Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/847 E. , 2025/13349 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/6599 Değişik iş SUÇ : Açığa imzanın kötüye kullanılması İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Antal
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/847 E. , 2025/13349 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/6599 Değişik iş SUÇ : Açığa imzanın kötüye kullanılması İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2023 tarihli ve 2023/75632 Soruşturma, 2023/58816 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Antalya 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 15.01.2024 tarihli ve 2023/6599 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 15.01.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 2024/8236 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.02.2025 tarihli ve KYB-2025/16703 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.02.2025 tarihli ve KYB-2025/16703 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre; müşteki vekilinin şikayet dilekçesinde özetle, müşteki ...'in 10/08/2020 tarihinde ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. isimli şirkette satış müdürü olarak göreve başladığını, şirket tarafından göreve başlarken 1 yıllık çalışma bedeli olan 102.000,00 Türk lirası tutarındaki senedin düzenlendiğini, senette bedel miktarı ve borçlu ismi dışındaki kısımların boş bırakılarak müştekiye imzalatıldığını, akabinde müştekinin 20/06/2023 tarihinde sağlık sorunları nedeniyle iş akdini feshettiğini, daha sonra şirket yetkilileri şüpheliler tarafından müştekiye işe girişinde imzalatılan senedin hukuka aykırı olarak doldurulduğunu ve 28/07/2023 tarihinde hakkında icra takibi başlatıldığını, müştekinin bahsedilen takibe konu herhangi bir borcu olmadığını, anılan senedin hukuka aykırı olarak doldurularak işleme konduğunun belirtilmesi üzerine yürütülen soruşturma kapsamında, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 04/12/2023 tarihli ve 2023/75632 soruşturma, 2023/58816 sayılı kararı ile, müştekinin şüpheliye borcunu ödediğine dair herhangi bir yazılı delil sunmadığı, senedin müşteki ve şüpheliler arasında alacak-borç ilişkisine aykırı olarak doldurulduğunun ancak yazılı delil ile ispatı gerektiği, bu sebeple ihtilafın çözümü için hukuk mahkemesine ve diğer yasal yollara başvurulması gerektiği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Anlaşmazlığın, suça konu bedelsiz olduğu iddia edilen senedin müştekinin rızası dışında doldurulup doldurulmadığına ilişkin olduğu, bu doğrultuda dosya kapsamında yer alan olaya konu 102.000,00 Türk lirası bedelli senet fotokopisinde, senedin düzenleme tarihinin 04/07/2023, vade tarihinin 18/07/2023 olarak göründüğü, müşteki vekilinin şikayet dilekçesinde, müşteki ile şüpheli şahıslar arasında alacak verecek hususuna ilişkin banka aracılığı ile herhangi bir para aktarımının olmadığını, yine müştekinin işten ayrıldığı 20/06/2023 tarihi ile icra takibinin başlatıldığı 28/07/2023 tarihleri arasında herhangi bir iletişimlerinin olmadığını belirttiği, bunun yanında tanık olarak beyanları alınan ..., ... ve ... isimli şahısların da işe girişte senet imzalatılması hususunu doğruladıkları ve müştekiye yönelik belirtilen eylemlerin şirket tarafından gerçekleştirildiğini beyan etmeleri karşısında, şikayet dilekçesinde belirtilen hususların açığa kavuşturulması hususunda müşteki ve şüphelilere ait banka ve HTS kayıtlarının temin edilerek iddia edildiği gibi herhangi bir alacak verecek ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması, icra takibine ilişkin Antalya İcra Dairesinin 2023/... esas sayılı dosyasının getirtilerek incelenmesi ve takibe konu senet üzerindeki yazıların şüphelilere ait olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılarak, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikayetçinin 10.08.2020 tarihinde ... San.ve Tic. A.Ş'de satış müdürü olarak çalışmaya başladığının, işe girişte şirket yetkilileri olan ... ve ...'ın talebi üzerine, imza ve bedel kısmı dışında boş olan 102.000,00 TL tutarında teminat senedi imzaladığının, çalışmış olduğu süre zarfında bir kısım müşterilerden gelen çeklerin karşılıksız çıktığının ve şikayetçinin bu zarardan sorumlu tutularak karşılamasının talep olunduğunun, şikayetçi tarafından talebin karşılanmadığının ve iş akdinin feshedildiğinin, bununla birlikte; işe girişte verilen senedin diğer şüpheli ... ile herhangi bir ilgisinin bulunmamasına rağmen, ... ve ... tarafından, yalnızca şirket çalışanı ve aynı zamanda akrabaları olan ...'a hukuka aykırı bir şekilde verildiğinin ve kalan kısımlarının tamamlanarak ... tarafından şikayetçiye karşı icra takibine konu edildiğinin iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2023 tarihli ve 2023/75632 Soruşturma, 2023/58816 Karar sayılı kararı ile "...müşteki tarafından soruşturma dosyasına, kambiyo senedi bedelinin/borcun takipten önce zaten tamamen veya kısmen ödendiğine veya kambiyo senedinin önceden varılan anlaşmaya aykırı biçimde doldurulduğuna dair herhangi bir sözleşme, protokol, mahkeme ilamı, ibraname, yazılı beyan, belge, makbuz, dekont vb. sunulmadığı, iddianın, -kanuna aykırı biçimde- tanık beyanı ve harici başka şekilde ispatlanmaya çalışıldığı, bu itibarla; şüpheli hakkında atılı suçtan kamu davası açılmasını haklı gösterecek nitelikte ve yeterlilikte delil bulunmadığı, taraflar arasındaki anlaşmazlığın bu haliyle kambiyo senedinden kaynaklanan hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu ve müştekinin, borçlu olmadığının ispatı ve kambiyo senedinin iptali için ilgili hukuk mahkemesine müracaat etmesinin gerektiği..." gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.05.2001 tarihli ve 2001/6-70-2001/77 sayılı kararında da belirtildiği üzere, kendisine tevdi edilmeyen bonoyu bertakrip ele geçirdiği iddia edilen ...'ın eyleminin, sübutu halinde diğer şüphelilerle fikir ve eylem birliği içinde hareket etmek suretiyle 5237 sayılı Kanun 209/2. maddesindeki suça vücut verebileceği ve soruşturma kapsamında alınan ifadelere göre, şüpheli ...'ın, şikayetçiye verdiği borç para karşılığında bizzat almış olduğu senedi icra takibine koyduğunu söylediği, şüpheliler ... ve ...'ın, şikayetçiden herhangi bir senet almadıklarını söyledikleri, ancak şirket çalışanı tanıklar ... ve ...'un, şikayetçiyi doğruladıkları anlaşılmakla; bono aslının getirtilerek üzerindeki yazı ve rakamların şikayetçi ya da şüphelilere ait olup olmadığının araştırılması, icra takip dosyası ile menfi tespit dosyasının getirtilerek incelenmesi, bu dosyayı ilgilendiren bölümlerinin onaylı bir suretinin çıkartılarak dosya arasına alınması, gerekirse banka ve HTS kayıtları üzerinde de inceleme yapılarak sonucuna göre atılı suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının ve şüphelilerin hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiğinden, hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Antalya 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 15.01.2024 tarihli ve 2023/6599 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.10.2025 tarihinde karar verildi.