Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/619 E. , 2025/12892 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2007/671 E., 2009/885 K. SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma ve idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığı Sanık hakkında, İzmir Cumhuriyet Başs
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/619 E. , 2025/12892 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2007/671 E., 2009/885 K. SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma ve idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığı Sanık hakkında, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 10.12.2007 tarihli iddianamesi ile başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı TCK'nın 268/1 maddesi delâletiyle 267/1 ve 269/2 maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılama neticesinde İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.11.2009 tarihli ve 2007/671 Esas, 2009/885 Karar sayılı kararı ile aynı Kanun'un 268/1 maddesi delâletiyle 267/1 ve 269/1, 50/1-a ve 52/2-4 maddeleri uyarınca neticeten 1.460,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, kesin olarak verildiği; Sanığın, 09.09.2021 tarihli eski hâle getirme ve 23.11.2021 tarihli kanun yolu başvuru dilekçeleri üzerine sanığın başvurularının kanun yararına bozma kurumu kapsamında değerlendirilerek Yargıtay'a gönderildiği; Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 10.10.2024 tarihli ve 2023/557 Esas, 2024/7596 Karar sayılı kanun yararına bozma kararında; "5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebileceği cihetle; İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2009 tarihli kararı ile verilen mahkumiyet hükmünün, hükümlüye tebliğ edildiğine dair dosyada herhangi bir tebligat parçasının bulunmadığı, cezanın tür ve miktarına göre kesin olarak verildiği belirtilen karara ilişkin 10.11.2009 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiğine dair kesinleşme şerhinin düzenlendiği, hükümlünün öğrenme üzerine 09.09.2021 tarihli dilekçesi ile eski hale getirme talebi ile Mahkemesine dilekçe sunduğu, 29.11.2021 tarihli dilekçe ile de istinaf kanun yoluna başvurduğunun anlaşılması karşısında, hükümlü hakkında verilen 1.460,00 TL'lik adli para cezasının hapisten çevrildiği, hükmün verildiği 10.11.2009 tarihi itibariyle temyiz kanun yoluna tabi olduğu, Mahkemece hatalı olarak hükmün kesin olarak verilmesinin kararın tebliğini ve hükümlünün kanun yoluna başvuru hakkını ortadan kaldırmayacağı belirlenmekle, hükümlüye tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği anlaşılan kararın, 5271 sayılı Kanun’un 272 vd. maddeleri uyarınca temyiz kanun yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE," Sanık hakkında kurulan hükümde yer verilen uygulama maddeleri gözetildiğinde, 14.04.2011 tarihli ve 27905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 23.03.2005 tarihli ve 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2. madde uyarınca, hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere, 3.000,00 TL. (dahil) ve altındaki adli para cezalarına ilişkin mahkûmiyet hükümlerinin kesin olduğu, sanığa hükmedilen 1.460,00 TL adli para cezasının ise 5237 sayılı TCK'nın 50/1-a maddesi uyarınca kısa süreli hapis cezasından çevrilmiş olması nedeniyle temyize tabi olduğu anlaşılmıştır. Dava dosyasının incelenmesi neticesinde; sanığın, hüküm tarihinde Kemalpaşa (Kapatılan) A3 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olarak bulunduğu, hüküm duruşmasında hazır edilmediği gibi kesin olarak verildiği belirtilen inceleme konusu hükmün sanığa tebliğ de edilmediği, sanığın öğrenme üzerine 09.09.2021 tarihli eski hâle getirme ve 23.11.2021 tarihli kanun yolu başvurusunda bulunduğu, 5271 sayılı CMK'nın 42/1. Maddesi uyarınca eski hâle getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunulması durumunda inceleme yetkisinin Yargıtay ilgili Dairesine ait olduğu, sanığın yokluğunda kurulan ve kesin olduğu belirtilen mahkûmiyet hükmüne ilişkin gerekçeli kararın sanığa tebliğ edilmediği belirlenmekle, sanığın eski hâle getirme talebinin kabulü ile temyiz isteminin kanuni süresinde olduğunun tespitiyle inceleme yapılmıştır. 5237 sayılı TCK’nın 268/1 maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması, verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması hâlinde 5237 sayılı TCK'nın 206/1 maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu; bir resmi belge düzenlenmemiş olması hâlinde ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40/1 maddesinde düzenlenen "kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak" kabahati oluşur. Somut olayda, kolluk görevlileri tarafından yapılan uygulama esnasında, hakkında muhtelif yakalama kararları bulunması sebebiyle yakalanmamak amacıyla görevlilere kardeşi ...'ın ismini verdikten sonra sanığın parmak izi tespitinde gerçek kimliğinin ortaya çıktığı anlaşılmakla, kimlik bilgileri kullanılan ... hakkında herhangi bir soruşturma, kovuşturma işlemi ya da idari yaptırım uygulamasının bulunmadığı ve başkasına ait kimlik bilgilerinin resmi belge tanzimi sırasında da kullanılmadığı anlaşılmakla sanığın eyleminin, 5326 sayılı Kabahatler Kanun'un 40/1 maddesinde düzenlenen "kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak" kabahatini oluşturduğu ve aynı Kanun’un 40/1 maddesinde öngörülen idari para cezası yaptırımını gerektirdiği ancak 5326 sayılı Kabahatler Kanun'un 20/2-(c) maddesinde belirtilen zamanaşımı süresi itibarıyla eylemin gerçekleştiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz isteği bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ancak sanığın eylemine uyan 5326 sayılı Kabahatler Kanun’un 40/1 maddesinde öngörülen idari para cezasının miktarına göre aynı Kanun'un 20/2-(c) maddesinde yazılı zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesi ile 5326 sayılı Kanun'un 24. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, 5326 sayılı Kanun'un 20/1 maddesi uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.10.2025 tarihinde karar verildi.