Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2023/16345 E. , 2025/19892 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1004 E., 2022/1628 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verile
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2023/16345 E. , 2025/19892 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1004 E., 2022/1628 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin; sanığın iradesinin sakatlanması ve suç işlemek zorunda bırakılması nedeniyle suç işleme kastının bulunmadığı, suçtan kaynaklanan zararın giderildiği ve suç eşyasının ekonomik değerinin azlığının göz önünde bulundurulmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede, 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.04.2021 tarihli ve 2021/113 Esas, 2021/207 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 08.09.2021 tarihli ve 2021/1441 Esas, 2021/1906 Karar sayılı kararı ile "Sanığın üzerine atılı "geceleyin bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık" suçunun düzenlendiği 6545 sayılı Yasa ile değişik TCK'nın 142/2-h ve 143. maddelerinde düzenlenen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nın 150/3 ve 196/2. maddeleri uyarınca sanığa zorunlu müdafii tayini gerektiği gözetilmeden sanık müdafiinin hazır bulunmadığı duruşmada sanığın savunması alınarak hüküm kurulmak suretiyle CMK'nın 289/1-e maddesine aykırı davranılmış olması, Kabule göre de; sanığın suça konu televizyonu satmak üzere ticari taksi ile götürdüğü sırada taksi şoförünün sanığın yanındaki televizyonun kendi taksi duraklarından çalınan televizyon olduğunu anlayarak yolunu durağa doğru değiştirmesi üzerine, sanığın bu durumu anlayıp yakalanmamak için taksiden atlayarak kaçtığı olayda, suça konu eşyanın iadesi hususunda sanığın iradesi ve pişmanlığının bulunmadığı, bu sebeple TCK'nın 168.maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı sabit olmasına rağmen verilen cezadan bu madde uyarınca indirim yapılmak suretiyle sanığa eksik ceza tayini" gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği zorunlu müdafii tayinine ilişkin bozma sebebinin, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “Hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 08.09.2021 tarihli ve 2021/1441 Esas, 2021/1906 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2022 tarihli ve 2021/562 Esas, 2022/125 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.