İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2024/997 Karar: 2025/2106 Tarih: 2025

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/997 K.2025/2106

11. Ceza Dairesi 2024/997 E. , 2025/2106 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Özel belgede sahtecilik HÜKÜM : Beraat Sanık hakkında atılı suçtan doğrudan zarar gören, kurulan hükmü temyize hak ve yetkisi bulunan ...'ın, katılma kararının kaldırılmasına dair 21.09.2023 tarihli son celsede verilen ar

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2024/997 E. , 2025/2106 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Özel belgede sahtecilik HÜKÜM : Beraat Sanık hakkında atılı suçtan doğrudan zarar gören, kurulan hükmü temyize hak ve yetkisi bulunan ...'ın, katılma kararının kaldırılmasına dair 21.09.2023 tarihli son celsede verilen ar

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2024/997 E. , 2025/2106 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Özel belgede sahtecilik HÜKÜM : Beraat Sanık hakkında atılı suçtan doğrudan zarar gören, kurulan hükmü temyize hak ve yetkisi bulunan ...'ın, katılma kararının kaldırılmasına dair 21.09.2023 tarihli son celsede verilen ara kararın kanuna aykırı olduğu anlaşıldığından, şikayetçinin 5271 sayılı CMK'nin 260/1 ve 237/2. maddeleri uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede; Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Suç tarihinin temyiz kapsamındaki sanık için birleşen dava yönünden suça konu kira sözleşmesinin 24.02.2008 tarihli yangın nedeniyle 01.04.2008 ... Sigorta Şirketine ibraz suretiyle kullanma ve sanığın katılan aleyhine Bakırköy 11. İcra Müdürlüğü'nün 2008/14983 sayılı dosyası ile başlattığı 04.12.2008 tarihli icra takip tarihi olduğu ve katılan vekilinin temyizinin, sanık hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan sahtecilik suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı TCK'nin 43. maddesi uyarınca, "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının gerekeceği cihetle, Sanığın suça konu belgeyi, 24.02.2008 tarihli yangın nedeniyle 01.04.2008 ... Sigorta Şirketine ibraz suretiyle kullandığı ve katılan aleyhine Bakırköy 11. İcra Müdürlüğü'nün 2008/14983 sayılı dosyası ile başlattığı takipte kullandığı, bu haliyle suçun mağdurunun kamu ve suçtan zarar görenlerin katılan ... ve ... Sigorta Şirketi olduğundan, eylemin tek özel belgede sahtecilik suçunu ancak farklı zamanlarda gerçekleştirilmesi nedeniyle zincirleme olarak işlendiğinin kabulü ile asıl ve birleşen dava yönünden tek zamanaşımı nedeniyle düşme hükmü kurulması gerekir iken, birleşen dava yönünden zamanaşımı nedeniyle düşme, asıl dava yönünden de suç tarihine göre zamanaşımı gerçekleştiği halde beraat şeklinde ayrı ayrı hüküm kurulması yasaya aykırı ise de, zamanaşımının olumsuz muhakeme şartı olarak kovuşturmaya engel olması karşısında; Sanığa yüklenen “özel belgede sahtecilik” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereği öngörülen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğnameye uygun olarak DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla