Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2025/982 E. , 2026/1402 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/234 E., 2018/676 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Mustafakemalpaşa 3. Asliye Ce
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2025/982 E. , 2026/1402 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/234 E., 2018/676 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Mustafakemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 192/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 19.02.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 2024/7818 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.02.2025 tarihli ve KYB - 2025/11309 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.02.2025 tarihli ve KYB - 2025/11309 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Dosya kapsamına göre, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın 17.05.2018 tarihinde şüpheliye usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve itiraz edilmeksizin kesinleştiği, anılan kararın kesinleşmesinden sonra Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çıkartılan çağrı ve uyarı yazılarına rağmen şüphelinin müracaat etmeyerek yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinden bahisle hakkında kamu davası açıldığı, Sanığın inceleme dışı 09.10.2019 tarihinde işlemiş olduğu aynı nev'iden suçu dolayısıyla yapılan yargılama sonunda, Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.12.2020 tarihli ve 2019/1299 Esas, 2023/462 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 28.02.2023 tarihli ve 2022/2947 esas, 2023/462 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına konu Mustafakemapaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.12.2018 ilamına konu dosyada, denetimli serbestlik tedbiri kararının infazına başlanması için denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından çıkarılan çağrı yazısı ile uyarı yazısının tebliğine ilişkin işlemlerde, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre, şüphelinin çarşıda olduğundan bahisle tebliğ evrakının mahalle muhtarına tebliğ edildiğinin ve 2 nolu ihbarın şüphelinin kapısına yapıştırıldığının belirtildiği, ancak haber bırakılan komşusunun isminin belirtilmediği gibi hangi dairede ikamet eden komşusu olduğunun da belli olmadığı, bu hali ile denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından çıkarılan çağrı yazısı ile uyarı yazılarının tebliğ işlemlerinin usulüne uygun olmadığı bu nedenle kovuşturma şartının gerçekleşmediğinden bahisle kararın bozulduğu, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 09.06.2022 tarihli ve 2020/9497 Esas, 2022/7557 Karar sayılı kararında, "...Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkarılan çağrı yazısını alan sanığın denetime başladığı, 11.06.2014 tarihli görüşmeye katılmaması nedeniyle çıkarılan uyarı yazısının ise sanığın doğrudan Mernis adresine Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre çıkarıldığı ve muhtara teslim edildiği dolayısıyla tebligatın usulsüz olduğu ve ısrar koşulu sağlanmadığı anlaşılmakla, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazının devamına karar vermek gerektiği gözetilmeyerek mahkûmiyet kararı verilmesi, bozmayı gerektirmiş..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında; Sanık hakkında Mustafakemalpaşa Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkarılan çağrı yazısı, sanığın bilinen son adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesi gereğince tebliğ edildiği anlaşılmış ise de, anılan Kanun’un 21. maddesi uyarınca tebligat yapılabilmesi için, muhatap adına tebliğ yapılabilecek birisi gösterilen adreste bulunmaz ise; tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri hâlinde de bu durumu yazarak imzalaması gerektiği, somut olayda sanığın adreste bulunamadığının belirtildiği ancak belirtilen adreste oturup oturmadığının tespitinin yapılmadığı, tebligat işleminin usulsüz olduğu cihetle, sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin kabul edilemeyeceği ve ısrar koşulunun gerçekleşmediği gözetilmeksizin, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde, isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 17.12.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 29.06.2017 tarihli ve 2016/4059 Soruşturma, 2017/47 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedaviye tabi tutulmak suretiyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın şüpheliye 27.07.2017 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek tedbirin infazı için 29.01.2018 tarihinde ...Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. ...Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine başlanıldığı, uyarılmasına rağmen müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 03.04.2018 tarihli kararı ile dosyanın kapatılmasına karar verilerek 17.04.2018 tarihinde Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, C. Erteleme kararının kaldırılarak Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 09.05.2018 tarihli ve 2016/4059 Soruşturma, 2018/499 Esas, 2018/496 sayılı iddianamesi ile Mustafakemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, D. Yapılan yargılama sonucunda, Mustafakemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 20.12.2018 tarihli ve 2018/234 Esas, 2018/676 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 191/1, 192/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. Dosya kapsamına göre; Sanık hakkında Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 29.06.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda, itiraz kanun yolu ve başvurulabilecek mercii belirtilerek kararın şüpheliye 27.07.2017 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesini takiben tedbirin infazı için 29.01.2018 tarihinde ...Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, ...Serbestlik Müdürlüğünün 31.01.2018 tarihli ve 2018/432 DS sayılı çağrı yazısının bilinen adresine tebliğe çıkarılarak, "muhatap evinde bulunamadı, en yakın komşusu...'e soruldu, muhatabın çarşıda olduğunu beyan etti, tebligat ... Mahallesi muhtarına tebliğ edildi, 2 nolu ihbar kapısına yapıştırıldı ve komşusu imzadan imtina etti" açıklaması yazılarak 14.02.2018 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle uyarılmasına karar verildiği, 11.03.2018 tarihli uyarı yazısının bilinen adresine tebliğe çıkarılarak, "muhatap evinde bulunamadı, en yakın komşusu ...'e soruldu, muhatabın çarşıda olduğunu beyan etti, tebligat ... Mahallesi muhtarına tebliğ edildi, 2 nolu ihbar kapısına yapıştırıldı ve komşusu imzadan imtina etti" açıklaması yazılarak 20.03.2018 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği, uyarılmasına rağmen Müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyanın kapatılmasına karar verildiği, çağrı yazısı ve uyarı yazısı tebligatlarının usul ve Kanun'a uygun olduğu, dolayısıyla ısrar şartının gerçekleştiği anlaşıldığından, kanun yararına bozma istemi ve tebliğnamedeki gerekçe yerinde görülmemiş ise de; Kanun yararına bozma istemi sırasında gelinen aşamada; Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği düzenlendiğinden, usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği, bu durumda, erteleme kararının kesinleşmesine kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun ise, TCK'nın 191. maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlâl sebebi sayılacağı, bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; TCK'nın 191. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen TCK'nın 191. maddesinin dördüncü fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği, iddianame düzenlendikten sonra işlenen eylemlerin ise ayrı suç olacağı ve TCK'nın 191. maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebileceği kabul edildiğinden, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) yapılan incelemede, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan incelemeye konu suç tarihinden sonra, 18.04.20 18... .05.2018 tarihli eylemleri nedeniyle doğrudan açılan kamu davasında verilen Karacabey 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.01.2020 tarihli ve 2019/528 Esas, 2020/35 Karar sayılı mahkûmiyet kararının Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 08.11.2021 tarihli ve 2020/1203 Esas, 2021/2129 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verildiği, bozmadan sonra davanın Karacabey 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/551 Esasında derdest olduğu, inceleme konusu davada iddianame tarihinin 09.05.2018 olduğu, Karacabey 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/551 Esas sayılı davasına konu suç tarihlerinin ise 18.04.20 18... .05.2018 olup, eylemlerin 09.05.2018 tarihli iddianameden önce işlendiği, dolayısıyla TCK'nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının sözkonusu olabileceği anlaşılmakla, Karacabey 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/551 Esas sayılı davasının Mustafakemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesindeki dava ile birleştirilerek sanığın tüm eylemlerinin birlikte değerlendirilmek suretiyle, eylemlerin ihlâl, tek suç, zincirleme suç veya bağımsız suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiğinden, mahkûmiyet kararı Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Mustafakemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.12.2018 tarihli ve 2018/234 Esas, 2018/676 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2026 tarihinde karar verildi.