İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2023/17491 Karar: 2025/5198 Tarih: 2025

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2023/17491 K.2025/5198

10. Ceza Dairesi 2023/17491 E. , 2025/5198 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/672 E., 2020/30 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma İNCELEME KONUSU KARAR : Değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ceza tertibine yer olmadığına KANUN YARARINA BOZMA YOLU

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2023/17491 E. , 2025/5198 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/672 E., 2020/30 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma İNCELEME KONUSU KARAR : Değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ceza tertibine yer olmadığına KANUN YARARINA BOZMA YOLU

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2023/17491 E. , 2025/5198 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/672 E., 2020/30 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma İNCELEME KONUSU KARAR : Değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ceza tertibine yer olmadığına KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara Batı 4. Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, ceza tertibine yer olmadığına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 29.01.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 20.09.2023 tarihli ve 2023/16910 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.10.2023 tarihli ve KYB-2023/103414 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.10.2023 tarihli ve KYB-2023/103414 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinin 8. fıkrasının "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklinde olduğu, anılan düzenlemeye göre 188 veya 190. maddelerde tanımlanan suçlardan yapılan kovuşturma evresinde, suçun 191. madde kapsamına girdiğinin anlaşılması halinde, sanık hakkında "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verileceğinin belirtildiği, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22.01.2020 tarihli ve 2019/3194 Esas, 2020/480 Karar sayılı ilamında "...Dolayısıyla sanık hakkında "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan dolayı açılan davada, yapılan kovuşturma sonucunda sanığın sabit olan eyleminin "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğunun anlaşılması durumunda, suç vasfındaki değişiklik nedeniyle Mahkemece 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değişik TCK'nın 191. maddesinin 8. fıkrası uyarınca, "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan hüküm kurulma aşamasına gelindiğinde; öncelikle, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değişik TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti gerektiğinden...Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle; a) 6545 sayılı Kanun'la değişik TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı varsa ve yargılama konusu olan suç, bu erteleme kararının ihlali niteliğinde değilse, ayrıca önceki suçtan mahkûmiyet kararı veya erteleme süresinin olumlu geçirilmesi nedeniyle 6545 sayılı Kanun'la değişik TCK'nın 191. maddesinin 7. fıkrası uyarınca ''kovuşturmaya yer olmadığı'' kararı verilmişse;...Bu suç doğrudan soruşturulması ve kovuşturulması gereken bir suç olacağından yargılamaya devam edilerek, suç tarihi itibarıyla, 6545 sayılı Yasa ile değişik TCK'nın 191. maddesi çerçevesinde bir hüküm kurulması, " şeklindeki açıklamaya yer verildiği, Somut incelemeye konu dosyada, adı geçen sanığın evvelce 24.11.2014 tarihinde işlediği "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak" suçundan dolayı yapılan soruşturma evresi neticesinde, Kahramankazan Cumhuriyet Başsavcılığının 04.05.2015 tarihli ve 2014/2109 soruşturma, 2015/7 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının 5 yıl süreyle ertelenmesine ve 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi sonrasında, erteleme süresi zarfında 27.06.2019 tarihinde aynı nev'iden suç işlediğinden bahisle kamu davası açılması üzerine, yapılan yargılama sonunda Kahramankazan Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2021 tarihli ve 2020/420 Esas, 2021/163 sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 30.06.2022 tarihli ve 2022/712 Esas, 2022/920 sayılı kararı ile, "...Sanık hakkında 24.11.2014 tarihli eylem nedeniyle kullanmak için uyuşturucu ...madde ...bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçundan Kahramankazan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 04/05/2015 tarihinde "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı verildiği, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen kararın sanığa tebliğ edilemediği ancak kararın cezaevinde bulunan sanığa Ankara Batı Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün yazısına istinaden 27.08.2018 tarihinde tutanak ile teslim edildiği, tutanak içeriğinde "... Kazan Cumhuriyet Başsavcılığının 04.05.2015 tarih ve 2014/109 soruşturma numaralı dava açılmasının ertelenmesi kararınan bir suret alarak 27.08.2018 tarihinde tebellüğ ettim." şeklinde yazıldığı ve tutanak altında sanığın imzasının bulunduğu, cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlülere yönelik tebligatın düzenlendiği 5271 sayılı CMK'nın 35/3. fıkrasının "İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır." hükmünü içerdiği, bu hüküm gereğince cezaevinde bulunan sanığa tebliğe konu "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının okunarak anlatılması gerektiği ancak bu usulü şartın yerine getirilmediği, bu nedenle söz konusu "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının sanığa yukarıda belirtilen usule göre tebliğ edilmediği..." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmesi üzerine İstinaf bozma ilamına uyularak Kahramankazan Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2022 tarihli ve 2022/711 Esas, 2022/1224 sayılı kararı ile kamu davasının durmasına karar verildiği, İnceleme konusu 27.06.2019 tarihli eylemi sebebiyle uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu, daha önce verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali kapsamında değerlendirilerek Ankara Batı 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.01.2020 tarihli ve 2019/672 Esas, 2020/30 sayılı kararıyla ceza tertibine yer olmadığına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeden kesinleştiği anlaşılmış ise de, Sanığın evvelce 24.11.2014 tarihinde işlediği "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak" suçundan dolayı verilen 04.05.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının cezaevinde bulunan sanığa 27.08.2018 tarihinde tutanak ile teslim edildiği, tutanak içeriğinin "...Kazan Cumhuriyet Başsavcılığının 04.05.2015 tarih ve 2014/109 soruşturma numaralı dava açılmasının ertelenmesi kararınan bir suret alarak 27.08.2018 tarihinde tebellüğ ettim." şeklinde olduğu, yazıldığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 35/3. maddesinde yer alan “ilgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır” düzenlemesi gereğince, erteleme kararının sanığa “okunup anlatılmak suretiyle” tebliğ edilmesi gerekirken, belirtilen şekilde yapılmayan tebligatın usulsüz olduğu, bu nedenle sanık hakkında verilen 04.05.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı nazara alındığında, inceleme konusu 27.06.2019 tarihli eylemin sanık hakkında verilen erteleme kararının ihlali niteliğinde bulunmadığı cihetle, sanığın mahkûmiyeti ile hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191/8. maddesi uyarınca zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 27.06.2019 tarihli eylemi nedeniyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 10.10.2019 tarihli ve 2019/26759 Soruşturma, 2019/8616 Esas, 2019/1087 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, B. Ankara Batı 4. Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 21.01.2020 tarihli ve 2019/672 Esas, 2020/30 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, "daha önce hakkında verilen kamu davasının açılmasınını ertelenmesi kararının deneme süresi içerisinde yeniden uyuşturucu madde kullandığından bu suçun önceki kararın ihlali niteliğinde olduğu" gerekçesi ile sanık hakkında "Kahramankazan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen 04.05.2015 tarih, 2014/2109 soruşturma, 2015/7 karar sayılı davanın açılmasının ertelenmesine dair karar bulunduğu, bu husus kararının ihlali niteliğinde görülmekle gerekli bildirimin Kahramankazan Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılmasına ayrıca ceza tertibine yer olmadığına" karar verildiği hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, C. Kahramankazan Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2022 tarihli ve 2022/711 Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden incelenmesinde; Sanık hakkında 24.11.2014 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturma kapsamında Kahramankazan Cumhuriyet Başsavcılığınca 04.05.2015 tarihli ve 2014/2109 Soruşturma, 2015/7 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, erteleme süresi zarfında 27.06.2019 tarihinde aynı nev'iden suç işlediğinden bahisle 22.09.2020 tarihli iddianame ile kamu davası açılması üzerine, yapılan yargılama sonunda Kahramankazan Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2021 tarihli ve 2020/420 Esas, 2021/163 Karar sayılı kararı ile hükmedilen mahkûmiyet kararının istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 30.06.2022 tarihli ve 2022/712 Esas, 2022/920 Karar sayılı kararı ile "kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun tebliğ edilmediği" gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmesi üzerine Kahramankazan Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2022 tarihli ve 2022/711 Esas, 2022/1224 Karar sayılı kararı ile kamu davasının durmasına karar verildiği, kararın 22.12.2022 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesinde, "Bu Kanunun; a) 188. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklinde olduğu, anılan düzenlemeye göre 5237 sayılı TCK'nın 188. veya 190. maddelerde tanımlanan suçlardan yapılan kovuşturma evresinde, suçun 5237 sayılı TCK'nın 191. madde kapsamına girdiğinin anlaşılması halinde, sanık hakkında "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verileceği hükme bağlanmış, 191/9. maddesinde ise "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, 5271 sayılı CMK'nın kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171. maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231. maddesi hükümlerinin uygulanacağı..." belirtilmiştir. Dolayısıyla sanık hakkında "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan dolayı açılan davada, yapılan kovuşturma sonucunda sanığın sabit olan eyleminin "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğunun anlaşılması durumunda, suç vasfındaki değişiklik nedeniyle Mahkemece 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi uyarınca, "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan hüküm kurulma aşamasına gelindiğinde; öncelikle, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti gerektiğinden; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının denetim süresi içinde işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde 5237 sayılı TCK'nın 191/2-3. maddeleri uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı veya 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilmiş ve infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra; 6545 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce 5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi çerçevesinde karar verilen "Tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri" ve 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi çerçevesinde "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması" kararlarının kesinleşmesinin, 6545 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra "kamu davası açılmasının ertelenmesi" kararı verilmesini engellemeyeceği de gözetilerek; 1. Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca verilmiş bir "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" veya 5560 sayılı Kanun'la değişik TCK'nın 191. maddesi gereğince verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararı varsa ve yargılama konusu olan suç, bu erteleme kararının ihlali niteliğinde görülüyorsa, bu suç 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi gereğince soruşturma ve kovuşturma nedeni yapılamayacağından düşme kararı verilip ilgili Cumhuriyet Savcılığına ihbarda bulunulmasına karar verilmesi, 2. Sanık hakkında daha önce kullanmak için uyuşturucu madde satın alınması, bulundurulması ya da kullanılması suçundan 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca verilmiş "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı veya 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesine göre verilen "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması" kararı yoksa 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile birlikte tedavi ve/veya denetimli serbestlik kararı verilmesi, 3. Sanık hakkında daha önce kullanmak için uyuşturucu madde satın alınması, bulundurulması ya da kullanılması suçundan 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca verilmiş "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı veya 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi gereğince "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması" kararı verilmiş ve bu kararların ihlali nedeniyle açılan davalardan mahkûmiyet kararı verilmiş ise bu suç doğrudan soruşturulması ve kovuşturulması gereken suç olacağından yargılamaya devam olunarak 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi çerçevesinde bir hüküm kurulması, gerekmektedir. Yine, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. madde hükmü gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun'la değişik 191/2-3. maddeleri doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı nitelikte olduğu ve aynı hukuki sonuçları doğuracağı dolayısıyla, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilmesi için aranan tüm koşulların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için de geçerli olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği kabul edilmektedir. Ancak, usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi doğrultusunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği, aynı şekilde 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise şüphelinin bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir. Ayrıca, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan " Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği Dairemizce kabul edilmektedir. Bu kapsamda yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının da (6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin geçiş hükümleri saklı kalmak kaydıyla) sadece bir kez verilebileceği gözetilerek, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise, bunlardan hangisinin usûlüne uygun olarak verilip kesinleştiğinin tespitinin gerekeceği ve tespit edilen kesinleşme tarihine kadar işlenen sübut bulan tüm eylemlerin tek suç olarak, cezanın bireyselleştirilmesi yönünden 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olacağı kabul edilmektedir. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda inceleme konusu dosyada; Sanık hakkında daha önce işlediği 24.11.2014 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturma kapsamında Kahramankazan Cumhuriyet Başsavcılığınca 04.05.2015 tarihli ve 2014/2109 Soruşturma, 2015/7 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, incelemeye konu 27.06.2019 tarihli eylemin, 04.05.2015 tarihli erteleme kararının ihlali olduğu gerekçesi ile sanık hakkında "Kahramankazan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen 04.05.2015 tarih, 2014/2109 Soruşturma, 2015/7 Karar sayılı davanın açılmasının ertelenmesine dair karar bulunduğu, bu husus kararının ihlali niteliğinde görülmekle gerekli bildirimin Kahramankazan Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılmasına ayrıca ceza tertibine yer olmadığına" karar verildiği, inceleme konusu eylemin daha önce verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlâli olduğu kanaatine varılması nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi gereği soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayan bu eylem ile ilgili 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince "düşme" kararı verilmesi gerekirken hüküm karıştırılarak "ceza tertibine yer olmadığı" kararı verilmesinin de hukuka aykırı olduğu gibi, ceza tertibine yer olmadığı kararının kesinleşmesi üzerine Kahramankazan Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/843 Soruşturma dosyası üzerinden birleştirme kararı verilip, erteleme süresi zarfında 27.06.2019 tarihinde aynı nev'iden suç işlediğinden bahisle 22.09.2020 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda "kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun tebliğ edilmediği" gerekçesi ile Kahramankazan Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2022 tarihli ve 2022/711 Esas, 2022/1224 Karar sayılı kararı ile kamu davasının durmasına karar verildiği, dolayısıyla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmemesi nedeniyle beş yıllık erteleme süresi işlemeye başlamadığından ihlâl kabul edilen 27.06.2019 tarihli eylemin erteleme süresi içinde işlendiğinden söz edilemeyeceği ancak; Kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicilde yapılan incelemede, sanık hakkında "18.08.2021" tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle Kızılcahamam Cumhuriyet Başsavcılığınca 19.06.2023 tarihli ve 2023/906 Soruşturma sayılı kararı ve "24.11.2014, 25.04.2017" tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemleri nedeniyle yine Kızılcahamam Cumhuriyet Başsavcılığınca 13.03.2023 tarihli ve 2023/460 Soruşturma sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve incelemeye konu suç tarihi olan 27.06.2019 tarihinden sonra sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla açık ve kapalı kaydın bulunduğu anlaşılmakla, aynı sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği, bu durumda, erteleme kararının kesinleşmesine kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği kabul edildiğinden, Cumhuriyet başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, dosyaların derdest ise incelemeye konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı yok ise, incelemeye konu eylem nedeniyle değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilip verilmeyeceği; usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise, incelemeye konu eylemin ihlâl niteliğinde eylem olup olmadığı veya eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra hukukî durumun belirlenmesi gerekirken, incelemeye konu eylemin ihlâl niteliğinde eylem olduğundan bahisle "ceza tertibine yer olmadığına" karar verilmek suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 223/4. maddesi kapsamında verilen ceza verilmesine yer olmadığı kararı ile yargılamanın sonlandırılması, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Kanun Yararına Bozma Bürosu kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-c maddesi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla