Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2023/6247 E. , 2024/4994 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/757 E., 2023/452 K. SUÇLAR : Dolandırıcılık, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama,
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2023/6247 E. , 2024/4994 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/757 E., 2023/452 K. SUÇLAR : Dolandırıcılık, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düşme Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.11.2014 tarihli ve 2013/134 Esas, 2014/44 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 6 kez 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası ile 62 nci, 52 nci, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir. 2. İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.11.2014 tarihli ve 2013/134 Esas, 2014/44 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 12.09.2022 tarihli ve 2021/14413 Esas, 2022/14205 Karar sayılı kararı ile ... katılanlar ..., ..., ..., ... ve ...'a yönelik basit dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde; sanığın bu katılanlara karşı ... Ltd. Şti. ve İstanbul Denizcilik isimli işletme isimlerini kullandığı ancak Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarında adı geçen işletme ve şirketin kayıtlı bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın bu katılanlara yönelik basit dolandırıcılık eylemleri bakımından hükümlerden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri zorunluluğu; katılan ...'ye yönelik basit dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde; sanığın ... Denizcilik Aracılık ve Danışmanlık Hizmetleri isimli işletmenin yetkilisi olduğu ve gemiye işçi alma vaadiyle gazeteye ilan verdiği, bu durumu öğrenen katılan ...'nin işçi olmak amacı ile irtibat kurarak sanığın iş yerine gittiği, peyderpey bu iş için 4.021 TL ödemede bulunduğu, sanığın katılana iş bulmadığı gibi gibi parasını da iade etmediği iddia edilen olayda; 5237 sayılı TCK'nin 158/1-h maddesinin “Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında” şeklindeki hükmünde şüphelinin tacir sıfatını haiz olması yeterli olup, tacir sıfatının kazanılması bakımından da tüzel kişiliğin bulunmasının şart olmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 12. maddesinde yer alan, "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır." şeklindeki hükümlere göre gerçek kişilerin tacir olabileceği, nitekim şüphelinin de ticari işletmesini “... Denizcilik Aracılık ve Danışmanlık Hizmetleri ...” ticaret ünvanı altında ticaret siciline 26.07.2011 tarihinde tescil ettirdiği ve bu işletmeyi kendi adına işlettiğinin ticaret sicil müdürlüğünün yazısından ve ekindeki ticaret sicil gazetesinden anlaşılması karşısında, sanığın TCK'nin 158/1-h maddesi uyarınca mahkumiyeti yerine basit dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine hükmedilmesi; kabule göre de, sanığın tüm katılanlardan önceden bir miktar belirlemeksizin kısa aralıklarla birden çok kez menfaat sağladığı, eyleminin her bir katılan yönünden 5237 sayılı TCK'nın 43/1 maddesinde düzenlenen zincirleme suça temas etmesine rağmen bu hususun göz ardı edilerek hüküm kurulması ... nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma üzerine, İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.06.2023 tarihli ve 2022/757 Esas, 2023/452 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5 kez 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 52 nci, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba; 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 52 nci, 53 üncü, 63 üncü ve 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mahsuba ve kazanılmış hakkının korunmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanık lehine, katılan ...'ye yönelik eylemi bakımından kazanılmış hakkının korunmasına aykırı davranılarak önceki hükümden fazla ceza tayininin usul ve yasaya aykırı olduğuna, Sanık ve müdafiinin temyiz istekleri; bir kısım katılanlar yönünden bozma öncesinden daha fazla cezaya hükmedildiğinden kazanılmış hak ilkesinin ihlal edildiğine, sanığın tarafların zararlarını karşılama talepleri yönünden eksik ve usule aykırı yargılama yapıldığına, sanığın eylemlerinde dolandırıcılık suçunun maddi unsuru olan, hileli davranışlar ile mağdurların zarara uğratılmasının söz konusu olmadığına, kendisine müracaat eden kişilerle sözleşme yaparak aldığı paralara karşılık makbuz kestiğine, aldığı paraları inkar cihetine gitmediğine, katılan ...'ye yönelik eylem bakımından suç vasfında hataya düşüldüğüne, açıklanan ve re'sen nazara alınacak nedenlerle kararın bozulmasına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın, gemilerde iş bulma vaadi ile katılanlardan menfaat sağlamak suretiyle üzerine atılı suçları işlediği iddia ve kabul edilmiştir. 2. Sanığın üzerine atılı suçları işlemediğine ilişkin inkara yönelik savunmalarına dosya kapsamı karşısında itibar edilmediği anlaşılmıştır. 3. Sanık tarafından, katılanların zararının giderildiğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır. IV. GEREKÇE A. Katılan ...'ye Yönelik Eylem Yönünden Yapılan İncelemede Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Katılanlar ..., ..., ..., ... ve ...'a Yönelik Eylemler Yönünden Yapılan İncelemede 1. Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçlarının 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği gereğince duran süreler gözetilerek inceleme yapılmıştır. 2. Sanığın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 157 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin, kesen son sebep olan bozma öncesinde mahkûmiyet hükümlerinin kurulduğu 20.11.2014 tarihinden inceleme konusu hüküm tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden, sanık hakkında mahkumiyet hükümleri kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Katılan ...'ye Yönelik Eylem Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle, İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.06.2023 tarihli ve 2022/757 Esas, 2023/452 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı, sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden Cumhuriyet savcısı, sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Katılanlar ..., ..., ..., ... ve ...'a Yönelik Eylemler Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle, İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.06.2023 tarihli ve 2022/757 Esas, 2023/452 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımları nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.04.2024 tarihinde karar verildi.