Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2023/6769 E. , 2025/4264 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/799 E.- 2016/159K. SUÇLAR : 2863 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve imar kirliliğine neden olma suçlarından sanığın beraa
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2023/6769 E. , 2025/4264 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/799 E.- 2016/159K. SUÇLAR : 2863 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve imar kirliliğine neden olma suçlarından sanığın beraatine ilişkin hükümler, katılan ve müşteki kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin 29.02.2016 tarihli ve 2015/799 E.- 2016/159K. sayılı ilamıyla sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve imar kirliliğine neden olma suçlarından yürütülen yargılama neticesinde yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeni ile CMK.nun 223/2-b maddesi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiş, karara karşı müşteki İzmir Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ve ... vekilleri tarafından temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan onama görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Müşteki İzmir Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü vekilinin temyiz isteği; sanığın cezalandırılması gerektiğine, resen tespit olunacak nedenlere ilişindir. Katılan ... vekilinin temyiz isteği; yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan hüküm kurulduğuna ,sanıkların cezalandırılması gerektiğine, resen tespit olunacak nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Seferihisar ilçesi Doğanbey mevkii Atatürk mahallesinde tapunun 118 ada 2 parsel 24 nolu bağımsız bölümünde sanık adına kayıtlı ve kullanımındaki mevcut ruhsatlı binaya imar ruhsat ve eklerine aykırı olarak 6,00x8,00 metre ebadında bodrum kat ilave edildiğinin ve kullanıldığının Seferihisar belediye görevlilerince 09.03.2015 tarihli yapı tatil zaptı ile tespit edilmesi üzerine sanık hakkında imar kirliliğine neden olma ve 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından açılan kamu davalarının birleştirilmesine karar verilerek yürütülen yargılama neticesinde Yerel Mahkemece;"Her ne kadar sanık ... hakkında 2863 s. Yasanın 65/1 maddesine Aykırılık ve İmar Kirliliğine Neden Olma suçlarından cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de;Seferihisar Belediye Başkanlığının yazısında dava konusu yere ilişkin yapı kullanma izin belgesinin 23/05/2008 tarihinde verildiğinin belirtildiği, mahkememizce yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda davaya konu taşınmazın 2007 yılında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından çekilen fotoğrafları incelendiğinde o tarihte bodrum katın kapalı olduğu, bilirkişi raporunda da suça konu tadilat mevcut halde iken yapı kullanma izin belgesi verildiğinin tespit edildiği, yapı kullanma izin belgesi verildikten sonra sanığın dava konusu taşınmaza herhangi bir müdahelesinin olmadığı, yapı kullanma izin belgesinin belediye tarafından verilmiş olması nedeni ile sanığın bodrum katın kapatılmasına ilişkin eylemin hukuka uygun olduğunu düşünmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu, belediye tarafından yapılan herhangi hatalı bir işlemden sanığı sorumlu tutmanın mümkün olmadığı, sanığın herhangi bir suç işleme kastının da bulunmadığı" gerekçeleriyle atılı suçlardan ayrı ayrı beraat kararı verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR I - Müşteki İzmir Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü Vekilinin, 2863 sayılı Kanuna Aykırılık Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Katılma Talepli Temyiz İsteminin İncelenmesinde: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrasında, mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikayetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilecekleri belirtilmiş olup, aynı Kanunun 237 nci maddesinin ikinci fıkrasında, “Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır.” hükmü de nazara alındığında, duruşma gününü bildirir davetiyenin İzmir Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünde görevli evrak memuruna 30.11.2015 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen müşteki ve vekilinin yerel mahkemece karar verilinceye kadar davaya katılma talebinde bulunmadığı anlaşılmakla, katılan sıfatını almayan ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmayan müşteki vekilinin temyiz isteminin, hükmün karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, II-Katılan ... Vekilinin 2863 Sayılı Kanuna Aykırılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteği Açısından yapılan incelemede; Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan "suçtan zarar görme" kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11.04.2000 gün ve 65–69, 22.10.2002 gün ve 234–366, 04.07.2006 gün ve 127–180, 03.05.2011 gün ve 155–80, 21.02.2012 gün ve 279–55, 15.04.2014 gün ve 599-190, 28.03.2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25.03.2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden Seferihisar Belediye Başkanlığının suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenle 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden Seferihisar Belediye Başkanlığının suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, katılan ... vekilinin temyiz isteğinin, 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle REDDİNE, III -Katılan ... Vekilinin İmar Kirliliğine Neden Olma Suçundan Sanığın Beraatine İlişkin Hükme Yönelik Temyiz İsteği Açısından Yapılan İncelemede; Dosya kapsamında yer alan 16.02.2016 tarihli mimar bilirkişi raporunda, dava konusu yapının 2007 çekim tarihli fotoğrafta göründüğünün, yapının 2007 yılında mevcut olduğunun tespit edilmesi karşısında suç tarihinin "2007" yılı olarak kabulü ile gerekçeli karar başlığında "2007" olan suç tarihinin yanlış gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir yazım yanlışlığı kabul edilerek yapılan inceleme neticesinde; Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem 5237 sayılı TCK'nın 184. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan "2007" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş ve 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, sanık hakkındaki hükmün, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının DÜŞMESİNE, 22.04.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.