İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2023/914 Karar: 2024/1480 Tarih: 2024

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2023/914 K.2024/1480

11. Ceza Dairesi 2023/914 E. , 2024/1480 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2020/6946 Değişik iş ŞİKÂYETÇİLER :..., Mustafa Furkan Eroğlu,...Enerji Üret. İlet. Elekt. Elektrikli Cihaz ve San. Tic. Paz. A.Ş. ŞÜPHELİ : ... SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, kamu

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2023/914 E. , 2024/1480 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2020/6946 Değişik iş ŞİKÂYETÇİLER :..., Mustafa Furkan Eroğlu,...Enerji Üret. İlet. Elekt. Elektrikli Cihaz ve San. Tic. Paz. A.Ş. ŞÜPHELİ : ... SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, kamu

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2023/914 E. , 2024/1480 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2020/6946 Değişik iş ŞİKÂYETÇİLER :..., Mustafa Furkan Eroğlu,...Enerji Üret. İlet. Elekt. Elektrikli Cihaz ve San. Tic. Paz. A.Ş. ŞÜPHELİ : ... SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 23.10.2020 tarihli ve 2020/59702 Soruşturma, 2020/37657 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Adana 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 15.01.2021 tarihli ve 2020/6946 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 15.01.2021 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 27.12.2022 tarihli ve 2022/6047 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.02.2023 tarihli ve KYB-2023/6301 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.02.2023 tarihli ve KYB-2023/6301 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre; müşteki vekilinin 28/08/2020 tarihli şikayet dilekçesinde, müşteki...Enerji Üretim A.Ş ile şüpheli ... arasında herhangi bir ticari ilişki ya da alacak borç ilişkisi mevcut olmamasına rağmen, anılan şüphelinin sahte belge oluşturmak suretiyle müşteki şirket aleyhine icra takibi başlattığını, anılan belgenin altındaki imzanın müşteki şirketin eski yetkilisine ait olduğunu ancak anılan şüpheli tarafından içeriğinin kötü niyetle doldurularak sahtecilik ve dolandırıcılık yapıldığını iddia ettiği somut olayda, her ne kadar anılan şüphelinin üzerine atılı sahtecilik ve dolandırıcılık suçları bakımından hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturmada şüphelinin alınan savunmasında, müşteki şirket yetkilisi Yaman gaz isimli şirketin sahibi...'nu tanıdığını, anılan şirketin bayisi olarak gaz alım satım işi yaptıklarını, 2014 yılında müşteki şirket yetkilisinin kendisine ortaklık teklif ettiğini, aralarındaki anlaşma gereğince 2016-2017 yıllarında her biri 2.500.000,00 Türk lirası olmak üzere toplam 5.000.000,00 Türk lirası elden nakit parayı müşteki şirket yetkilisine verdiğini, bu olaya dair tanıklarının olduğunu, ancak ortaklığın sağlanamaması üzerine takip dayanağı "protokol" isimli belgenin müşteki şirket yetkilisinin bilgisi dahilinde kendisi tarafından doldurulduğunu, belgenin altına imza ve kaşenin ise müşteki şirket yetkilisi tarafından atıldığını beyan etmesi karşısında, ticari bir anlaşma karşılığında yüksek bedelli bir paranın finans kuruluşu olmaksızın elden verilmesinin oluşa uygun düşmediği gözetildiğinde, takibe konulan belge fotokopisinin ilgili İcra Müdürlüğünden istenip temin edildikten sonra, belge üzerinde yer alan imzalar ile diğer yazı ve rakamların müşteki şirket yetkilisinin veya şüphelinin eli ürünü olup olmadığının ve aynı kalemden çıkıp çıkmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılması, ayrıca borç ilişkisinin var olup olmadığının tespiti bakımından şirket defter ve kayıtlarının getirtilerek bilirkişiye tevdii ile rapor alınması sonucu şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; suç tarihinde şikâyetçilerin yetkilisi oldukları...Enerji Üret. İlet. Elekt. Elektrikli Cihaz ve San. Tic. Paz. A.Ş. ile şüpheli ... arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmamasına karşın, şüphelinin tamamen sahte olarak oluşturulan veya şikâyetçi...'na ait imzalı bir belgenin ele geçirilmesi suretiyle tanzim edilen protokol başlıklı senet niteliğindeki belgeyle şikâyetçiler aleyhine icra takibinde bulunduğunun iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, şüphelinin şikâyetçi... ile ortak olmak amacıyla her seferinde 2.500.000 TL olmak üzere toplam 5.000.000 TL parayı nakit olarak şikâyetçiye verdiğini, karşılığında da suça konu belgeyi kendisinin hazırladığını ve şikâyetçinin imzaladığını, ortaklıktan vazgeçilmesi üzerine şikâyetçinin verdiği parayı iade etmemesi nedeniyle senedi icra takibine konu ettiğini beyan ederek suçlamaları kabul etmemesi karşısında; suça konu belge aslı temin edilerek, üzerindeki imza ve yazıların aidiyetinin, aynı kalemle yazılıp yazılmadıklarının, belgenin oluşturulma şekli itibarıyla mutad senetlerden olup olmadığının belirlenmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılması, Adana 2. İcra Dairesinin 2020/6945 sayılı dosyası ile suça konu senetten kaynaklanan varsa tespit edilebilecek diğer icra/hukuk dosyalarının getirtilerek incelenmesi, bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi, dosya içerisinde bulunan 21.10.2020 tarihli araştırma ve tespit tutanağında yer alan bilgiler ışığında, senedin düzenleme tarihi itibarıyla şikâyetçi ile şüpheli arasında senet bedeli tutarında ticari ilişkinin bulunup bulunmadığının araştırılması, şüpheliden de sorulmak suretiyle varsa buna ilişkin belgelerin dosyaya eklenmesi, gerekli görülmesi halinde tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmasından sonra, sonucuna göre; belgenin bono vasfını taşıyıp taşımadığı ve yasal unsurlarının tam olup olmadığı da tespit edilerek, kendisine tevdi edilmeyen imzalı boş kağıdı bir şekilde ele geçirdiği iddia olunan şüphelinin eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 209 uncu maddesinin ikinci fıkrası atfıyla aynı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “resmi belgede sahtecilik” ve senedin icra takibine konu edilmesi suretiyle tahsil edilmek istenmesi nedeniyle, aynı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçuna vücut verip vermeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken; "...şüphelinin üzerine atılı Resmi Belgede Sahtecilik suçunu işlediğine dair müştekilerin soyut iddiaları dışında hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak herhangi bir delil elde edilemediği, şüphelinin üzerine atılı TCK'nın 157. maddesinde düzenlenen Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmekte olup, Yargıtay içtihatları uyarınca da fail tarafından yapılan hileli davranışın belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olması, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olması gerektiği, bu bilgiler ışığında somut olayda şüphelilerin eylemlerinin hileli davranış olarak kabul edilemeyeceği bu sebeple Dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, müştekiler ile şüpheli arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu, iş bu hukuki ihtilafın çözümünde Cumhuriyet Başsavcılığımızın herhangi bir görevinin bulunmadığı" şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Adana 4. Sulh Ceza Hakimliğinin, 15.01.2021 tarihli ve 2020/6946 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla