Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2024/4264 E. , 2025/3307 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1876 E., 2024/1126 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi ta
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2024/4264 E. , 2025/3307 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1876 E., 2024/1126 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba ilişkin 21.05.2014 tarihli kararına yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin istinaf istemlerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince verilen 18.07.2024 tarihli bozma ilâmı üzerine İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba ilişkin 01.08.2014 tarihli kararına yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf istemlerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren 12.12.2024 tarihli Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; temel cezanın alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin sanığa az ceza verildiğine ve re'sen gözetilecek diğer nedenlerle de hükmün bozulması istemine ilişkindir. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; istinaf başvuru sebepleri irdelenmeden gerekçeden yoksun şekilde karar verildiğine, ölen ve yaralananın emniyet kemeri takmadığı sabit olmasına ve kaza ile meydana gelen ölüm arasında illiyet bağını kesen durumların varlığına rağmen bu husular dikkate alınmaksızın kusuru bulunmayan sanık hakkında mahkûmiyet kararı verildiğine ve re'sen gözetilecek diğer sebeplerle de hükmün bozulması istemine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; (B) sınıfı ehliyetli sanık sürücü ...'nın, sevk ve idaresindeki kamyonet ile 08.08.2023 tarihinde gündüz vakti saat 18.50 sıralarında, açık havada, azami hız limitinin 70 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri dışında, iki yönlü, toplam 8 metre genişliğindeki iki şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi kuru, yatay güzergâhı virajlı, düşey güzergâhı eğimli, görüşe engel bir durumun ve yol sorununun bulunmadığı köy yolunda, Öğümsöğüt Mahallesi'nden Işıklı Mahallesi istikametine doğru beyanına göre azami 70 kilometre/saat hızla seyir hâlindeyken, tehlikeli viraj levhasını ve geçmenin yasak olduğunu gösterir devamlı çizgiyi dikkate almadan önündeki aracı sollamak üzere hatalı ve tehlikeli biçimde yolun karşı yön şeridi içine girerek, karşı istikamette kendi şeridinde ilerleyen sürücü ... yönetimindeki otomobilin ön kısımlarına aracının sol ön kısımlarıyla çarpması sonucu otomobil sürücüsü ...'ın öldüğü, otomobilde yolcu olarak bulunan katılan mağdur ...'ın hayat fonksiyonlarını ağır (4.) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak ve yüzünde sabit iz bırakacak şekilde yaralandığı, araçların hızına ilişkin herhangi bir belirleme yapılmadığı, ancak çarpma sonrası zeminde kamyonete ait 1.10 metre fren izi bulunduğunun tespit edildiği, ayrıca aynı gün saat 19.30'da alkolmetre cihazıyla yapılan ölçümde sanığın 0,31 promil alkollü olduğunun belirlendiği, başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları bu şekilde gerçekleşen kazanın oluşumunda sanığın asli ve tam kusurlu olduğu, sanığın alkollü bir şekilde seyir hâlinde iken sollama yapılmaz şerit çizgisine rağmen başka bir aracı sollamaya çalıştığı sırada şerit ihlali yapmak suretiyle kazaya sebebiyet vermesi nedeniyle de eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı TCK'nın "Taksir" başlıklı 22. maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61. maddesinin birinci fıkralarında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi ve temel ceza belirlenirken kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki "suçun işlenmesinde kullanılan araçlar", (f) bendindeki "failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı" ve (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" ölçütlerine dayanılmaması gerekir. Ayrıca, 5237 sayılı TCK'nın 3. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; tam kusurlu olarak bir kişinin ölümüne, bir kişinin hayat fonksiyonlarını ağır (4.) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak ve yüzünde sabit iz bırakacak şekilde yaralanmasına neden olan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesi gereği iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan İlk Derece Mahkemesince, alt sınırdan uzaklaşılarak, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun bir ceza hükmedilmesi yerine benzer olaylarla karşılaştırıldığında eylem ile ceza arasındaki muvazeneyi bozacak şekilde ve orantılılık ilkesine aykırı biçimde temel cezanın 6 yıl 6 ay hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle sanığa fazla ceza tayin edilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanığın TAHLİYESİNE, sanığın başka suçtan hükümlü ya da tutuklu olmaması hâlinde salıverilmesi için İlk Derece Mahkemesine ve ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.03.2025 tarihinde karar verildi.