İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2023/16747 Karar: 2025/20867 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/16747 K.2025/20867

2. Ceza Dairesi 2023/16747 E. , 2025/20867 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1552 E., 2022/1799 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2023/16747 E. , 2025/20867 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1552 E., 2022/1799 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2023/16747 E. , 2025/20867 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1552 E., 2022/1799 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ...'ın temyiz isteminin, "Suç tarihi ile GPRS inceleme tutanağındaki tarihin çeliştiğine, alakası olmayan bir suçtan dolayı ceza aldığına, eylemin gerçekleştiği saatte köyde bulunmadığına, aşamalarda üzerine atılı suçu işlemediğini beyan etmesine rağmen geçmiş sabıkaları nedeniyle savunmalarına itibar edilmediğine"; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, "Katılanın zararının her seferinde giderilmeye çalışıldığına, ancak katılanın bu duruma sessiz kalarak zararının giderilmesine müsaade etmediğine, dolayısıyla bu durum göz önüne alınarak alt sınırdan ceza tayin edilmesi gerektiğine, mağdurların şikâyetçi olmadığına ve zararlarının olmadığını belirttiklerine, zararın olmadığı da dikkate alındığında müvekkilinin cezalandırılmasına karar verilmiş olmasının hakkaniyete aykırı olduğuna, yerel mahkeme tarafından eksik ve hatalı inceleme sonucu ceza verildiğine, müvekkilinin gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasındaki tüm ifadelerinin aynı doğrultuda olduğuna, müvekkilinin samimi beyanda bulunmak suretiyle maddi gerçeği ortaya çıkardığına, pişmanlığını da her fırsatta dile getirdiğine, yargılama konusu çalınan eşyanın maddi değeri göz önüne alındığında değerinin az olduğunun açıkça ortada olduğuna, müvekkili hakkında TCK'nın 145. maddesi doğrultusunda ceza verilmesinden vazgeçilmesi ya da cezada indirim yoluna gidilmesi gerektiğine"; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, "Eksik inceleme ve araştırma sonucu verilen kararın usûl ve esas yönünden yasaya aykırı olduğuna, olayla ilgili hiç bir görgü tanığı bulunmadığına, sanık ... hakkında hısızlık suçundan hüküm verilmesine yeterli, her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediğine, depo kapağının kilitlenerek bırakıldığı konusunda bir araştırma yapılmadığına, sanığın tüm aşamalarda suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiğine, soyut anlatımlara dayanarak cezalandırma kararı verilmemesi gerektiğine, aracın kiralanması ve kullanılması ile sanığın hiç bir ilgisi olmadığına", ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Demre Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.03.2021 tarihli ve 2018/402 Esas, 2021/206 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 01.10.2021 tarihli ve 2021/1759 Esas, 2021/2353 Karar sayılı kararı ile "Sanıklara isnat olunan hırsızlık suçunun suç tarihinde geceden sayılan saat 04.18 de işlendiğinin iddia edilmesi karşısında, 28.06.2014 tarihli 6545 Yasa ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h ve 143. maddelerinde ön görülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak 5271 sayılı CMK.'nun 150/3. ve 196/2. maddeleri uyarınca sanıkların müdafii huzurunda savunmalarının alınması gerektiği"nden bahisle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… Bölge Adliye Mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlâl edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 01.10.2021 tarihli ve 2021/1759 Esas, 2021/2353 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Demre Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.01.2022 tarihli ve 2021/389 Esas, 2022/2 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hükümler kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ın ve sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla