İçeriğe geç
AC
15. Ceza Dairesi Esas: 2013/7757 Karar: 2013/11663 Tarih: 2013

Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2013/7757 K.2013/11663

(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2013/7757 E. , 2013/11663 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kamu malına zarar verme, Görevi yaptırmamak için direnme, Kamu görevlilerine karşı görevinden dolayı hakaret, Tehdit, Kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Karar Özeti

(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2013/7757 E. , 2013/11663 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kamu malına zarar verme, Görevi yaptırmamak için direnme, Kamu görevlilerine karşı görevinden dolayı hakaret, Tehdit, Kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Karar Detayı

(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2013/7757 E. , 2013/11663 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kamu malına zarar verme, Görevi yaptırmamak için direnme, Kamu görevlilerine karşı görevinden dolayı hakaret, Tehdit, Kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanıkların, yanlarına ailesini de alarak Silivri ilçesine tatile gittikleri, sanık ...'nin, oteli işleten ... isimli kişiye kendisini Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde görevli Başkomiser olarak tanıtarak otel fiyatından indirim yapılmasını sağladığı, olay günü ...'nın, ... isimli müştekiyle tartıştığını gören sanık ...'nin bu kişinin yanına giderek müşteki ..., ... ve ...'a yönelik olarak, belindeki silah görünür şekilde ''seni mermi manyağı yaparım, ben TEM şubede Başkomserim'' diyerek tehdit ettiğinin iddia edildiği olayda silah kullanıldığına dair ve birden fazla kişi ile birlikte tehdit suçunun işlendiğine dair de delil bulunmadığı, bir süre sonra yine sanık ...'nin, bir petrol ofisine gelerek, kendisini yine başkomiser olarak tanıtıp 100 TL değerinde akaryakıt aldığı, ruhsatı bırakarak parasını sonra vereceğini söylediği, daha sonra da 100 TL'lik akaryakıt almak istediği, istasyon müdürü mağdur ...'ın, veresiye veremeyeceğini söylemesi üzerine, sanığın, aracının üzerindeki polis amblemini göstererek ve polis olduğunu söyleyerek mağdura karşı sinkaflı hakarette bulunduğu, olayın kolluğa intikal ettirildiği, sanığa ait olan ve ruhsat kaydı birlikte yaşadığı ...'a ait olan araçta yapılan aramada, 39 adet kuru sıkı fişek, silah yağı, iki adet flaşör, bir adet megafon, aracın Dışişleri Bakanlığı'nda görevli olduğuna dair fotokopi belgenin ele geçirildiği, böylece sanığın, kendisine ait aracın polis aracı olduğu izlenimi uyandıracak materyalleri kullandığı, her iki sanığın polis merkezine götürülmek üzere yakalandığı ve nezarethaneye alındıkları, sanıkların birlikte müşteki polis memurlarına yönelik olarak, “sizin kralınız bizi burda tutamaz, kimlik neymiş, siz kimsiniz, bizi nezarete koyanların a... koyacağım” diyerek hakaret ettikleri ve “Hepiniz öldünüz, burdan çıkar çıkmaz hepinizin kafasına sıkacağım” diyerek tehditte bulundukları, yine her ikisinin birlikte nezarethanenin kapı kilidini kırdıkları, masa ve sandalyeleri yerlere vurarak kamu malına zarar verdiklerinin iddia edildiği olayda, 1-Sanık ... hakkında kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde; Hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK’nın 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre, temyizi mümkün olmadığından sanık müdafiinin bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteğinin 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 2-Sanıklar hakkında kamu malına zarar verme ayrıca sanık ... hakkında zincirleme tehdit suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde; Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir. Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır. Müşteki beyanları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, tehdit suçunun sanık ... tarafından tek başına ve silah kullanılmadan zincirleme olarak işlendiği, diğer suçun da sanıklar tarafından birlikte işlendiği ve bu suçların sabit olduğu gerekçelerine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA, 3- Sanıklar hakkında, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan ve birden fazla kişi tarafından birlikte tehdit suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde; Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye ..., şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da yakıştırmalarda bulunmak ya da sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun ... şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır. Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dâhil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı ya da benzer olması aranmalıdır. Fail, sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte ya da daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir. 5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir,kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 gün 9-259-47 sayılı kararında belirlendiği gibi, olayın gelişimi sırasında sanığın,cebir ve/veya tehdit kullandığı polis memuru olan müştekiler suçun mağduru, kamu idaresi ise suçtan zarar gören konumundadır. “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçunun 5237 sayılı TCK’nın “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde düzenlenmiş olması da kamu görevlilerinin suçun mağduru olamayacakları anlamına gelmemektedir. Aksinin kabulü halinde, görevleri dışında kendilerine karşı cebir ve/veya tehdit kullanılması halinde işlenen bu suçların mağduru olacaklarında kuşku bulunmayan kişilerin, aynı suçlara görevlerinin ifası sırasında kamu görevlisi sıfatıyla maruz kaldıklarında ise suçun mağduru olmadıklarını ileri sürmek çelişkisine düşülecektir ki, bunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Sanığın suçun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanması gerekmektedir. 1-Kamu görevlilerine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan hüküm kurulurken, para cezası yönünde irade gösterilerek doğrudan 5237 sayılı TCK'nın 125/1 maddesi gereğince 90 gün adli para cezası belirlenip aynı yasanın 43/2 maddesi gereğince 1/4 arttırım yapılarak 112 gün adli para cezası verildikten sonra, bu kez de aynı yasanın 125/3-a maddesine göre, 365 gün adli para cezası yerine 1 yıl hapis cezası verilmesi, yine hükmün ilk kısmında zincirleme suç hükümleri uygulanırken, daha sonra uygulanmaması suretiyle ve kabule göre de cezanın, TCK'nın 50/2 maddesine aykırı olarak TCK'nın 50/1-a maddesine göre adli para cezasına çevrilmek suretiyle hükümde karışıklığa yol açılması, 2-5237 sayılı TCK'nın 265/1 maddesine göre, kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişinin cezalandırılacağının hüküm altına alındığı, somut olayda, sanıkların, kendileri hakkında işlem yapan ve yakalama işlemi yapan müşteki polis memurlarına yönelik olarak “hepiniz öldünüz, burdan çıkar çıkmaz hepinizin kafasına sıkacağız” diyerek tehditte bulundukları, sanıkların bu şekilde görevini yapan müştekilere karşı direnme amaçlı olarak tehdit içerikli sözler söylemiş olmaları karşısında, eylemin, bir bütün olarak görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturacağı, tehdit içerikli bu sözlerin, bu suçun unsuru olarak değerlendirileceği dikkate alınarak, sanıkların 5237 sayılı TCK'nın 265/1,3, 43 maddeleri gereğince cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşmek suretiyle birden fazla kişi tarafından birlikte tehdit suçundan hüküm kurulmak suretiyle sanıklara fazla ceza tayini, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 326/son maddesi gereğince sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 24/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla