Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2023/23204 E. , 2025/6652 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi TARİHLERİ : 1. 11.06.2015 2. 27.02.2020 SAYISI : 1. 2015/316 E., 2015/668 K. 2. 2020/48 E., 2020/249 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARARLAR : 1. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması 2.
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2023/23204 E. , 2025/6652 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi TARİHLERİ : 1. 11.06.2015 2. 27.02.2020 SAYISI : 1. 2015/316 E., 2015/668 K. 2. 2020/48 E., 2020/249 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARARLAR : 1. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması 2. Hükmün açıklanmasına yer olmadığı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen 11.06.2015 tarihli kararı ile, sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 19.06.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen 27.02.2020 tarihli kararı ile, sanık hakkında, hükmün açıklanmasına yer olmadığına karar verildiği, kararın, istinaf edilmeksizin 18.03.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 30.10.2023 tarihli ve 2023/16550 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/117160 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/117160 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1-Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.06.2015 tarihli ve 2015/316 esas, 2015/668 sayılı kararına yönelik yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede; Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16.06.2021 tarihli ve 2020/18965 esas, 2021/7640 karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21.06.2021 tarihli ve 2020/21397 esas, 2021/7865 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği, Somut olayda, Edremit Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 31.10.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik kararına dair tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince doğrudan sanığın "... Mah. ... Cad. No:12 İç Kapı No:1 .../..." olan adres kayıt sisteminde yer alan adresine tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında, öncelikle sanığın en son bildirdiği "... Mahallesi, ... Sitesi A Blok K:4 D:20 .../..." adresine, anılan Kanun'un 21/1. maddesi uyarınca tebliğ işlemlerinin yapılması gerektiği, anılan tebligatın "iade gelmesi halinde" ise sanığın adres kayıt sistemindeki en son yerleşim yeri adresi tespit edilerek tebliğ işleminin yapılması gerektiği, dolayısıyla kamu davasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği, bu nedenle infazına da başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların da hukukî sonuç doğurmayacağı, bu durumda denetim süresinin de başladığının kabul edilemeyeceği, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden sanık hakkında durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.02.2020 tarihli ve 2020/48 esas, 2020/249 sayılı kararına yönelik yapılan incelemede; Adı geçen sanık hakkında uyuşturucu madde kullanma suçundan dolayı Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.06.2015 tarihli kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 19.06.2015 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 12.08.2017 tarihinde işlediği 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na muhalefet suçundan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/3. maddesi gereğince anılan kararın ancak aynı nevi suç işlenmesi halinde açıklanabileceğinden bahisle hükmün açıklanmasına yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise de, 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesinde yer alan "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklindeki düzenleme ve Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.06.2015 tarihli kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı Kanun'un 231/5-6. maddesi uyarınca verildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın anılan kararın kesinleşmesini takiben, denetim süresi içerisinde işlemiş olduğu 06.11.2017 tarihli 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na muhalefet suçundan dolayı denetimi ihlâl ettiği gözetilmeden, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması yerine yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında,12.08.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Edremit Cumhuriyet Başsavcılığının 31.10.2014 tarihli ve 2014/5339 Soruşturma, 2014/58 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 06.11.2014 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine gore tebliğ edildiği, 24.11.2014 tarihinde tedbirin infazı için Burhaniye Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Burhaniye Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 28.11.2014 tarihli ve 2014/1106 DS sayılı çağrı yazısının doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 19.12.2014 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine gore tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurduğu, tedavisinin tamamlanmasının ardından 04.03.2015 tarihli çağrı yazısının doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 10.03.2015 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine gore tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyanın kapatılmasına karar verilerek Edremit Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, C. Edremit Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararı kaldırılarak 29.04.2015 tarihli ve 2015/2635 Soruşturma, 2015/1100 Esas, 2015/1096 sayılı iddianame ile Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, D. Yapılan yargılama sonucunda, Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 11.06.2015 tarihli ve 2015/316 Esas, 2015/668 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 19.06.2015 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, E. Sanığın denetim süresi içerisinde 06.11.2017 tarihinde işlediği Askeri Ceza Kanunu’na muhalefet suçundan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine; Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 27.02.2020 tarihli ve 2020/48 Esas, 2020/249 Karar sayılı kararı ile, denetim süresi içerisinde işlenen suçun aynı nev'i suç olmaması nedeniyle "hükmün açıklanmasına yer olmadığına" karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. F. Dosya kapsamına göre; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği dikkate alındığında, Sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın ve tedbirin infazı sırasında Burhaniye Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çıkarılan çağrı yazısı tebligatlarının doğrudan şüphelinin MERNİS adresine çıkarılması ve 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesine göre yapılması nedeniyle tebligatların usulsüz olduğu, erteleme kararı tebliğinin usulsüz olması nedeniyle kararın kesinleşmediği, karar kesinleşmeden tedbirin infazına başlanamayacağı gibi 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, karar kesinleşmeden yapılan infaza ilişkin işlemlerin hukuki sonuç doğurmayacağı gibi, sanığa 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın yapılması ve sanığın başvuruda bulunmaması üzerine, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine uymamakta ısrar etmiş olacağı, somut olayda, denetimli serbestlik müdürlüğünce ısrar tebligatının yapılmaması nedeniyle ısrar şartının da gerçekleşmediği; Kabule göre de; Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.06.2015 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 19.06.2015 tarihinde kesinleşmesini takiben, sanığın denetim süresi içerisinde 12.08.2017 tarihinde işlediği "1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na muhalefet" suçundan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, kararın ancak aynı nev'i suç işlenmesi halinde açıklanabileceği gerekçesiyle hükmün açıklanmasına yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise de, 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesinde yer alan "Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla TCK'nın 191. maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191. madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklindeki düzenleme ve Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.06.2015 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı Kanun'un 231/5-6. maddeleri uyarınca verildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın denetim süresi içerisinde 06.11.2017 tarihinde işlediği "Askerî Ceza Kanunu'na muhalefet" suçundan dolayı, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması yerine "hükmün açıklanmasına yer olmadığına" karar verilmesinin Kanuna aykırı olduğu anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve hükmün açıklanmasına yer olmadığına kararları verilmesi, Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin; 11.06.2015 tarihli ve 2015/316 Esas, 2015/668 Karar sayılı kararı ile 27.02.2020 tarihli ve 2020/48 Esas, 2020/249 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliği ile KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.06.2025 tarihinde karar verildi.