2023/13525 E. , 2024/25487 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Bor Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, temyiz edilmeksizin 18.12.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2020/13505 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.07.2023 tarihli ve KYB-2023/63672 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının,11.07.2023 tarihli ve KYB-2023/63672 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " 1-7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. madde bir ve ikinci fıkrasının, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkânsızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, Somut olayda, sanığın yokluğunda verilen Bor Sulh Ceza Mahkemesinin 12.06.2014 tarihli kararı tebliğe çıkarılmadığı gibi Mersin Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkartılan 14.10.2014 tarihli çağrı kağıdının sanığın bilinen son adresi ve aynı zamanda mernis adresi olan "Akdeniz Mah. 39732 Sk. No:7B İç Kapı No:9 Mezitli/Mersin" adresine 19.11.2014 tarihinde tebliğ edildiği, doğrudan mernis adresi şerhiyle 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebligat geçerli sayılamayacağından, tebligat işleminin usulsüz olduğu, 2-Tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infaz işlemleri, infazın yapıldığı tarihteki kurallara göre yapılacağından, 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde yapılan ve ısrar teriminin de içinde yer aldığı değişikliklerin yürürlüğe girdiği 28.06.2014 tarihinden sonra yapılan infaz işlemlerinde, sanığın kendisine yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için; sanığa tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için tebligat yapılması, uymaması halinde, "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde sanık hakkında dava açılması gerektiği, somut olayda ise, Mahkemece sanığın denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildikten sonra Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce gönderilen ilk çağrı davetiyesinin 19.11.2014 tarihinde sanığın doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği ve yukarıda anlatıldığı üzere usulüne uygun olmadığı, uyarının ise hiç yapılmadığı, ısrar şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla, sanığın kuruma müracaat etmediğinden bahisle kaydın kapatılarak dava açılması üzerine, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gözetilmeden, durma kararı verilmesi yerine yargılamaya devam edilerek mahkûmiyet kararı verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. A. Şüpheli hakkında, 07.01.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bor Cumhuriyet Başsavcılığının 09.04.2014 tarihli ve 2014/718 Soruşturma, 2014/183 Esas, 2014/106 sayılı iddianamesi ile Bor Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, B. Bor Sulh Ceza Mahkemesinin 12.06.2014 tarihli ve 2014/165 Esas, 2014/ 271 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, sanığın yokluğunda verilen kararın sanığa tebliğ edildiğine dair dosya arasında bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, kararın 04.09.2014 tarihinde kesinleştirilerek infazı için Mersin Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, C. Mersin Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 14.10.2014 tarihli ve 2014/2566 DS sayılı çağrı yazısının doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 05.11.2014 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, Müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 25.11.2014 tarihli kararı ile dosyanın kapatılmasına karar verilerek 27.11.2014 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, D. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının bildirilmesi üzerine dosyanın ele alınarak, Bor Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 09.11.2015 tarihli ve 2015/17 Esas, 2015/799 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi uyarınca 1 yıl cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. Dosya kapsamına göre; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkrasının, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'ın 21/1. maddesine göre tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkânsızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, Somut olayda; Bor Sulh Ceza Mahkemesince sanığın yokluğunda verilen 12.06.2014 tarihli ve 2014/165 Esas, 2014/ 271 Karar sayılı kararın, sanığa tebliğ edildiğine dair dosya arasında bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, kararın 04.09.2014 tarihinde kesinleştirilerek infazı için Mersin Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının kesinleşmemesi nedeniyle, tedavi ve denetimli serbestlik kararından sonra Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce yapılan işlemlerin hukuki değerden yoksun olduğu, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların hukukî sonuç doğurmayacağı, dolayısıyla, sanığın tedbirin gereklerine uygun davranmadığından söz edilemeyeceği, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/5. maddesinde düzenlenen davaya devam edilmesi koşullarının oluşmadığı, Kaldı ki; Mersin Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 14.10.2014 tarihli ve 2014/2566 DS sayılı çağrı yazısının doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 05.11.2014 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, Müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 25.11.2014 tarihli kararı ile dosyanın kapatılmasına karar verilerek 27.11.2014 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği dikkate alındığında, Müdürlükçe yapılan çağrı yazısı tebligatının da yukarıda açıklanan 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı olarak usulsüz şekilde yapılmış olduğu, Anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesi ve tedbirin infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Bor Asliye Ceza Mahkemesinin 09.11.2015 tarihli ve 2015/17 Esas, 2015/799 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.12.2024 tarihinde karar verildi.