İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2025/5173 Karar: 2026/2262 Tarih: 2026

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2025/5173 K.2026/2262

11. Ceza Dairesi 2025/5173 E. , 2026/2262 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2025/2473 Değişik İş SUÇ : Özel belgede sahtecilik İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılı

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2025/5173 E. , 2026/2262 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2025/2473 Değişik İş SUÇ : Özel belgede sahtecilik İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılı

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2025/5173 E. , 2026/2262 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2025/2473 Değişik İş SUÇ : Özel belgede sahtecilik İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.03.2025 tarihli ve 2025/11668 Soruşturma, 2025/12713 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Antalya 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 15.04.2025 tarihli ve 2025/2473 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 15.04.2025'te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 13.10.2025 tarihli ve 2025/21040 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.11.2025 tarihli ve KYB-2025/121316 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.11.2025 tarihli ve KYB-2025/121316 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre; şüphelinin, avukatı olan müşteki adına alacaklarından vazgeçtiğine dair sahte belgeler düzenleyip bu belgeleri müşteki hakkında kendi kızının yaptığı şikayetle ilgili olarak Cumhuriyet başsavcılığına delil olarak sunduğunun iddia edildiği somut olayda, yapılan şikayetin genel ve soyut nitelikte olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Müştekinin verdiği 21.03.2025 tarihli itiraz dilekçesi ekinde şikayete konu edilen muvafakatname başlıklı ve taslak halinde el yazısıyla hazırlandığı belirtilen belgelerin kapalı zarf içerisinde sunulduğu belirtilmesine rağmen, söz konusu belgeler üzerinde gerekli imza ve yazı incelemesinin yapılmadığının anlaşılması karşısında, öncelikle şüphelinin ve şüphelinin kızı olduğu belirtilen ...'in iddia konusu olaya ilişkin ifadeleri alınıp, müştekinin, şüphelinin ve ...'in mukayeseye esas imza ve yazı örnekleri alınarak, belge asıllarıyla birlikte gönderilmek suretiyle anılan belgeler üzerinde yer alan imza ve yazıların kime ait olduklarının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılması, söz konusu belgelerin iddia edildiği şekilde ilgili savcılık dosyasına sunulup sunulmadığı da araştırılarak, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/416 soruşturma sayılı dosyasının celbedilip incelenmesi, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, şüphelinin ifadesi dahi alınmadan eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “İhbar ve şikâyet” başlıklı 158. maddesinin altıncı fıkrasında; “(Ek: 15/8/2017-KHK-694/145 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/140 md.) İhbar ve şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça anlaşılması veya ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir. Bu durumda şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez. Soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar, varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilir ve bu karara karşı 173 üncü maddedeki usule göre itiraz edilebilir. İtirazın kabulü hâlinde Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır. Bu fıkra uyarınca yapılan işlemler ve verilen kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından görülebilir.” Hükümleri yer almaktadır. 4. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. Hükümleri yer almaktadır. 5. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 6. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 7. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin, şüphelinin avukatı olduğunun, kızı ve damadı ile birlikte hareket eden şüphelinin, şikâyetçi adına vekalet ücreti alacaklarından vazgeçtiğine dair sahte belgeler düzenleyip bu belgeleri şüphelinin kızı tarafından kendisi hakkında yapılan şikâyete ilişkin Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/416 Bakanlık Muhabere sayılı dosyasına delil olarak sunduklarının iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, "...5271 sayılı yasanın 158.maddesinde yazılı, "ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir" şeklindeki düzenlemeye göre, bu haliyle başvuru hakkında soruşturma/kovuşturma olanağı bulunmadığı kanaatiyle..." şeklindeki gerekçeyle 03.03.2025 tarihli ve 2025/11668 Soruşturma, 2025/12713 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça anlaşılamadığı, ayrıca şikâyetin soyut ve genel nitelikte de olmadığı gözetilerek, şikâyet dilekçesinde isimleri geçen... ve ...'in şüpheli sıfatıyla beyanlarına başvurulması, şikâyetçi hakkındaki Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/416 Bakanlık Muhabere sayılı dosyasının getirtilip incelenmesi, iş bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi, suça konu belge aslının temin edilerek şikâyetçi adına atılı imzanın aidiyeti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması, bu belgenin şüpheliler tarafından nerede/hangi amaçla kullanıldığının ortaya konulması, şikâyetçi tarafından dosyaya sunulan ve kanun yararına bozma konusu kararın verildiği aşamada incelenmediği bildirilen belgeler dosyaya celp edilerek gerekli inceleme ve değerlendirmenin yapılmasından sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, 5271 sayılı Kanun'un 158. maddesi dayanak gösterilip gerekçe ile karar arasında çelişkiye neden olunmak suretiyle, eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Antalya 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 15.04.2025 tarihli ve 2025/2473 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.03.2026 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla