İçeriğe geç
AC
15. Ceza Dairesi Esas: 2012/845 Karar: 2013/14373 Tarih: 2013

Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/845 K.2013/14373

(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/845 E. , 2013/14373 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık, tehdit HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun ve

Karar Özeti

(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/845 E. , 2013/14373 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık, tehdit HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun ve

Karar Detayı

(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/845 E. , 2013/14373 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık, tehdit HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir.Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır. Sanıkların, ...'da tanıdıklarının olduğuna ilişkin yalan söyleyerek katılan ...'ı işe yerleştireceklerine ilişkin vaadde bulunmak suretiyle katılanlardan 4000 TL para aldıkları, katılanların, KPSS sınavı sonuçlarına göre katılan ...'ın işe yerleşemediğini öğrendiklerinde paralarını sanıklardan geri istemek üzere sanık ...'ın evine gittiklerinde sanık ...'ın katılan ...'e hitaben "buraya bir daha gelme seni vururum" şeklinde sözler ile tehdit ettiği iddia edilen olayda; 1-Tehdit suçundan yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 2-Dolandırıcılık suçundan yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanık ...’ın, diğer sanık ...’ın oğlu olduğu, katılan ...’in kardeşi olan katılan ...’ın, daha önceden tanıdığı sanık ... ile köy minübüslerinin bulunduğu yerde karşılaştıkları, sanık ...'ın katılan ...'a ne ... yaptığını sorduğu, katılan ...'ın ise KPSS sınavına girdiğini ve yerleşmeyi beklediğini söylemesi üzerine, sanık ...’ın, katılan ...’a, işini yapacağını; ancak bunun için 4000 TL para vermeleri gerektiğini söylediği, katılan ...’ın parası olmaması nedeni ile ağabeyi olan katılan ...’e bu durumu anlattığı, böyle bir vaade önce inanmayan katılanları, sanık ...’ın defalarca evlerinde bulunan telefondan arayarak ...'da tanıdıklarının olduğunu söyleyip işe yerleştirme konusunda ikna ettiği, sanık ...’ın da katılanlara, oğlu olan sanık ...'ın vaadini yerine geitireceğini, aksi halde paralarının kendisi tarafından iade edileceğini, bu ... için kendisinin kefil olduğunu söyleyerek katılanların kendilerine güvenmelerini sağladığı, sanık ...’ın, bu amaçla bir bayana katılan ...’ı telefon ile arattırarak katılan ...'a, telefondaki bayanın ...'dan aradığını, işinin tamam olduğunu belirttiği, bunlar karşısında ikna olan katılan ...’ın 1000 TL parayı ... il merkezinde ... Eğitim Fakültesi önünde bulunan bir parkta sanık ...’a elden teslim ettiği, 3000 TL’yi ise katılanların birlikte ...’ın babası olan sanık ...’ın ikamet ettiği ... köyündeki evine giderek ev içerisinde yalnız bulunan Volkan’a verdikleri, KPSS sonuçları açıklandığında katılan ...’ın bir işe yerleşemediğini öğrenmesi üzerine, sanık ...'a bu durumu bildirerek parasını geri istediğinde, ... ili ... ilçesindeki ... şubesinden, 28.08.2007 tarihinde 600TL parayı ... ... şubesine, ... adına havale ettiği, katılan ...’ın bu parayı teslim aldığının anlaşılması karşısında; kısmi ödemeye katılanın rızasının bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre 168/4 maddesi uyarınca uygulama yapılıp yapılamayacağının hüküm fıkrasında tartışılmaması, Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 30.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla