İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2023/13063 Karar: 2025/18790 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/13063 K.2025/18790

2. Ceza Dairesi 2023/13063 E. , 2025/18790 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1722 E., 2022/186 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER: Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi t

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2023/13063 E. , 2025/18790 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1722 E., 2022/186 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER: Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi t

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2023/13063 E. , 2025/18790 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1722 E., 2022/186 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER: Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü; 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, suçun niteliğinin belirlenmesinde, cezayı artırıcı hükümlerin uygulanmasında müvekkili aleyhine, hukuka ve vicdana aykırı bir ceza tesis edildiğine, ilk derece mahkemesinin, ısrarla suçun bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçu olduğunu iddia ettiğine, ancak olay hırsızlık suçunun tipikliğine uymadığına, ilk derece mahkemesinin hırsızlık ve nitelikli dolandırıcılık suçları arasında suçun niteliğini tayin ederken hataya düştüğüne, hırsızlık suçunun icrai hareketle işlendiğine, somut olayda hilenin bulunduğuna, bu hilenin mağdurun iradesini etkileyecek ölçüde olup olmadığı gibi hususlar irdelenerek, suçun niteliğinin doğru tespiti gerektiğine, müvekkiline isnat edilen bilişim sistemlerinin kullanılması ile hırsızlık suçunda faillerin kimler olduğu, IP adresleri tespit edilerek bulunabileceğine, bu kişilerin tespit edilemiyor yahut yurt dışında bulunmaları nedeniyle yargılanamıyor oluşları, onların ceza gerektiren eylemlerinden dolayı müvekkilini cezalandırma yoluna gitmenin, müvekkiline daha çok kusur yükletilmesinin nedeni sayılamayacağına, sanığın diğer soruşturma dosyaları yahut yargılamalarından yola çıkarak, şahsın suç oluşturan fiilleri işlemesi arasında mahkemenin nasıl bir nedensellik bağı kurduğunu anlamanın mümkün olmadığına, sanığın genç yaşı, üniversite öğrencisi olması, başka niteliklerde herhangi bir suça karışmaması gibi durumlar göz önünde bulundurulduğunda, ceza hukukunun ıslah etme amacı gözetilerek yeniden topluma kazandırılması açısından, ağır bir cezaya mahkûm edilmesinin, vicdanın kabul etmediği, hukuk düzeninin amacına ters düşen bir uygulama olduğuna, orantılılık ilkesine aykırı olarak müvekkilinin cezasına sırf paranın akşam saatlerinde çekilmesi nedeniyle gece vakti artırımı uygulandığına; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, müvekkili sanık ...'ün ceza yargılamasının başından beri samimiyetle ifade ettiği üzere olay tarihinde arkadaşı ...'ın ricası üzerine ...'ın verdiği karttan müştekiye ait parayı çektiğine, paranın hırsızlık ürünü olduğunu kesinlikle bilmediğine, hırsızlık suçunun kast ile işlenebilen bir suç olduğundan müvekkilin de herhangi bir kastı olmadığından müvekkil hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, müvekkilinin henüz soruşturma aşamasında iken müştekinin zararını tamamen giderdiğine, yerel mahkemenin müvekkilinin iştiraki hususunda hiçbir delile dayanmadan müvekkili hakkında mahkûmiyet kararı vermesinin TCK'nın ve ceza hukukunun temel ilkesi olan şüpheden sanık yararlanır ilkesine aykırı olduğuna yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Kayseri 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.04.2019 tarihli ve 2018/548 Esas ve 2019/470 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık .... ile sanık ... müdafinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 11.02.2021 tarihli ve 2019/1735 Esas, 2021/185 Karar sayılı kararı ile “ Haklarındaki hükümler istinaf edilen sanıklar ... ve ...'in, hakkındaki hüküm istinaf edilmeyen sanık ... ... ile fikir ve eylem birliği yaparak, mağdura ait banka hesabına ilişkin bilgileri bir şekilde ele geçirdikten sonra, olay tarihinde geceden sayılan zaman dilimi olan 22.56'da internet bankacılığı üzerinden tanık olarak dinlenen C.Ş'in hesabına 1.370-TL para havalesi yapıp, bu parayı da saat 22.57'de tanık C.Ş'den emanet olarak aldıkları banka kartı ile çektikleri, haklarında dava açılmadan önce, sanık ... ...hakkındaki hüküm istinaf edilmeyen ... ...'ın belirtilen 1.370-TL parayı ayrı ayrı mağdurun banka hesabına yatırdıkları, mağdurunda alınan beyanında olay nedeniyle maddi zararının karşılandığını bildirip, şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında; 1-)Sanıkların belirtilen para havalesini 5237 sayılı TCK'nın 6/1-e maddesinde taraf edilen geceden sayılan zaman dilimi olan 22.56'da havale ettikleri gözetilmekle haklarında 5237 sayılı TCK'nın 143/1 maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, 2-)Sanıklar hakkında düzenlenen iddianamede mağdurun hesabından tanık C.Ş'in hesabına aktarılan 1.370-TL miktarlı para yönünden dava açılmasına ve belirtilen pararın gerek sanık ... ve gerekse hakkındaki hüküm istinaf edilmeyen..... tarafından dava açılmadan ayrı ayrı mağdurun hesabına iade edildiği ve mağdurun tüm zararının karşılandığını bildirmesi ve artık giderilecek bir zarar bulunmaması karşısında, etkin pişmanlık hükümlerinin diğer sanıklar yanında, zararın gidermesine karşı gelmeyen sanık ... hakkında da uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, 3-)Sanıklardan ...'ün tekerrüre esas alınan Kayseri 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/11/2015 tarih ve 2015/375 (E), 2015/811 (K) sayılı ilamının 5237 sayılı TCK'nın 155/2 maddesi gereği "hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma" suçundan mahkumiyete ilişkin olduğu ve anılan suçun sonradan yürürlüğe giren 7188 sayılı yasa ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253 maddesi ile uzlaşma kapsamına alındığı, nitekim aynı mahkemenin 19/02/2020 tarihli ek kararla kamu davasının uzlaşma nedeniyle düşürülmesine karar verildiği, yine adli sicil kaydındaki Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/03/2016 tarih ve 2015/848 (E), 2016/326 (K) sayılı ilamı yönünden de aynı şekilde 04/06/2020 tarihli ek kararla uzlaşma nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verildiği ve sanığın tekerrüre esas olabilecek başkaca adli sicil kaydı bulunmamasına karşılık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması, 4-)Adli sicil kaydına ilişkin bilgiler hükmün (3) numaralı bendinde açıklanan sanık ... hakkında mükerrir olduğu belirtilerek cezanın ertelenmesine veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmekle birlikte, sanığın hukuki durumunun (3) numaralı paragraftaki son duruma göre yeniden taktir edilmesi gerektiğinden, ” nedenleriyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “...bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 11.02.2021 tarihli ve 2019/1735 Esas, 2021/185 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Kayseri 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.06.2021 tarihli ve 2021/256 Esas ve 2021/353 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla