İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2023/14556 Karar: 2025/20252 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/14556 K.2025/20252

2. Ceza Dairesi 2023/14556 E. , 2025/20252 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3699 E., 2022/3539 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tar

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2023/14556 E. , 2025/20252 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3699 E., 2022/3539 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tar

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2023/14556 E. , 2025/20252 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3699 E., 2022/3539 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, "Verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığa isnat edilen eylemin, tüm dosya kapsamına nazaran sabit olmayıp, şüphe aşamasında kaldığına, müvekkilinin suç işleme kastı bulunmadığına, bu nedenle suçun unsurlarının da oluşmadığına, yalnızca bir varsayım üzerine cezalandırılması yoluna gidildiğine, sanığın suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delilin mevcut olmaması durumunda şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması ve beraat kararı verilmesi gerektiğine, kabul manasına gelmemek üzere sanığa ceza verilecekse bile lehe olan hükümlerin uygulanması maksadıyla cezai müeyyidenin adlî para cezasına çevrilebileceğine, bu hususa ve diğer sair hususlara ilişkin sanık lehine olan hükümlerin uygulanmadığına"; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, "Müvekkili hakkındaki delillerin oldukça geniş bir şekilde müvekkili aleyhine yorumlandığına, halbuki müvekkilinin 'nitelikli hırsızlık suçu' ile yargılandığına, bu suç tipinin icrai hareketli/zarar suçlarından olduğuna, yani mahkemenin müvekkiline ait zarar doğuran her eylemi veya iştiraki ayrıntılarıyla değerlendirip sonuca gitmesi gerektiğine, müvekkiline ait hareketler değerlendirilmeden suçtan soyut sosyal-ekonomik-iş ilişkileri göz önüne alınarak cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğuna, müvekkili hakkında ceza tesis edilirken alt sınırdan uzaklaşma gerekçelerinin soyut kriterlerle gösterildiğine, mahkeme tarafından gösterilen bu gerekçelerin TCK'nın 61. maddesinin tekrar edilmesinden ibaret olduğuna, mahkemenin alt sınırdan ayrılırken soyut kanuni ifadeleri değil, kanuni kavramların somut olarak nasıl gerçekleştiğini müvekkiline özgüleyerek açıklaması gerektiğine"; sanık ...'in temyiz isteminin, "Dilekçesi ekinde sunmuş olduğu raporlarının dikkate alınarak ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğine, yapmadığı bir suçtan ceza aldığına, dosyanın dikkatli incelenmesi halinde ceza verilmesini gerektirecek bir delilin bulunmadığının görüleceğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İzmir 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.12.2019 tarihli ve 2017/1071 Esas, 2019/1063 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 25.02.2021 tarihli ve 2020/1455 Esas, 2021/590 Karar sayılı kararı ile "1. 28/06/2014 tarihli 6545 sayılı Yasa ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen nitelikli hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 150/3 ve 196/2. maddeleri uyarınca sanık ...'a zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun'un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması, 2. TCK'nın 53. maddesinin uygulanması sırasında, 15/04/2020 gün ve 13100 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinde yapılan değişikliğin gözetilmesinde zorunluluk bulunduğu"ndan bahisle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, zorunlu müdafiliğe ilişkin bozma nedeninin de hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 25.02.2021 tarihli ve 2020/1455 Esas, 2021/590 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İzmir 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2022 tarihli ve 2021/207 Esas, 2022/499 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hükümler kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafileri ile sanık ...'in temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla