Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2023/1379 E. , 2025/19608 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/107 E., 2022/2493 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddine, beraat kararı verilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine TEBLİĞNAME
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2023/1379 E. , 2025/19608 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/107 E., 2022/2493 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddine, beraat kararı verilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, katılan vekilinin temyiz isteminin, "fındıkların çalındığı yerin işyerinin eklentisi olduğuna, tanık beyanlarında çelişki bulunmadığına, her iki tanık tarafından suça karışan aracın tarifinin benzer şekilde yapıldığına, sanıkların savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğuna, sanıkların cezalandırılmalarının gerektiğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Düzce 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.10.2018 tarihli ve 2016/585 Esas, 2018/536 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanıklar ve müdafileri ile katılan vekilinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 18.02.2019 tarihli ve 2019/235 Esas, 2019/339 Karar sayılı kararı ile “mahkeme kararlarının herkesi tatmin edecek, istinaf denetimine olanak verecek biçimde gerekçeli olmasının gerektiği, sanıklar hakkında hırsızlık amacıyla örgüt kurma suçundan yürütülen soruşturmanın akıbetinin araştırılmasının gerektiği, sanıkların telefonlarının suç tarihinde olay yerinden sinyal verip vermediğinin araştırılmasının gerektiği, suç vasfının tayini için olay yerinde keşif yapılmasının gerektiği, sanık ...'ın suç tarihinde tedavi gördüğüne dair iddianın araştırılmasının gerektiği, ... isimli kişi hakkında soruşturma bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik incelemeyle gerekçeden yoksun şekilde karar verilmesi ve kabule göre de katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi ile gerekçeli karar başlığında suç tarihinin yanlış yazılmasından" bahisle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, bozma kararının bir kısmının hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde yer alan “hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve diğer bozma sebeplerinin ise atılı suçların sübutuna ve suç vasfının tayinine ilişkin eksik inceleme ile karar verilmesi ve uygulama hataları yapılması kapsamında olduğu gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 18.02.2019 tarihli ve 2019/235 Esas, 2019/339 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Düzce 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.10.2021 tarihli ve 2019/155 Esas, 2021/519 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.