Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2024/4928 E. , 2024/20810 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/197 E., 2014/105 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin, 14.12.2020 tarihli ve 2017/1234 Esas, 2020/8940 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Ba
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2024/4928 E. , 2024/20810 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/197 E., 2014/105 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin, 14.12.2020 tarihli ve 2017/1234 Esas, 2020/8940 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.05.2024 tarihli ve KD-KD - 2024/53911 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanık hakkında Adana Kapatılan 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.02.2010 tarihli ve 2009/17 E., 2010/35 K. sayılı (Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesine devredilerek 2009/9 E., 2010/42 K. Sayısı alan) kararı ile 8 yıl 4 ay hapis ve 10.000 TL adli para cezasına hükmedildiği (suç tarihi:30.10.2008, iddianame tarihi: 14.01.2009), Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/197 E., 2014/105 K. Sayılı kararı ile 5 yıl 10 ay hapis ve 7.000,00 TL adli para cezasına hükmedildiği (suç tarihi:11.07.2008, iddianame tarihi: 25.05.2012), ilk iddianamenin her iki dosyadaki suç tarihlerinden sonra 14.01.2009 tarihinde hazırlandığı, sanık hakkında açılan davalara ilişkin suç tarihlerinin birbirine yakın olduğu, hukuki kesinti bulunmadığı, sanığın eylemlerinin bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda işlendiği, bu nedenle zincirleme suç hükümleri uyarınca sanık hakkında daha ağır sonuç doğuran suç esas alınarak bir cezaya hükmolunması ile 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca cezanın arttırılması gerektiğinden bahisle onama ilamının kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Sanık hakkında 11.07.2008 tarihli uyuşturucu madde ticareti yapma eyleminden dolayı 25.05.2012 tarihli iddianame ile Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/197 Esas sırasında yapılan yargılama neticesinde sanığın mahkumiyetine karar verildiği ve hükmün, Dairemizin 14.12.2020 tarihli, 2017/1234 Esas ve 2020/8940 Karar sayılı kararı ile onandığı; sanığın 30.10.2008 tarihinde işlediği başka bir uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dolayı 14.01.2009 tarihli iddianame ile dava açıldığı ve Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/9 Esas sırasında yargılamasının yapılarak hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu ve bu hükmün de temyiz edilmeden kesinleştiği; her iki dosyanın suç tarihleri ve iddianame tarihlerine göre hukuki kesinti yok ise de; ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 24.01.2024 tarihli ve 2023/10-482 esas, 2024/35 Karar sayılı kararı ve benzer birçok kararında bahsedildiği üzere zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için; aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla kez işlenmesi, işlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması, bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir. Bu aşama 'değişik zaman' kavramının üzerinde durmakta fayda olacaktır. Zincirleme suçun varlığı için birden çok aynı suçun farklı zamanlarda işlenmesi gerekir. İki suç arasındaki zaman aralığı bu suçların bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenip işlenmediğinin belirlenmesinde göz önünde tutulacaktır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında yazılı değişik zamandan anlaşılması gereken eylemin gerçekleştiği sırada az ya da çok bir zaman aralığı olması gerektiğidir. Uzun zaman aralıklarının olması ise suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilecektir. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini düşündürebileceği gibi, kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu göstermeyebilecektir. Diğer taraftan, hukuki veya fiili kesintiler olduğunda farklı değerlendirmeler yapılması mümkündür. Ancak bu değerlendirme her olayda ayrı ayrı ve diğer şartlar da dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu nedenle, başlangıçta belirli bir süre geçince suç işleme kararı yenilenmiş ya da değişmiş olur demek, soyut ve delillerden kopuk bir değerlendirme olacaktır. Suç işleme kararı ise suç kastından daha önce gelen genel bir karar ve niyeti ifade etmektedir. Önce suç işleme kararı verilmekte ve bundan sonra bu genel kararın icrası farklı zamanlardaki suçlarla gerçekleştirilmektedir. Kararın gerçekleştirilmesi için gerekli suçların her birinde ayrı suç kastları, bir başka deyişle bir suç için gerekli olan maddi ve manevi unsurlar ayrı ayrı yer almaktadır. Aynı suç işleme kararı altında suç işlenmesi her biri ayrı ayrı suç teşkil eden fiilleri birbirine bağlayan ve olaya zincirleme suç özelliğini veren subjektif bir bağdır. Sanığın çıkan fırsatlardan yararlanmak suretiyle suç işlediği ya da suç işleme kararının yenilendiği durumlarda aynı suç işleme kararından söz edilemeyeceğinden, zincirleme suç hükümleri uygulanmayacaktır. Zincirleme suçtan söz edebilmek için failin, başlangıçta genel bir niyet ve suç işleme kararı ile aynı suçu aynı mağdura karşı birden fazla kez işlemesi gerekmektedir. Sanığın iç dünyasına ilişkin olan bu gereklilik sübjektif bir şart olup mahkemelerce denetime imkan sağlayacak şekilde tespit edilerek karara yansıtılması gerekecektir. Tüm bu açıklamalar karşısında sanığın sorumlu tutulduğu her iki eylemde suç yerlerinin ve suça katılan diğer şeriklerin farklı olması, her iki eylem arasındaki zaman aralığı, ele geçen uyuşturucu maddelerin aynı partinin devamı niteliğinde olmadığı hususları bir arada değerlendirildiğinde suç işleme kararının yenilenmiş olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla fiili kesintinin gerçekleşip suç işleme kastının yenilenmesi, eylemlerin zincirleme olarak gerçekleşmeyip iki ayrı suça vücut vermesi nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemizin, 14.12.2020 tarihli ve 2017/1234 Esas, 2020/8940 Karar sayılı onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,25.06.2024 tarihinde karar verildi.