İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2023/596 Karar: 2023/7677 Tarih: 2023

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2023/596 K.2023/7677

11. Ceza Dairesi 2023/596 E. , 2023/7677 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/116 E., 2022/193 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2023/596 E. , 2023/7677 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/116 E., 2022/193 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2023/596 E. , 2023/7677 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/116 E., 2022/193 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.... Cumhuriyet Başsavcılığının 27.07.2013 tarihli ve 2013/2445 Esas, 2013/1189 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle... Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. 2.... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2013 tarihli ve 2013/296 Esas, 2013/291 Karar sayılı kararı ile eylemin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendine temas edebileceğinden bahisle üst dereceli Muğla Ağır Ceza Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir. 3. Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.11.2014 tarihli ve 2014/38 Esas, 2014/322 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, oy çokluğuyla 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 10.000,00 TL cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 4. Anılan kararın katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 12.09.2017 tarihli ve 2017/19406 Esas, 2017/18292 Karar sayılı kararı ile uzlaştırma kurumunun uygulanması için bozulmasına karar verilmiştir. 5. Uzlaştırmanın sağlanamaması üzerine yapılan yargılamanın sonunda Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.01.2018 tarihli ve 2017/390 Esas, 2018/22 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. 6. Anılan kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 12.05.2022 tarihli ve 2021/13535 Esas, 2022/8254 Karar sayılı ilamı ile suçun sübut bulduğu ve mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir . 7. Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.09.2022 tarihli ve 2022/116 Esas, 2022/193 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 10.000,00 TL cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyizi; olayın hukuki ihtilaf arzettiği, zira hukuk mahkemesinde de katılanın sanıktan alacaklı olduğu hususunun sabit görüldüğü, taşınmazın baştan beri tarla vasfında olduğunun tüm kayıtlarda aleni şekilde yazılı olması nedeniyle hilenin bulunmadığı, mahkumiyet kabul edilse dahi teşditli uygulamanın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Muğla'nın... ilçesinde emlak ofisi işleten sanığın, ... Mevkiinde bulunan tarla niteliğindeki arazi üzerinde mülk sahipleri ile 27.09.2010 tarihinde yapmış olduğu arsa karşılığı inşaat yapım sözleşmesine istinaden verdiği gazete ve internet ilanları ile kendisine ulaşan katılana sözde proje üzerinden 04.01.2011 tarihinde yüz yüze yaptıkları görüşme neticesinde akdedilen sözleşme ile daire satışı gerçekleştirip bedelinin bir kısmını peşin olarak aldığı, geri kalanını da aylık taksitler halinde ödeme hususunda anlaştıkları anlaşılmıştır. 2. Bir yıl geçmesine rağmen inşaatın başlamaması üzerine katılan tarafından yapılan araştırmalarda söz konusu arazinin imara açılmasının söz konusu olmadığı ve tarım arazisi olarak kalacağının tespit edildiği, nitekim sanığın da tarlanın imara açılması ya da inşaata başlama yönünde herhangi bir başvuruda bulunmadığı, arsa sahiplerince de vekaletten azledildiği halde bu durumu katılana bildirmeyerek menfaat teminine taksitleri alarak devam ettiği ve dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilmiştir. 3. Mahkemesince ilk olarak; sanığın her ne kadar tarlayı imara açtırabilecği beklentisi ile hareket ettiği yönünde savunması mevcut ise de, tarla sahibi olan tanık beyanları da nazara alındığında, sanığın tarlaya inşaat olmayacağını bilebilecek durumda olduğu, katılanın imar mevzuatına hakim olmasının ve tarla vasfındaki taşınmaza inşaat yapılamayacağını bilmesinin kendisinden beklenemeyeceği, sanığın taşınmazın imar planını değiştirebileceği yönündeki güven telkin eden konuşmaları birlikte değerlendirilerek oy çokluğuyla sanığın mahkumiyetine hükmedilmiştir. 4. Uzlaştırmanın sağlanamaması nedeniyle yapılan yargılama sonunda Mahkemesince bu defa sözleşme eklerinde ''Tarlanın imara açılma sürecinin inşaat yapım süresinden sayılmayacağına'' ilişkin kısımdan anlaşılacağı üzere sanık tarafından katılanın denetim ve araştırma imkanının ortadan kaldırılmadığı, tarla vasfının tapu senedinde de yazılı bulunduğu ve tapuda aleniyet ilkesi gereği katılanın basit bir araştırma ile durumu tespit edebileceği, nitekim taşınmaz satış bedelinin... piyasasının altında kaldığının da katılan tarafından belirtildiği, taşınmazın imar durumu nedeniyle akit gereklerinin yerine getirilememesi hususunun hukuki nitelik arzettiği gerekçeleriyle sanığın beraatine hükmedilmiştir. 5. Anılan kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından sanığın mahkum olması gerektiğinden bahisle bozulması üzerine Mahkemece arazi sahipleri tarafından sanığın 05.05.2011 tarihinde azledilmesine rağmen katılandan yedi adet senet ödemesini banka kanalı ile almaya devam etmesi, sanığın savunmasının aksine ilgili kurumlardan yapılan araştırmada arazinin imara açılmasının söz konusu olmadığının mahkeme araştırmaları ile de tespit edilmesi, nitekim 05/07/2011 tarihli Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenerek onaylanan Aydın-Muğla-... planlama bölgesi 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı revizyonunda da arsanın tarım arazisi alanı içerisinde kaldığının belirlenmesi, katılan tarafından hukuk mahkemesinde açılan menfi tespit davasında da sanığın katılana 22.173.87 TL iade etmesi gerektiği ve kalan senetlerin iptali hususlarının hükme bağlanması, arsa sahibi tanıkların beyanlarına göre; çok sayıda müşterinin inşaatın başlamaması nedeniyle kendilerine başvuruda bulunduklarını belirtmesi ve bilahare de aynı gerekçelerle sanığı azletmiş olmaları karşısında, dosya kapsamındaki delillere ve beyanlara göre; emlak bürosu sahibi olan sanığın ilanları, noterlikte tarla sahipleri ile yapılmış inşaat yapımı sözleşmesini, sözde proje, kroki ve inşaatta kullanılacak malzemelere dair detaylı sözleşme eklerini kullanarak projenin gerçekleştirileceğine dair inandırıcılığı artırıp şikayet tarihine kadar katılanın yaptığı taksit ödemelerini de tahsil etmesi hususları birlikte değerlendirilerek sanığın mahkumiyetine hükmedilmiştir. IV. GEREKÇE 1. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.2018 tarihli ve 2015/8-656 Esas, 2018/404 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilerek, sanık hakkında kurulan hükümde infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmiş olması infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.09.2022 tarihli ve 2022/116 Esas, 2022/193 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla