İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2025/3472 Karar: 2025/7698 Tarih: 2025

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2025/3472 K.2025/7698

10. Ceza Dairesi 2025/3472 E. , 2025/7698 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/4 E., 2017/71 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin, 07.10.2019 tarihli ve 201

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2025/3472 E. , 2025/7698 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/4 E., 2017/71 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin, 07.10.2019 tarihli ve 201

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2025/3472 E. , 2025/7698 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/4 E., 2017/71 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin, 07.10.2019 tarihli ve 2017/7862 Esas, 2019/6117 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.05.2025 tarihli ve KD- 2025/38214 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı CMK'nın 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, 10.02.2015 tarihli KADEK kararının usulüne uygun biçimde kesinleşip kesinleşmediğine, ihlal bulunmadığı halde iddianame ile dava açılmasının ve sonraki hukuki sürecin usule uygun olup olmadığına, buna bağlı olarak sanık hakkında 01.05.2015 tarihli eylemi ile ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinin gerekip gerekmeyeceğine ve 01.05.2015 tarihli eylem hakkında, Dairenin anılan kararının kaldırılması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 01.05.2015 tarihli eylemi nedeniyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının 08.07.2015 tarihli ve 2015/4610 Soruşturma, 2015/2399 Esas, 2015/157 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, B. Dairemizin 16.06.2016 tarihli ve 2016/744 Esas, 2016/1877 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hüküm verilmesi gerektiğinden verilen bozma kararı neticesi, Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.03.2017 tarihli ve 2017/4 Esas, 2017/71 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve hükmün, Dairemizin 07.10.2019 tarihli 2017/7862 Esas, 2019/6117 Karar sayılı kararı ile kesinleştiği, C. 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesinde, "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklinde olduğu, anılan düzenlemeye göre 5237 sayılı TCK'nın 188. veya 190. maddelerde tanımlanan suçlardan yapılan kovuşturma evresinde, suçun 5237 sayılı TCK'nın 191. madde kapsamına girdiğinin anlaşılması halinde, sanık hakkında "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verileceği hükme bağlanmış, 191/9. maddesinde ise "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, 5271 sayılı Kanun'un kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümlerinin uygulanacağı..." belirtilmiştir. Dolayısıyla sanık hakkında "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan dolayı açılan davada, yapılan kovuşturma sonucunda sanığın sabit olan eyleminin "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğunun anlaşılması durumunda, suç vasfındaki değişiklik nedeniyle Mahkemece 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi uyarınca, "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan hüküm kurulma aşamasına gelindiğinde; öncelikle, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti gerektiğinden; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının denetim süresi içinde işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde 5237 sayılı TCK'nın 191/2-3. maddeleri uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı veya 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilmiş ve infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra; 6545 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi çerçevesinde karar verilen "Tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri" ve 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi çerçevesinde "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması" kararlarının kesinleşmesinin, 6545 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra "kamu davası açılmasının ertelenmesi" kararı verilmesini engellemeyeceği de gözetilerek; 1. Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca verilmiş bir "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" veya 5560 sayılı Kanun'la değişik TCK'nın 191. maddesi gereğince verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararı varsa ve yargılama konusu olan suç, bu erteleme kararının ihlali niteliğinde görülüyorsa, bu suç 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi gereğince soruşturma ve kovuşturma nedeni yapılamayacağından düşme kararı verilip ilgili Cumhuriyet Savcılığına ihbarda bulunulmasına karar verilmesi, 2. Sanık hakkında daha önce kullanmak için uyuşturucu madde satın alınması, bulundurulması ya da kullanılması suçundan 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca verilmiş "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı veya 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesine göre verilen "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması" kararı yoksa 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile birlikte tedavi ve/veya denetimli serbestlik kararı verilmesi, 3. Sanık hakkında daha önce kullanmak için uyuşturucu madde satın alınması, bulundurulması ya da kullanılması suçundan 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca verilmiş "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı veya 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi gereğince "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması" kararı verilmiş ve bu kararların ihlali nedeniyle açılan davalardan mahkûmiyet kararı verilmiş ise bu suç doğrudan soruşturulması ve kovuşturulması gereken suç olacağından yargılamaya devam olunarak 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi çerçevesinde bir hüküm kurulması, gerekmektedir. Yine, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. madde hükmü gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı nitelikte olduğu ve aynı hukuki sonuçları doğuracağı dolayısıyla, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilmesi için aranan tüm koşulların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için de geçerli olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği kabul edilmektedir. Ancak, usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi doğrultusunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği, aynı şekilde 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise şüphelinin bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir. Ayrıca, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği Dairemizce kabul edilmektedir. Bu kapsamda yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının da (6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin geçiş hükümleri saklı kalmak kaydıyla) sadece bir kez verilebileceği gözetilerek, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise, bunlardan hangisinin usûlüne uygun olarak verilip kesinleştiğinin tespitinin gerekeceği ve tespit edilen kesinleşme tarihine kadar işlenen sübut bulan tüm eylemlerin tek suç olarak, cezanın bireyselleştirilmesi yönünden 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olacağı kabul edilmektedir. Tüm bu açıklamalar ışığında; Somut olayda; Sanığın 01.05.2015 tarihinde işlediği iddia olunan "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının 08.07.2015 tarihli iddianamesi ile Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 12 yıl 6 ay hapis ve 1500 TL adli para cezasına hükmedildiği, ardından Dairemizin 16.06.2016 tarihli ve 2016/744 Esas, 2016/1877 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hüküm verilmesi gerektiğinden verilen bozma kararı neticesi Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.03.2017 tarihli kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve hükmün, Dairemizin 07.10.2019 tarihli kararı ile kesinleştiği, Ancak Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicilde yapılan incelemede, sanığın evvelce işlediği 20.01.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan yapılan soruşturma evresi sonucunda Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 10.02.2015 tarihli ve 2015/2976 Soruşturma, 2015/171 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verildiği, kararın müdafiine tebliğ edilmesine rağmen sanığa tebliğ edilmediği, bu sebeple erteleme kararının kesinlşemediği, buna rağmen sanığın 29.01.2015 tarihinde tekrar işlediği kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçu nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak 04.03.2015 tarihli iddianame ile sanık hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Mersin 3. Çocuk Mahkemesinin 11.06.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında atılı suçtan 1 yıl 1 ay 10 gün hapis ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilerek 19.06.2015 tarihinde kesinleşmesini müteakip 3. Çocuk Mahkemesinin 2015/104 Esas 2015/215 Karar sayılı dosyası üzerinden verilen Ek Karar ile ''3 yıl olarak belirlenen denetim süresi içerisinde SSÇ nin suç işlemediğinin anlaşıldığı belirtilerek'' mahkemenin 11.06.2015 tarih ve 2015/104 Esas 2015/215 Karar sayılı kararının ortadan kaldırılmasına ve sanık hakkındaki davanın düşmesine karar verildiği, bu kararın da 04.06.2024 tarihinde kesinleştiği, dolayısıyla sanık hakkında aynı nev'i suçtan daha önce verilip usûlüne uygun kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmadığı anlaşıldığından; Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, UYAP ve adli sicilde sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan başkaca açık ve kapalı kaydın bulunup bulunmadığı da araştırılıp, Cumhuriyet başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, dosyaların derdest ise incelemeye konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle, sanık hakkında inceleme konusu dosya kapsamında 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmesi gerekip gerekmediği ya da incelemeye konu eylemin ihlâl niteliğinde eylem olup olmadığı veya eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra hukukî durumun belirlenmesi gerektiği gözetilmeyerek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,Kanuna aykırı olup itiraz yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemizin, 07.10.2019 tarihli ve 2017/7862 Esas, 2019/6117 Karar sayılı onama ilâmının KALDIRILMASINA, 3. Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.03.2017 tarihli ve 2017/4 Esas, 2017/71 Karar sayılı kararının 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA; Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.07.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla