İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2024/5371 Karar: 2024/14867 Tarih: 2024

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/5371 K.2024/14867

11. Ceza Dairesi 2024/5371 E. , 2024/14867 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/292 E., 2024/235 K. SUÇ : Resmi belgede sahtecilik SUÇ TARİHLERİ : 27.06.2012, 22.02.2013 HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hük

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2024/5371 E. , 2024/14867 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/292 E., 2024/235 K. SUÇ : Resmi belgede sahtecilik SUÇ TARİHLERİ : 27.06.2012, 22.02.2013 HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hük

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2024/5371 E. , 2024/14867 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/292 E., 2024/235 K. SUÇ : Resmi belgede sahtecilik SUÇ TARİHLERİ : 27.06.2012, 22.02.2013 HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Suç tarihlerinin, ana dosya yönünden kredi kartı sözleşmesinin imzalandığı tarih olan "22.02.2013", birleşen dosya yönünden ise "27.06.2012" tarihi olduğu belirlenerek yapılan incelemede Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.02.2012 tarih, 2012/1445-2013/54 ve 24.09.2013 tarih, 2012/1506-2013/391 sayılı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere; resmi belgede sahtecilik suçu, seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmıştır. Birinci seçimlik hareket, resmi belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Bu seçimlik hareketle, resmi belge esasında mevcut olmadığı halde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmektedir. İkinci seçimlik hareket, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmektir. Bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan resmi belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmaktadır. Birinci ve ikinci seçimlik hareketle bağlantılı olarak belirtilmek gerekir ki; sahteciliğin, belge üzerindeki bilgilerin bir kısmına veya tamamına ilişkin olmasının, suçun oluşması açısından bir önemi bulunmamaktadır. Üçüncü seçimlik hareket ise, sahte resmi belgeyi bilerek kullanmaktır. Kullanılan sahte belgenin kişinin kendisi veya başkası tarafından düzenlenmiş olmasının bir önemi yoktur. Kullanma mütemadi suç şeklinde de gerçekleşebilir. Bu seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle suç tamamlanacaktır. 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanabilmesi için ise “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi" zorunlu olup sahte resmi belgeyi düzenleyen ve kullanan kişinin aynı kişi olması durumunda ve sahte nüfus cüzdanının düzenlenip zaman içerisinde kullanılması eyleminde hukuki kesinti oluşmadığı müddetçe birden fazla sahtecilik eylemi değil, tek bir sahtecilik suçu oluşturacaktır. Bu açıklama ışığında; ana dosyada, sanığın, kardeşi olan katılan ...’ın kimlik bilgilerini kullanarak sahte olarak oluşturulmuş nüfüs cüzdanı talep belgesiyle, Beşiktaş İlçe Nüfus Müdürlüğü'nden kendi fotoğrafını taşıyan sahte nüfus cüzdanını 12.01.2012 tarihinde aldığı, 30.01.2013 tarihinde katılan ... ATM cihazından hızlı kart seçeneği ile kredi kartı başvurusunda bulunduğu ve 22.02.2013 tarihinde özel belge niteliğinde bulunan suça konu kredi kartı sözleşmesini imzalayarak teslim aldığı, sanığın bu eyleminden önce, birleşen Küçükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/410 Esas sayılı dosyasında, suça konu nüfus cüzdanını kullanarak kardeşi adına 27.06.2012 tarihinde GSM hattı aldığı, bunun öncesinde ise bahse konu sahte nüfus cüzdanı ile 23.01.2012 tarihinde İNG Bank Harbiye Şubesi'nden 17.000 TL tüketici kredisi çekmesi eyleminden ötürü mahsuba konu İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/282 Esas, 2015/60 Karar sayılı dosyası ile yargılamasının yapılıp zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan hakkında mahkumiyet kararı verildiği ve bu kararın 11.04.2023 tarihinde kesinleştiği, mahkemece, ana dosyada suç tarihi 12.01.2012 olarak kabul edildiğinden kesinleşen dosyada verilen cezadan mahsup yapılmış ise de; ana dosyada suç tarihinin özel belge niteliğinde bulunan kredi kartı sözleşmesinin düzenlendiği 22.02.2013 olduğu, mahsuba konu İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesindeki dosyanın iddianame tarihinin ise 05.06.2012 olduğundan eylemde hukuki kesinti meydana geldiği, bu nedenle, ana dosyadaki eylemin ayrı resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu, bununla birlikte, belgede gerçekleştirilen sahteciliğin aldatıcılık niteliğini taşıması halinde fiilin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, ancak tüm dosya kapsamından sahte nüfus cüzdanının onaylı fotokopisinin ya da aslının ele geçirilemediği anlaşılmakla, aslı bulunmayan belgelerin aldatma niteliği tespit edilemeyeceğinden, resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının somut olayda oluşmadığı, ana dosyada iddianame konusu olan ve sahte olarak imzalanan kredi sözleşmesinin özel belgede sahtecilik suçunu, birleşen dosyada belge aslı ele geçmediğinden yalnızca 5809 sayılı muhalefet suçunu oluşturduğu ve bu suç yönünden ön ödeme gerçekleştiriğinden düşme kararı verildiği, bu nedenle sanık hakkında yalnızca özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken, eylemler bölünmek ve mahsup edilmek suretiyle sanık hakkında iki kez resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükümleri kurulması yasaya aykırı ise; zamanaşımının olumsuz muhakeme şartı olarak kovuşturmaya engel olduğu gözetilerek yapılan incelemede; Bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, sanığın eylemine uyan "özel belgede sahtecilik" suçunun, Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, TCK'nin 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımını, kesen, son sebep olan, sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiği 10.03.2015 tarihinden hüküm tarihine kadar dolduğu gözetilmeden, yargılamaya devamla mahkumiyet hükümleri verilmesi, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. Maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. Maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasının gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun'un 322. Maddesindeki yetkiye dayanılarak, sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. Maddesi uyarınca gerçekleşen olağan zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2024 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Sanık, kardeşinin kimlik bilgileriyle Nüfus Müdürlüğü'nden kendi fotoğrafını taşıyan sahte nüfus cüzdanı almış, bununla kredi kartı başvurusu yapıp kredi kartı sözleşmesi imzalamıştır. Sahte nüfus cüzdanının aslı ya da onaylı fotokopisi ele geçirilememiştir.

Hukuki İlke: Sahte belgenin aslı veya onaylı örneği ele geçirilemediğinden aldatma niteliği tespit edilemez ve resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları oluşmaz; imzalanan kredi kartı sözleşmesi özel belge niteliğindedir. Eylemler arasında hukuki kesinti bulunduğundan ayrı suç oluşur ve TCK 66/1-e olağan dava zamanaşımı dolmuştur.

Uygulama Sonucu: bozma (düşme)

Dava Strateji Notu: Sahtecilik dosyalarında suça konu belgenin aslı/onaylı örneği dosyada yoksa aldatıcılık unsuru saptanamayacağından beraat/unsur yokluğu savunulmalı; ayrıca eylemin resmi değil özel belge kapsamında kaldığı ve zamanaşımının dolduğu ileri sürülmelidir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla