Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2023/16522 E. , 2025/1578 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/386 E., 2020/166 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2023/16522 E. , 2025/1578 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/386 E., 2020/166 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Mudanya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1., 62. ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 9 ay 20 gün hapis cezasına karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 08.02.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 18.08.2023 tarihli ve 2023/5271 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.09.2023 tarihli ve KYB-2023/93495 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.09.2023 tarihli ve KYB-2023/93495 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanık hakkında Mudanya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 12.11.2015 tarihli ve 2015/1681 soruşturma, 2015/32 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karar, sanığın mernis adresine 07.01.2016 tarihinde tebliğ edilmiş ise de; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, anılan Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” şeklindeki şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda, Mudanya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12.11.2015 tarihli kamu davasının ertelenmesine ilişkin kararın sanığın denetimli serbestlik dosyası ve kollukta bildirdiği son adresleri yerine doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği ve kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 03.06.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Mudanya Cumhuriyet Başsavcılığının 12.11.2015 tarihli ve 2015/1681 Soruşturma, 2015/32 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yoluna başvuru süresi ve merciinin gösterildiği, kararın, şüpheliye 02.01.2016 tarihinde MERNİS adresine doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca çıkarılarak muhtara teslim edildiği, tedbirin infazı için dosyanın 13.11.2015 tarihinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, şüphelinin kendisine yüklenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine Denetimli Serbestlik Müdürlüğü dosyasının 18.04.2016 tarihinde kapatıldığı, B. Şüpheli hakkında, 16.02.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 31.05.2016 tarihli ve 2015/23817 Soruşturma, 2016/952 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yoluna başvuru süresi ve merciinin gösterildiği, kararın, şüpheliye 14.05.2016 tarihinde MERNİS adresine doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca çıkarılarak muhtara teslim edildiği, tedbirin infazı için dosyanın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği ve şüphelinin tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazının 10.06.2017 tarihinde tamamladığı ancak; şüphelinin erteleme süresi zarfında 22.08.2017 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinin anlaşılması üzerine, soruşturma dosyası birleştirilip, erteleme kararı kaldırılarak Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 15.05.2018 tarihli ve 2018/44344 Soruşturma, 2018/13138 Esas, 2018/10204 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Bursa 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2019 tarihli ve 2018/538 Esas, 2019/535 Karar sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar tebliğinin usulsüz olduğu ve kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesi ile kamu davasının durmasına karar verildiği ve kararın 07.06.2019 tarihinde kesinleştiği, C. Bursa 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2019 tarihli durma kararı sonrası, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 27.06.2019 tarihli ve 2019/51312 Soruşturma, 2019/3057 sayılı kararı ile "Yetkisizlik" kararı verilerek dosyanın Mudanya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, Mudanya Cumhuriyet Başsavcılığının 16.07.2019 tarihli ve 2019/2402 Soruşturma, 2019/83 sayılı kararı ile soruşturmanın Mudanya Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/2323 Soruşturma nolu evrakı ile birleştirilmesine karar verildiği, D. Mudanya Cumhuriyet Başsavcılığının 17.07.2019 tarihli ve 2019/2323 Soruşturma, 2019/917 Esas, 2019/905 sayılı iddianamesi ile, şüphelinin 16.02.2015, 03.06.2015 ve 22.08.2017 tarihli eylemleri nedeniyle, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma kapsamında Mudanya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 12.11.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararını ihlâl ettiği gerekçesiyle kamu davası açıldığı, E. Yapılan yargılama sonucunda, Mudanya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 11.02.2020 tarihli ve 2019/386 Esas, 2020/166 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1., 62. ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 9 ay 20 gün hapis cezasına karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Anlaşılmıştır. F. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, mercii tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği dikkate alındığında, Dosya kapsamına göre; 03.06.2015 tarihli eylemi nedeniyle Mudanya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 12.11.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar tebliğinin ve 16.02.2015 tarihli eylemi nedeniyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 31.05.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar tebliğinin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan MERNİS adresine çıkarılarak muhtara teslim edilmesi nedeniyle yapılan tebligatların usûlsüz olduğu, dolayısıyla usûlüne uygun tebligat yapılmadığı için erteleme kararları şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa bile farklı eylemler nedeniyle farklı tarihlerde verilen her iki kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının da usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeden denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı ise de; Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicilde yapılan incelemede, şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla açık ve kapalı kaydın bulunduğu anlaşılmakla; Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği düzenlendiğinden, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği, bu durumda, erteleme kararının kesinleşmesine kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği kabul edildiğinden, Somut olayda, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 15.05.2018 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasının Bursa 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2019 tarihli kararı ile durmasına karar verilmesini müteakip, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının "Yetkisizlik" kararı üzerine Mudanya Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/2323 Soruşturma nolu evrakı ile birleştirildikten sonra Mudanya Cumhuriyet Başsavcılığının 17.07.2019 tarihli ikinci iddianamesi ile, şüphelinin 16.02.2015, 03.06.2015 ve 22.08.2017 tarihli eylemleri nedeniyle kamu davası açılmış olduğu ve farklı eylemler nedeniyle farklı tarihlerde verilen her iki kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının da usûlüne uygun şekilde kesinleşmemiş olduğu da gözetilerek, Cumhuriyet başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, dosyaların derdest ise incelemeye konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle, mükerrer dava bulunup bulunmadığı veya incelemeye konu eylemler nedeniyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilmeyeceği ya da ihlâl niteliğinde eylem olup olmadığı veya eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Mudanya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.02.2020 tarihli ve 2019/386 Esas, 2020/166 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.02.2025 tarihinde karar verildi.